Sosyoloji Teorileri ve Ortak Özellikleri:Özgün Dil

 

Her sosyoloji teorisi, açıklama iddiasında olduğu alanda görünür hale getirdiği gerçekleri isimlendirir, yani yeni kavramlar üretir. Teorinin, açıkladığı olgunun genişliği ölçüsünde, ürettiği kavramlar çok ve geliştirdiği dil zengin olur. Bu nedenle, geniş kapsamlı önermeler içeren makro teoriler mikro teorilere oranla daha özgün bir dil geliştirirler. Bu dilin özgün olmasının nedeni, kavramları, konusu, yaklaşımı ya da kapsamının farklı bir teori için aynı ölçüde önemli olmamasıdır. Örneğin, Marksist teorinin burjuvazi, sınıf mücadelesi, sınıf bilinci gibi temel kavramlarının fonksiyonalist incelemelerde önemli bir yerinin olmayacağı aşikardır.
Teorilerin görünür hale getirdiği gerçekleri isimlendir-mesinin, yani yeni kavramlar üretmesinin ve her teorinin kaçınılmaz olarak kendine özgü kavramlar geliştirmesinin bir sonucu da, ‘geçerli teorilerin toplamının oluşturduğu bir alan’ olan sosyolojinin zengin ve hususi bir dilinin ortaya çıkmasıdır. Bu dil, sosyolojiye aşina olmayanlara kolay anlaşılır görünmemekte, ve bu yüzden zaman zaman “sun’i” olmakla itham edilmektedir.*
Ne var ki sosyolojinin içine girildiğinde “özgün bir dil” ile karşılaş-manın ötesinde “diller” diyebileceğimiz bir durumla karşılaşılmaktadır. Çünkü toplumun bütüncül bir açıklamasını yapma iddiasında olan makro teorilerin her birinin kendine ait terminolojisinden oluşan dil, aynı iddiada bulunan bir başka teorinin dilini mantıksal bir zorunlulukla reddeder. Bu nedenle makro teorilerin tamamı, doğrudan ya da dolaylı olarak ‘sosyoloji budur, bundan başkası olamaz’ derler. Bu husus, genel teoriler ile “orta boy” teorileri birbirinden ayıran karakteristik bir özelliktir.