SÖZDEBİLİM NEDİR

PAYLAŞ

 

Gördüğümüz gibi, bilimsel çalışma belli standartları gerektirir. Bilime olan güveni­miz bundan ileri gelir. Sözdebilim, bilimin gerektirdiği standartları taşımadığı ve bi­limsel araştırmalarla desteklenmediği hâlde bilim kılıfı altında bize sunulan bilgi ve pratiklerdir. Sözdebilim, toplumda bilime duyulan saygı ve güvenin kimi kişi ve gruplarca, çoğunlukla maddi çıkar sağlamak amacıyla, kötüye kullanılmasıdır.

Kim ileri sürmüş olursa olsun test edip sınamadan iddiaların doğru olup olma­dığını bilmek mümkün değildir. Kimi zaman bilim insanları tarafından öne sürülen iddialar teste tabi tutulduktan sonra bilimsel bir değerleri olmadığı anlaşılabilir. Ör­neğin 19. yüzyılın sonunda kimi bilim insanları kafatası şeklinden insan karakteri­nin saptanabildiğini iddia ettiler. Frenoloji adı verilen bu iddialar test edildiğinde geçerlilikleri olmadığı görüldü. Ancak günümüzde hâlâ frenolojiye inanan kişiler vardır. Demek ki bilim kapsamında öne sürülen bir iddia reddedildikten sonra söz- debilime dönüşebilir. Öyleyse sözdebilimin bilimden farkı öne sürdüğü iddalar değil, bu iddiaları öne sürerken bilimsel ilke ve süreçleri izlememesidir. Örneğin biri kafa masajı terapisinin psikolojik sıkıntılara iyi geldiğini iddia edebilir. Bir baş­kası havuç-kereviz-maydanoz diyetiyle karaciğer kanserinin önünün kesilebilece­ğini öne sürer. Bu iddiaların geçerli olma ihtimali vardır. Ancak bu iddialar sağlam yöntemlerle test edilip onaylanmadıkları hâlde bize tartışmasız doğrular olarak su- nuluyorlarsa şüpheyle yaklaşmamız gerekir.

Eğitim ve uzmanlığımız olmayan konularda neyin bilim neyin sözdebilim oldu­ğunu ayırt etmek kolay değildir. Yine de sözdebilimin belli başlı özelliklerini bil­mek dayanaksız bilgileri bilimden ayırt etmede bize yardımcı olur.

Sözdebilimi Nasıl Tanırız?

Sözdebilim Sıklıkla Bilimsel Tınılı Terimler Kullanarak Bir Bilimsellik Kisvesi Yaratır.

Kitapçılarda “Kuantum Düşünce Tekniği”, “Çekim Yasası ile Başarı ve Zenginlik”, “Kozmik Bilim ve Bilinçle Yaşam Enerjisi”, “Zengin Olma Bilimi” gibi isimlere sa­hip kitaplarla karşılaşabilirsiniz. Bu başlıklar kuantum, çekim yasası, enerji gibi bi­limsel kavramları kullandıkları için bilimsel bir temele dayandıkları izlenimini ya­ratabilirler. Oysa incelendiğinde bu kitapların fizikle hiçbir ilgisi olmayan kişilerce yazıldığı ve kuantum ya da enerji gibi konularda yüzeysel, yanlış veya uydurma bilgiler içerdikleri görülür. Dolayısıyla bu kitapların bilimsel bir temeli ve değeri yoktur. Bilimsel terimler bir göz boyama aracıdır.

Sözdebilim Test Edilip Doğruluğu Sınanamayacak Önermelerde Bulunur.

Sözdebilimin önermeleri çoğu zaman muğlak, dolayısıyla her durumda onaylana­cak önermelerdir. Örneğin sözdebilimsel bir kitapta “çekim yasası” adı altında öne sürülen bir fikre göre insanlar istedikleri şeyleri kendilerine çekerler. Bu iddiaya göre bir şeyi yeteri kadar isterseniz o şey gerçekleşecektir. Peki bu iddiayı çürüt­mek mümkün müdür? Diyelim ki bir şeyi çok istediniz ama o şey gerçekleşmedi. İddia çürütülmüş olur mu? Hayır çünkü siz bir şeyi ne kadar çok istemiş olursanız olun, “yasa” size “yeteri kadar isteseydiniz olurdu” cevabını verecektir. Demek ki bu iddia çürütülebilecek bir iddia değildir. Bir iddianın çürütülemeyecek olması el­bette o iddianın doğruluğunu göstermez.

Sözdebilim Bilimsel Süreçten Kopuktur.

Bilimsel süreçte bilgilerin hakemli dergilerde yayınlanmasının önemini sebepleriy­le gördük. Sözdebilim bilimsel dergilerde kendine bir yer bulamaz ya da bilimsel dergilerde yayınlanan çalışmalar sözdebilimin iddialarını çürütür. Bilimsel süreçten kopuk oldukları için sözdebilimsel iddialar bilimsel metod kullanan çalışmalara dayanmaz. Onun yerine sıklıkla anekdotlara başvurulur. Örneğin yukarda bahsi geçen “çekim yasası”nı anlatan kitap bir şeyi çok isteyip o şeye kavuşan kişilerin hikayelerini anlatır. Peki bu anekdotlar kanıt sayılmaz mı? Hayır, anekdot kanıt sa­yılmaz. Anekdot kanıt sayılmaz çünkü bir ya da birkaç örnekten genellemeye var­mak mümkün değildir. Tek bir örneğin her zaman istisna olması ihtimali vardır, Örneğin ortalama bir Türk erkeğinin boyu nedir bilmek istiyorsak bir basket- bolcunun boyuna bakmak bizi yanıltır. Genellenebilir sonuçlara varmak için daha geniş insan gruplarını incelememiz gerekir. Bunun da ötesinde sözdebilim anek­dotlarını rastgele değil iddialarını doğrulamak üzere seçer. Örneğin “çekim yasa­sından bahseden bir kitapta “çekim yasası”nı yanlışlayan bir anekdot bulmak mümkün değildir. Dolayısıyla anekdotlar kanıt değeri taşımaz.

Sigaranın sağlığa zararlı olduğunu gösteren bulgulardan söz ettiğinizde bir arkadaşınız size “Hüseyin Amca’m on üç yaşından beri sigara içer. Şimdi yetmiş yaşında, senden ben­den daha sağlıklı. Hepimizi gömer valla” diye karşı çıktı. Bu örneğe dayanarak bahsettiği­niz bulguların doğru olamayacağını iddia etti. Arkadaşınızın argümanını geçersiz kılan ne­dir? Arkadaşınıza ne cevap verirdiniz?

Sözdebilim çoğunlukla ticari bir amaç güder.

Öne sürülen iddialar kitap sat­mak, bir hizmeti pazarlamak, müşteri çekmek için bir araç olabilir. Oysa bilimsel çalışmalar insanlığın faydasını amaç edindiği için kâr amacı güdülmez. Temel de­ğer gerçeğe daha yakın bilgiler elde etmektir. Bilimsel yöntem bilmek bize sunu­lan bilgilere daha şüpheci şekilde yaklaşmamıza yardımcı olur. Bu dayanaksız bilgi­lere kanarak maddi ve manevi zarara uğrama ihtimalimizi azaltır.

Sözdebilimi bilimden ayırmanın bir yolu bulguların hakemli bilimsel dergilerde yayınlanıp yayınlanmadığına bakmaktır. Bir diğer yöntem iddiaları ortaya atanların profesyonel kimliğini gözden geçirmektir. Herhangi bir bilimsel unvanı bulunma­yan, bilimsel bir formasyon sürecinden geçmemiş, bilimsel kurumlarla ilişiği olma­yan kişiler bilimsel iddialarda bulunuyorsa bu iddialara şüpheyle yaklaşmakta fay­da vardır. Bilimin bugün geldiği noktada her alanda uzmanlaşmak ciddi bir zaman ve emek gerektirir. Dolayısıyla kendi alanında uzman olan bir bilim insanının uz­manlığı dışında bir alandaki görüşleri konusunda da dikkatli olmalıyız. Örneğin bir kimyager alanında ne kadar ileri gitmiş olursa olsun, bu onun sosyolojik görüşle­rinin haklılığını göstermez.

Bir Sözdebilim Örneği: Astroloji

Şimdi sözdebilimin yukarda saydığımız özelliklerini bir örnek üzerinde incele­yelim. Ele alacağımız örnek astroloji olacak. Astroloji güneş sistemindeki geze­genlerin hareketlerinden insanların karakterleri ve kaderiyle ilgili çıkarımlar yapar.

Sözdebilimin ilk özelliği bilimsel kavramları kullanarak bir bilimsellik kisvesi yaratmasıydı. Astroloji astronominin ilgi alanına giren gökcisimsel hareketlerden yola çıkar, dolayısıyla kullandığı terminoloji astrolojiyle kesişir. Örneğin bir astro­loji sitesinde “Terazi burcunda yer alan Venüs, Kova burcunda geri gitmekte olan Neptün ile üçgen açı yapıyor” şeklinde bir ifade okuyabilirsiniz. Bu tür ifadeler as­trolojiye bilimsel bir tını verir. Gökcisimlerinin hareketleriyle ilgili bu gözlemler doğru bile olsa, bu hareketlerin insan hayatını şekillendirdiği iddiası bu gözlemle­rin doğruluğundan bağımsızdır.

Sözdebilimin ikinci özelliği sınanamayacak ya da yanlışlanamayacak tahminler­de bulunmasıdır. Bu özelliği pek çok astrolojik tahminde görmek mümkündür. Bir burç sitesinden alınmış aşağıdaki örneği inceleyelim:

Sevgili Koçlar, şefkat, dostluk, yardımseverlik, ilgi dolu tavırlarınızı, iş çevre­niz başta olmak üzere sevdiğiniz herkese göstermenizi sağlayan Ay gezege­ninin Balık burcu seyri altında güne devam etmektesiniz. Dost diye bildiği­niz insanların size kötülük yapabileceğini aklınıza bile getirmezsiniz. Fakat bir gün karşınızdaki kişinin yanlışını yakaladığınızda tabii ki en acımasız şekilde cezalandırırsınız. Bu yüzden sizi sinirli biri olarak görürler.

Bu örnekte Koç burçlarına bir yandan şefkat, dostluk, yardımseverlik gibi tavır­lar yakıştırılırken, bir yandan da bu burç insanının sinirli olabileceği ve en acıma­sız davranışları gösterebileceği söylenmektedir. Yani normal koşullarda birbiriyle bağdaşmayan acımasızlık ve şefkat gibi iki özellik aynı anda aynı kişiyi tasvir et­mekte kullanılmaktadır. Koç burcu insanlarının şevkatli ve yardımsever davrana­cakları iddia edilseydi bu insanların sinirli ve acımasız davranışlarını gözlemlediği­mizde bu tahminin tutmadığını söyleyebilirdik. Aynı şekilde acımasız ve sınırlı davranacakları iddia edilseydi, dostane ve şefkatli davranışları tahminleri yanlışlar­dı. Ama en acımasızdan en şefkatlisine kadar her türlü davranış yukarıdaki tahmi­ni doğrulayacak niteliktedir. Böyle muğlak bir tahmini yanlışlamak zordur, dolayı­sıyla tahmin her şekilde doğru gözükecektir.

Şimdi bir de günlük fal örneğini gözden geçirelim:

Baskı altında kaldığınız zaman doğru bildiğiniz konularda bile hatalar ya­pabiliyorsunuz. Bugün değişen koşullara ayak uydurmakta zorlanabilirsi­niz. Çevrenizi sınamadan hiçbir şekilde düşüncelerinizi ortaya koymamalı­sınız.

Baskı altında hatalar yapmak ve değişen koşullara ayak uydurmakta zaman za­man zorlanmak hemen herkes için geçerli durumlardır. Dolayısıyla bu fal her za­man doğrulanacak tahminlerde bulunmakta, elimize onu yanlışlama imkânı ver­memektedir. Aynı zamanda tahmin bu burç insanını bir başka burç insanından ayı­racak herhangi bir bilgi içermemektedir. Bu iki örnekte gördüğümüz gibi sözdebi- lim muğlak ve reddedilmesi güç iddialarda bulunma eğilimindedir.

Sözdebilimin üçüncü özelliği bilimsel süreçten kopuk olmasıdır. Sözdebilimsel iddialar bilimsel süreçten geçmemiştir, yahut geçmişlerse bilimsel olarak çürütül­müşlerdir. Astroloji örneğinde ikinci durum söz konusudur. Astrolojik tahminlerin gerçeklik değeri taşıyıp taşımadığını görmek üzere pek çok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalar astrolojik tahminlerin rastgele tahminlerden fazla bir değer taşımadığını göstermiştir. Peki ama astrolojinin bilimsel doğruluğunu nasıl test edebiliriz? Diye­lim ki bir bilimsel komisyon kuruldu, sizi de komisyona üye atadılar. Göreviniz as­trolojik tahminlerin geçerliliğini test etmek. Astrolojinin geçerli olup olmadığını nasıl test edebilirsiniz? Devam etmeden bir durup düşünün.

Astrolojiyi bilimsel olarak test etmek için yapılması gereken astrolojinin tah­minleriyle gerçekte olanları ya da astrolojinin tahminleriyle rastgele tahminleri kıyaslamaktır. Eğer astrolojik tahminler gerçeklerle uyuşmuyorsa veya astrolojik tahminlerin gerçekte olanlarla uyuşma ihtimali rastgele tahminlerinkinden fazla değilse astrolojik tahminlerin bir değer taşımadığını söyleyebiliriz. Aşağıda astro­lojiyi test etmek için başvurabileceğimiz yollardan sadece birkaç tanesini görebi­lirsiniz:

  • Yöntem 1: Standart psikolojik ölçeklerle insanların kişilik yapıları ölçülür, Kişilik yapıları ile burçlar arasında düzenli bir ilişki olup olmadığı incele­nir. Eğer aynı burçtan insanlar benzer ve astrologlarca öngörülen kişilik özelliklerine sahipse burçların kişilikle bir ilgisi olduğu fikri desteklenmiş olur. Eğer böyle düzenli bir ilişki gözlenmezse burçların kişilik yapısıyla il­gisi olmadığı ihtimali güç kazanır.
  • Yöntem 2: Bir günün sonunda o günün astrolojik falları farklı burçlardan insanlara verilir. Fallar verilirken her bir falın hangi burca ait olduğu bilgi­si silinir. Kişilerden yaşadıkları günü en iyi tasvir eden falı seçmeleri iste­nir. Eğer kova burcu insanları kova burcu falını, terazi burcu insanları te­razi burcu falını diğer burçların fallarından daha yüksek oranlarda seçerse falların bir geçerliliği olduğu çıkarımını yapabiliriz. Ama kişilerin burçla­rıyla seçtikleri fallar arasında bir ilişki gözlemlenmezse o zaman gündelik falların bir gerçeklik değeri olmadığı iddiası desteklenmiş olur.
  • Yöntem 3: Evlenme ve boşanma istatistikleri incelenir. Boşanan çiftlerle evli kalan çiftler arasında karşılaştırma yapılır. Astrologların daha uyumlu olduğunu iddia ettiği çiftlerin (örneğin Terazi kadını ile Yengeç erkeği) daha uyumsuz olduğu iddia edilen çiftlere kıyasla daha düşük oranlarda boşanıp boşanmamış oldukları incelenir. Eğer iyi anlaşacağı iddia edilen çiftlerin boşanma oranı kötü anlaşacağı iddia edilen çiftlerden farklı değil­se astrolojik iddiaların geçerli olmadığı tezi güçlenir.
  • Yöntem 4: Her bir denek için astrologlar tarafından doğdukları yer, yıl, gün ve saate göre bir horoskop hazırlanır. Astrologlardan bu horoskopları ince­leyerek horoskopun sahibi hakkında bir rapor yazmaları istenir. Deneklere astrologlar tarafından hazırlanmış üç farklı rapor verilir ve bu üç rapor ara­sından kendilerini en iyi anlatanı seçmeleri istenir. Bu üç rapordan biri de­neklerin kendi horoskopları için hazırlanmış olan rapor, diğer ikisi başka denekler için çıkartılmış raporlardır. Eğer bu astrolojik raporların bir geçer­liliği varsa denekler kendileri için çıkartılmış olan raporu diğer denekler için hazırlanmış olanlardan daha yüksek oranlarda seçmelidir. Ama eğer bir geçerlilikleri yoksa her bir raporu seçme ihtimalleri eşit olmalıdır.

Gördüğümüz gibi astrolojik bilgilerin güvenilir ve geçerli olup olmadığını test etmenin pek çok yöntemi vardır. Bu ve benzer yöntemlerle yapılan çalışmalar astrolojik tahminlerin bir geçerliliği olmadığını göstermiştir. Örneğin dördüncü yöntemi kullanan bir çalışmada 83 denekten 28’i (%33.7) kendi horoskoplarına bakılarak hazırlanmış olan raporu seçerken diğer denekler başkaları için hazır­lanmış raporları seçmiştir. Bu oran raporlar arasında rastgele bir seçim yapıldı­ğında elde edeceğimiz orana (1/3) çok yakındır. Bu çalışmaların sonuçları bize astrolojinin bir bilim değil sözdebilim olduğunu ve astrolojik bilgilere güvenme­mizin akıllıca olmadığını söyler.