STATÜ

325

 

STATÜ

 

Statü terimi modem
sosyal bilimde a) bir sosyal sistemde aynı yapı içinde bulunan başkalarıyla
karşılıklı davranış kalıplarını içeren konum, b) saygınlık dağılımı içinde
bulunan yer (ki bu zaman zaman örtük de olsa haklar, sorumluluklar, güç ve
otoritey­le ilişkilidir yüksek ve düşük statü gibi), c) bir sosyal sistemde
saygınlık dağılımında ulaşılan yüksek yer (statü elde etmeye çalış­mak gibi)
gibi anlamlan ifade eder.

Toplumsal teori,
toplum felsefelerinden toplumsal örgütlenmenin en önemli özeli­ğinin hak ve
sorumluluklann dağılımı oldu­ğu fikri yanında statü terimini de tevarüs et­ti.
“Statü esasen bir bireyin hukuki kapasi­telerinin toplamına işaret eden
bir hukuk terimidir. Kişinin hukuki olarak kendine ve başkalarına karşı hak ve
sorumluluklar ko­nusunda etki yapabilme gücüdür”.

Statü sözcüğü sosyal
bilime Avrupa top­lum felsefelerinin özellikle Hobbes, Locke ve Smith’de
ifadesini bulan otorite, kanun ve sosyal düzenle ilgili uzun çalışmalarının
sonucunda girmiştir. Bu kişiler, bir toplu­mun varlığını sürdürmesiyle, bir
takım in­sanların ötekilerden daha fazla saygınlık ve güç sahibi olması
arasında zorunlu bir bağ­lantı varsayıyorlardı. Tabii felsefeciler çe­şitli hak
dağılımı biçimlerinin toplumun idamesi için nasıl etkiler oluşturacağı konu­sunda
farklı şekillerde düşünüyorlardı.

H. S. Maine terimi,
toplumu ‘statüden sözleşmeye’ çevrilen bir şey olarak gören ünlü cümlesinde
şöyle kullanır: “Tarihin başlangıç noktası olan kişilerin tüm ilişkile­rinin
aile ilişkileri olduğu bir durumdan (statü), tüm toplumsal ilişkilerin
bireylerin özgürce anlaşmalarından doğduğu bir sos­yal düzene (sözleşme) doğru
yavaş yavaş geçiyoruz.”

Bu zihni arkaplandan
yola çıkarak R. Linton statüyle bir bireyin toplumda hak ve görevleri
temelindeki konumunu ifade et­mek üzere kullanmıştır. Rol, bu hak ve gö­revlerin
eyleme dökülmesinden ibaretti. Linton’ın statü ve rol konusundaki ikili tanı­mı
çoğu zaman alınlılarda kullanılırsa da, tam anlamıyla benimsenmez. Statü ara
sıra toplumsal statü olarak tanımlanır, rol ve sosyal konum çoğu zaman
birbirlerinin ye­rine geçecek şekilde kullanılır.

Bir sosyal sistem
içinde bulunulan ko­numlar olarak statüler, sadece hak ve gö­revler bakımından
değil, en azından siste­me üye olanlarca paylaşılan standartlara uygun olarak
dağıtılan saygınlık ve şeref

problemler de ortadan
kaldırılmış olmakta­dır. Bu şekilde kullanıldığında s ta ütü. say­gınlık
dağılımı hiyerarşisinde yüksek bir konumu ifade etmektedir.

(SBA)