Sosyoloji Tarihi – N.Ş. Kösemihal

August Comte
8 Ocak 1798’de memur bir babanın oğlu olarak Montpellier’de doğdu.
3 kardeşi daha oldu.
1817’de Saint-Simon’un yanında sekreter olarak çalışmaya başladı. Bu işe 7 yıl devam etti.
5 Eylül 1857’de ülserden öldü.
Yaşadığı dönemim çalkantılarından olsa gerek tüm çalışmaları kargaşayı önlemek, toplum huzurunu sağlamak üzerine kuruludur.
Bunun olabilmesi için öncelikle insanların zihinlerinde birlik olmayı başarmaları gerektiğine inanıyordu.
İnsan zihninin üç önemli bölümü:
1) Teolojik -> Zekanın hareket noktasıdır.
2) Metafizik -> Köprü vazifesi görür.
3) Bilimsel -> Zekanın kesinlik kazanmasıdır.

Olumlu (pozitivist) çağda insanlar, mutlak olanın peşinden koşmaktan vazgeçip akıl yürütmelerle, olaylar arasındaki ilişkiyi yani “kanunları” bulmakla uğraşmalıdırlar.
Bilimleri; soyut (kanunları araştırır) ve somut (özel tanımlı) olarak ikiye ayırır.
Bilimlerin Sınıflanması:
Matematik bilimleri:
a) Soyut -> hesap, cebir, integral
b) Somut -> geometri, mekanik
Doğa bilimleri:
1) İnorganik fizik
a) Gök fiziği -> Astronomi
b) Yer fiziği -> Fizik, kimya
2) Organik fizik
Bireysel ya da bireyle ilgili olarak biyoloji, cinsel ya da cinsle ilgili olarak sosyoloji

– Aşk, düzen, ilerleme;
Pozitivist bir toplumun din gibi benimsemesi gereken üç temel ilkesidir.
Ahlak, bencilliğin özgecilik altına sokulmasıdır. Bu nedenle ahlak ancak sosyolojinin bir dalı olabilir.
Comte’a göre ahlak, başkaları için yapıp ettiklerimizdir. Ahlaklı bir hayat, başkaları için yaşanmış olan hayattır.

Emile Durkheim
15 Nisan 1858 – 15 Kasım 1917
Comte’un felsefesini geliştirip bugünkü sosyolojinin ana hatlarını belirledi.
Kollektif bilinç, bireysel bilinçten tamamen farklı bir tür olarak incelenebilir.
Toplum, bireylerin bir toplamı değil bireşimidir.
Toplumsal hayatın açıklanmasını psikoloji alanında değil yine toplumsal hayatta aramak gerekir.
Kollektif bilinci bireysel bilinçten ayıran iki nesnel nitelik:
a) Dışlık
b) Baskı
Toplumsal olaylar, etik, din vs. dıştan gelen “biçimlerin” içindedirler. Kendisi istesede istemesede bireye zorla kabul ettirilirler.
Toplumdaki iş bölümü, birliktelik ve dayanışma Durkheim’ın ilgi odağıdır.
İntihar olaylarının nüfusa paralel olarak artış veya azalma göstermesi bu sorunun sosyolojiye dahil edilmesi gerektiğini savunmasında belirleyici olur.
Devrim, savaş ve benzeri toplumsal olaylarda intihar olaylarında azalma gözlemlenir.
Bunun nedeni; toplumsal bilincin bireysel bilinci sımsıkı sarmasıdır.
İntihar bir delilik hali değildir.
İntiharın toplumsal nedenleri
1) Bencil
Birey kendini yalnız hisseder. Katı kuralların olmayışının bireyi serbest bırakıp toplumsal bağlardan uzaklaşılmasının etkili olduğunu vurgular.
2) Özgeci
Birey topluma çok fazla bağlı olduğu için intihar eder. İlkel toplumlarda ve askeri yapı içerisinde örneklerine rastlanır.
3) Anomik
Ekonomik, siyasal vs büyük bunalımlar intihar olayına sebep olur.
Toplumsal değişimin aşırı hızlı yaşanması bireyin manevi dünyasını alt-üst eder.
Durkheim’ın çalışmaları intihar olayına çözüm öneremez.

Remzi, 95