Stefan Zweig – Satranç

Stefan Zweig – Satranç

Her şeyden önce bir son yapıttır Satranç, Zweig’ın edebiyata
ama aynı zamanda yaşama bir vedasıdır, eşi Lotte’yle birlikte 1942 yılının 22
Şubat günü intihar etmeden önce, tamamladığı son yapıttır. (s. 9)

…karşıt iki karakter Mirko Czentovic ile Dr. B. aracılığıyla
çökmekte olan bir dünyanın içine yerleştiren yapıt, kendi simgeselliği içinde,
Avrupa kültürünün ve Avrupalılığın çöküşü olarak da yorumlanabilir. (s. 12)

New York’tan kalkıp Buenos Aires’e gidecek olan büyük yolcu
vapuru…

“Mirko Czentovic, dünya satranç şampiyonu. Turnuva
oyunlarıyla doğudan batıya bütün Amerika’yı bucak bucak dolaştı, şimdi de yeni
zaferler kazanmak için Arjantin’e gidiyor.” (s. 13)

“her alanda evrensel bir kültürsüzlük içindeydi”

Sabit fikirli, kafasını tek bir düşünceye takmış her türlü
insan, yaşamım boyunca beni çekmiştir, çünkü bir insan kendini ne kadar
sınırlarsa, öte yandan sonsuza o kadar yakın olur; işte böyle görünüşte
dünyadan kopuk yaşayanlar, özel yapıları içinde karınca gibi, dünyanın tuhaf ve
eşi benzeri olmayan bir maketini kurarlar. (s. 20)

McConnor piyonu son kareye sürmek için elini uzatmıştı ki,
birisi kolundan yakaladı, alçak sesle ve heyecanla fısıldadı: “Tanrı aşkına!
Sakın ha!” (s. 30)

Hesaplamasının hem hızlı hem de kesin olması bizi afallattı;
hamleleri bir kitaptan okuyup söylüyordu sanki. (s. 31)

O âna dek hep ayakta oynayan Czentovic, duraksadı, duraksadı
ve sonunda

ağır ağır oturdu; böylece o âna dek bize tepeden bakan Czentovic,
bizimle aynı düzeye inmiş oldu. (s. 32)

Dr. B. En sonunda bir oyun oynamayı kabul etti. (s. 36)

İmparatorluk ailesinin bazı üyelerinin anamallarının yönetimi
de bize verilmişti.

Nasyonal Sosyalistlerin ya para ya da önemli bilgiler
koparmayı umdukları öteki küçücük gruba girdim.

İmparatorluk ailesine ve Avusturya’da monarşiyi canla başla
destekleyen herkese karşı kanıtlar.

Önemli bilgi ya da para koparılacak benim gibi insanları bu
nedenle toplama kampına göndermediler, özel bir uygulama yaptılar. Akrabalarından
milyonlar

koparmayı umdukları Avukat Baron Rotschild’in kesinlikle dikenli
tellerin ardındaki bir toplama kampına atılmadığını, belirgin bir kayırmayla
bir otele, Gestapo’nun karargâhı olan Metropole Oteli’ne yerleştirildiğini ve özel
bir odası olduğunu anımsarsınız belki. (s. 40)

Bize hiçbir şey yapmadılar, bizi tümüyle hiçliğin içine
yerleştirdiler, çünkü bilindiği gibi yeryüzünde hiçbir şey insan ruhuna hiçlik
kadar baskı yapmaz.

Yapacak, duyacak, görecek hiçbir şey yoktu, her yerde ve
sürekli hiçlikle çevriliydi insan, boyuttan ve zamandan tümüyle yoksun boşlukla.
(s. 41)

Kendime bir uğraş bulmak için, bir zamanlar ezberlemiş
olduğum her şeyi yüksek sesle okumayı denedim,

Sözcüklerle anlatılamayacak bu durum dört ay sürdü.

Paltolardan birinin yan cebinin biraz şişmiş olduğunu ayrımsadım.
Yaklaştım ve kabarıklığın dikdörtgen biçiminden, bu biraz şişmiş cebin içinde
ne olduğunu anladım: bir kitap! (s. 47)

Bu kadar büyük bir tehlikeyi göze alarak ele geçirdiğim, bu
kadar büyük bir beklentiyle sakladığım kitap bir satranç albümüydü, yüz elli ustanın
oyunundan oluşan bir toplamaydı.

Satranç tahtasını taşlarıyla birlikte beynimin içine
yansıtmıştım ve yalnızca formülleri kullanarak o anki konumu bir bakışta
anlıyordum,

…bu mutlu dönemim aşağı yukarı iki buçuk ay sürdü.

Satrancın çekiciliği temelde bir tek şeyden kaynaklanır:
stratejisinin farklı beyinlerde farklı biçimlerde gelişmesinden.

O aylar boyunca hücremde bu çılgınca enerjiyle kendime karşı
kaç tane oyun oynadığımı yaklaşık olarak bile söyleyemem,

Serbest bırakıldım. Kafamın iyi çalışmadığını söylemiş
olabilirdi ya da belki de bu arada Gestapo için önemsiz olmuştum, çünkü Hitler
o süre içinde Böhmen’i ele geçirmişti ve böylece Avusturya’nın işgali
tamamlanmıştı.

Geriye dönüp baktığımda yalnızca dehşetle anımsadığım bu
tutkulu, ateşli oyuna ikinci kez kapılmak istemiyorum.

Oyun uzadıkça Dr. B.nin giderek daha huzursuzca koltuğunda
kıpırdanışını kaygıyla izledim,

Dr. B. Czentovic’in ata uzandığını görünce, sıçramak üzere
olan bir kedi gibi büzüldü. Bütün bedeni titremeye başladı ve Czentovic atı
oynar oynamaz, veziri sertçe ileri sürdü, zafer kazanmış gibi, “İşte!
Tamamdır!” diye bağırdı,

Czentovic oyundan çekilmişti.

Schachnovelle

Türkçeleştiren: Ayça Sabuncuoğlu

Can Yayınları

37. Baskı, Ekim 2012