SOSYAL YAPI

 

Sosyal yapı, kültürel yapıdan farklı bir olguyu tasvir eder. Sosyal yapı daha çok, sosyal yapıyı oluşturan unsurların mekanik bir bütünlüğüdür. En genel anlamıyla sosyal yapı, bir grup oluşturan insanların rol, statü, yetki ve sorumluluklarının yanyana ve/veya üstüsteliğinden meydana gelen bütün”ü ifade etmektedir. Bu bağlamda yapı:

     Bir bütünün çeşitli parçalarının kendi içinde düzenleniş biçimi (mesela, insan vücudunun yapısı, bir lalenin yapısı).
     Bir bütüne tutarlılığını ve kendine özgülüğünü kazandıran düzeni (mesela, Osmanlı sanayi yapısı, Türk milli eğitim yapısı).
     Çeşitli unsurları birbirine bağlı teşkilatlanmış geniş bütün (mesela, Osmanlı Toplum Yapısı, Cumhuriyet Dönemi Türk Toplum Yapısı, Feodal Toplum Yapısı) anlamlarına gelmektedir.

Sosyolojinin önemli kavramlarından birisi de sosyal yapı kavramıdır. Ancak sosyal yapının neyi ifade ettiği ve hangi varlığı tasvir ettiği konusunda sosyologlar arasında ortak bir görüşün bulunmadığı da bir gerçektir. Bu farklılıkların temel nedeni, sosyal yapının muhtevasından ileri gelmektedir. Bu muhteva ise çeşitli sosyolog ve sosyoloji ekollerine göre değişmektedir.
Genel olarak, bir sistem özelliği gösteren oluşuma yapı denir. Sistem ise, bu yapının parçaları arasındaki ahenkten doğan bütündür. Daha açık bir ifade ile, şayet bir bütünün parçalarından her biri değişik fonksiyonlar üstlenmiş ve bu fonksiyonlar arasında uyumlu bir ilişki varsa, bu parçalar ve fonksiyonlarından birinde meydana gelen değişme diğerlerine de yansıyor ve sonuçta bu değişme bütünü etkiliyorsa, bu durumda bir yapıdan sistem olarak söz edilir.
Sosyal yapıyı bir sosyal sistem olarak ele aldığımızda, parçalarını aşağıdaki şekille ifade etmek mümkündür:
 
Çağdaş Alman sosyologlarından Rene König’e göre, sosyal yapı kavramını kullanmakla şu iki amacın güdülmesi söz konusudur:

     Bir toplumun veya sosyal grubun içyapısını (sosyal sistemini) bu-lunduğu ortamda belirlemek.
     Bir toplum veya sosyal grup içindeki sosyal bağların objektif ola-rak tanınması imkânını sağlamak.

Bu şartların Le Play’in monografi metodunda kullanıldığını görmekteyiz. Avrupa İşçileri adlı büyük eserinde o araştırdığı ailelerin, yapı özelliklerini şöyle sıralamaktadır:

     Toprak, endüstri, nüfus durumu
     Ailenin medeni durumu
     Din ve Ahlak
     Sağlık
     Ailenin sosyal statüsü
     Mal, mülk
     Ödenek
     İş ve Endüstri
     Yiyecekler, yemekler
     Mesken, mobilya, elbise
     Eğlence
     Ailenin tarihi
     Ailenin gelenek, töre ve kurumları
     Bütçe.

Demek ki, Le Play’e göre bir sosyal yapı tasvirinde yukarıdaki hususların araştırılması lazımdır. Böylece ele alınan bir sosyal birimin iç işleyişi ve yapısının tespiti mümkün olmaktadır.
G. Gurvitch’e göre ise, “her toplumsal yapı, makro sosyolojik karakterdeki bir topyekün toplumsal olay içindeki çok sayıda hiyerarşiler arasında, durmaksızın yenilenen çabalarla yeniden gerçekleştirilen ve bu topyekün toplumsal olayın sadece bir görünümünü ya da kesimini ifade eden bir çürük dengedir. Derinlemesine katların toplumsallık görünümlerinin, toplumsal kuralların, zamanlılıkların, zihin renklerinin, iş bölümü ve biriktirme tarzlarının ve mümkün olduğu zaman fonksiyonel gruplaşmaların, sınıfların ve onların örgütlerinin özgül hiyerarşileri arasındaki denge; bu çok sayıda hiyerarşiler dengesi örnekler, alametler, simgeler, alışılmış ve toplumsal roller, fikirler ve değerler, kısaca bu yapıya özgü uygarlık eserleri tarafından sağlamlaştırılır ve eğer bu yapılar topyekün yapılar ise, kendilerinin dışına taşan ve hem yaratıcı güç, hem de faydalanıcı olarak katıldıkları bütün bir uygarlık tarafından sağlamlaştırılırlar”.
Yapısalcı ekole göre (C. Lévi Strauss, A. R. Radcliffe-Brown) yapı, davranışların soyut modelidir. Belirli yapı kanunlarına bağlı olarak bir modelden diğerine geçilir.  Bottomore’a göre bu anlayış yapıdan çok bir yapısal biçimdir.
Ginsberg de sosyal yapıyı, toplumu oluşturan temel sosyal grupların ve kurumların meydana getirdiği kompleks olarak anlamaktadır. Bu tanımda Radcliffe-Brown’un sosyal yapı anlayışına göre daraltılmış ve sınırlandırılmış bir bakış açısı mevcuttur.
Sosyal yapının en küçük birimini sosyal rol ve sosyal statüden başlatan sosyologlar mevcuttur. Mesela Ernest Nagel’e göre sosyal yapıya, somut olarak nüfustan ve nüfusu ifade eden fertlerin davranışlarından, rol ifa güçlerinden hareketle varılabilir.  Aynı şekilde C. W. Mills de sosyal yapıya kurumları meydana getiren roller sistemi olarak bakmaktadırlar.
T. Parsons ve K. Merton ise sosyal yapıyı bir sosyo-kültürel sistem olarak görmektedir. Sosyal sistemin parçaları arasındaki bütünlüğü ifade eden bu bakış açısında, sosyal etkileşmelerden başlamak üzere, sosyal münasebetler, rol ve statüler, sosyal süreçler vasıtasıyla yaratılan olgular ve kurumlar, kültür normları ve değer sistemleri fonksiyonel olarak bir bütün oluşturmaktadır. Böylece bir sosyal yapıda sürekli yenilenen bir süreç söz konusudur.
Mübeccel Kıray’a göre:

• Doğal Kaynaklar
• Bunları işlemek için kullanılan teknoloji
• Nüfus ve özellikleri
• Sosyal organizasyon
• Bunların hepsinin etkileşiminden doğan değerler sistemi,

sosyal yapının unsurlarını meydana getirir.

Aynı şekilde Kıray, Karadeniz Ereğlisi üzerine yaptığı araştırmasında her sosyal yapının “fonksiyonel bir bütün” olduğunu, “derece derece değişerek” ortaya çıkan sosyal değişmelerin sosyal yapının her yanında “zincirleme reaksiyonlar” halinde belirdiğini, değişmelerin bunalımsız gerçekleşmesinin toplumun ne değişme öncesinde, ne de değişme sonrasındaki yapısında görülmeyen ve tampon mekânizmalar olarak adlandırdığı yeni kurumlar, ilintiler, değerler ve fonksiyonlar sayesinde mümkün olabildiğini ve toplumun:

     Ekolojik bir topluluk; mekânda belirli bir yeri ve biçimi olan bir yer-leşme şekli,
     Kendine has özellikleri olan bir nüfus kompozisyonu,
     Belirli bir sosyal örgüt,
     Bunlara bağlı bir sosyal değerler sistemi

 olarak incelenebileceğini ifade etmektedir.

Görüldüğü gibi burada fiziki yapı şartlarına, demografik niteliklerine, sosyal tabakalaşmayı kapsayan teşkilatlanma tarzına (sosyal organizasyon) ve sayılan unsurlarda göze çarpan davranış düzenlerine ve gerisinde yatan değer hükümlerine doğru yönelen bir inceleme planı önerilmektedir.
M. Fikret Gezgin ise bütün bu değerlendirmeleri göz önünde bulundurarak şöyle diyor: Kanaatimizce bir sosyal yapı araştırmasının başarısı büyük ölçüde ele alacağı unsurların iyi belirlenmesine, muhtevalarının hatasız tespit edilmesine bağlıdır. Bize göre bir sosyal yapının unsurları şunlardır:

     Fiziki unsur
     Demografik unsur
     Ekonomik ve sosyal organizasyon
     İktisadi hayatın işleyişi
     Kültür unsurları
     Sosyal ilişkiler

A. Kurtkan Bilgiseven’e göre sosyal yapı “cemiyetin (hem büyük bir grup olarak, hem de tali grupları bakımından) karakteristik vasıflarını, grupların birbirleri ile ve fertlerin grup içinde ve dışında birbirleri ile ve gruplarla olan münasebetlerini ve bu münasebetlerini nizamlayan organizasyon tiplerini ve bununla ilgili olarak ortaya çıkan grup hayatının fiziki çevre şartları ile de karşılıklı tesir ilişkilerini gösteren şekillenmelerini ifade eder.”
Bütün bu tanımların ortak yanları birleştirildiğinde “Sosyal yapı, en küçük sosyal grup (en az iki kişi arasında cereyan eden sosyal münasebetlerin kalıplaşmış bütünü; en küçük model) ve en büyük sosyal grup (toplum) düzeyinde bir sosyal grubun teşkilatlanma tarzı, bu teşkilatlanma tarzından doğan ilişkiler sisteminin kalıplaşmış (tipleşmiş ve modelleşmiş) bütünü” olarak ifade edilebilir. Bu yapının bir dış görünüşü, bir de içyapısı (muhtevası) vardır, buna da sosyal bünye adı verilir. Bu nedenle, ancak, dış yapı ile içyapının birlikte oluşturduğu model sosyal yapı olarak ifade edilebilir.
Sosyal yapının unsurları arasında bir hiyerarşik düzen ve fonksiyonel ilişki mevcuttur. Sosyal davranış alanı içerisinde büyük küçük binlerce bütünlükten her biri bir yapıyı oluşturur. Bunların hiyerarşik düzen ve fonksiyonel ilişkilerinden toplum denilen ana bütünün yapısı oluşur. Mesela köy sosyal grubu içerisinde köy sosyal yapısı, şehir sosyal grubu içerisinde şehir sosyal yapısı, gecekondularda gecekondu sosyal yapısı, okulda okul sosyal yapısı vb.
Yapı ile sosyal grup ve kurumlar arasında fark vardır. Bir sosyal grup ve kurumun yapısı vardır. Çeşitli saikler (motivler) sebebiyle bir araya gelmiş kişiler birliği olan sosyal grubun veya belli ihtiyaçlar etrafında birleşmiş davranış bütünlükleri olan kurumların yapıları vardır. Belli bir yapısı olmayan grup ve kurum olamaz.
Belirttiğimiz gibi “sosyal grup aralarında etkileşim ve iletişim bulu-nan ve belli bir amaca yönelik davranış bütünlüğüne sahip insanların oluşturduğu bir birliktir”. Bu birliğin yapı taşları fertlerdir. Fert ancak gruba üye olur. Buna karşılık üyesi bulunduğu sosyal grubun sosyo-kültürel davranış normlarını benimser. Bu nedenle bir sosyal grubun yapısı, grup üyelerinin o grubun (makro düzeyde toplumun) kültürünü benimseme; öğrenme ve davranış oluşturma, davranış geliştirme ve davranış değiştirme durumuna göre muhteva ve şekil kazanır. Bu da eğitimle mümkün olmaktadır.