SOSYAL KURUMLAR

 

Kurum Kavramı

Bir sosyal grup (menfaat birliği dâhil) meydana getiren fertlerin bu grubu yürütebilmek, görevlerini yerine getirebilmek üzere kurulu olarak buldukları veya kurup geliştirdikleri usullere (norm=kural) kurum adı verilir. Mesela, aile bir sosyal gruptur. Aile üyeleri arasında birtakım sosyal münasebetler mevcuttur (karı-koca, ebeveyn-çocuklar ve dede ile nine arasındaki münasebetler gibi). Bütün bu münasebetler birtakım usullere göre işlerler ve aile kurumunu meydana getirirler.  Bu usuller(kurallar) resmi (formel) ve gayri resmi (informel) usuller olmak üzere ikiye ayrılırlar. Formel ve informel usuller ayırımından hareketle kurumları da:

     Formel normlardan doğan kurumlar
     İnformel normlardan doğan kurumlar

diye ikiye ayırmak mümkündür. Ancak bir sosyal grup içerisinde aynı anda hem formel kurumlar ve hem de informel kurumlar bulunabilir. Mesela, aile bir birincil sosyal gruptur. Kuruluşu formel (kanunla) olmasına rağmen aile içi üyeler arasında informel (örf, âdet, töre, gelenek, ahlak, ve din kuralları gibi) kurallar mevcuttur. Aynı şekilde sendika bir menfaat birliğidir. Grev, lokavt, kolektif pazarlık onun kurumlarıdır. Bu kurumların işleyiş biçimi birinci derecede formel kurallarla belirlenmiş olmasına karşılık, informel kurallar da bu kurumların oluşum ve işleyiş tarzına etki ederler.
Sosyolojinin temel inceleme alanının cemiyet “toplum” daha doğrusu toplumu meydana getiren parçalar arasındaki münasebet-lerin olduğu eski ve herkesçe kabul edilen bir görüştür. Ama denebilir ki asıl aile, okul, siyasi partiler gibi sosyal gruplar ve bunlarda mevcut kurumlar sosyolojinin konusunu teşkil ederler. Bu gibi kurumlarla uğraşacak özel bir bilim dalı olan sosyolojinin soracağı sorular şu şekilde sıralanabilir: Kurumların ne gibi ortak özellikleri vardır? Kurumları birbirinden ayıran boyutlar nelerdir? Farklı fonksiyonlar yerine getiren kurumlarda bu boyutlar nasıl değişmektedir? Fonksiyonlarının farklılığına rağmen, benzer büyüklük-lerden, ihtisaslaşma (iş bölümü) derecelerinden ve nihayet özerk olmalarından kaynaklanan ne gibi ortak karakteristikleri vardır?
Sosyolojik açıdan kurum ne bir kişidir, ne de bir grup. Kültürün bir kısmıdır; insanların hayat tarzlarının örüntüleşmiş bir parçasıdır. Görmüş bulunduğumuz gibi açık ya da kapalı davranış örüntüleri kişilerin oynadığı sosyal roller ve kişiler arası çeşitli sosyal ilişkilerle ilintilidir; bu ilişkiler arasında ise sosyal süreçler bulunur. Sosyal ilişki ve roller, kurumların temel öğeleridir. Bu nedenle kurumlar çoğunluğun paylaştığı ve bazı temel grup ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik davranış örüntülerinin bileşimidir.
Kurum tanımının daha iyi anlaşılabilmesi için önce özelliklerini belirtmek yararlı olacaktır. Kültürel bir kurum şu temel öğeleri kapsamalıdır:

     Sosyal davranışlar sosyal süreçlerin aracılığı ile kurum haline gelirler. Bu nedenle sosyal süreçler tarafından belirlenirler.
     Kurumlar belli ihtiyaçları karşılamak üzere kurulurlar. Bu nedenle belli kuruluş hedef ve amaçları vardır. Bir sosyal grup oluşturan kişiler, kurumlar yoluyla birtakım işler gerçekleştirirler. Böylece kurumlar belli amaçları gerçekleştirmek üzere bir sosyal grubun belli hedeflere yönelik ortak davranış usulleridir.
     Kurumlar oldukça sürekli bir içeriğe sahiptir. Bir kültürde kişilerin gerçekleştirdiği örüntüler, roller ve ilişkiler bir süre sonra gelenekselleşir. Gelenekselleşen bu yapılar zaman ve mekân boyutlarında değişmeye uğrarlar. Ancak kurumlar kültürün değer ve norm kısmıyla ilgili oldukları için değişmeleri oldukça yavaştır.
     Kurumları oluşturan parçalar birbirleriyle etkileşim ve iletişim halinde kurumların yapısal ve fonksiyonel bütünlüğünü meydana getirirler ve birbirleri üzerinde baskıda bulunurlar. Bu durum, sosyal rol ve ilişkilerin, davranış örüntülerinin yapılanmış bileşimi olması gerçeğinden kaynaklanır.
     Bir kurum her ne kadar diğer kurumlara bağımlı olsa da, bir birim olarak işlemesinden dolayı yine de biricik bir yapıdır. Bir kültürdeki hiç bir kurum diğerlerinden tümüyle ayrı olamaz. Yani her kurum tanınabilen bir davranış örüntüsü olarak görevde bulunur.
     Kurumlar zorunlu olarak değer yüklüdürler. Çünkü kurum tek biçimli davranışların tekrarı ile davranışın normatif kodları haline gelmiştir. Bu kodların bazıları resmi kurallar (hukuk kuralları: kanun, tüzük, yönetmelik ve yönergeler) çoğunluğu ise gayri resmi toplum kuralları (örf, âdet, töre, gelenek ve görenekler, ahlak, din kuralları) şeklinde kişiler üzerinde şuur altından sosyal baskı yaparlar.  Özetle:

     Sosyal kurumlar belli bir toplumun ve kültürün içinde vardırlar ve kültürel norm özelliği dolayısıyla değer yüklüdürler.
     Belli ihtiyaçları karşılamak için doğmuşlardır ve bu ihtiyaç ku-rumların amacını da belirler.
     Sürekli bir muhtevaları ve belli bir yapıları vardır, bu nedenle yekpare bir bütünlük gösterirler.

Yukarıdaki özelliklere dayanarak kurumu yeniden şöyle tanımlayabiliriz: Bir “kurum bir sosyal grubun (makro seviyede toplumun) üyelerinin temel sosyal ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sosyal grup üyeleri tarafından ortaklaşa kabul edilmiş ve onaylanmış, oldukça sürekli sosyal örüntü, rol ve ilişki yapısıdır.”
Daha önce de belirttiğimiz gibi sosyal grupla sosyal kurum ayrı ayrı şeylerdir. Kurumlar, grubun üyeleri arasındaki davranış usulleridir. Dolayisiyle davranışın olduğu yerde aranmalıdırlar. Buradaki nüansa dikkat etmek lazımdır. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, sosyal grubun teşekkülü için belli bir insan rezervine (nüfusa) ihtiyaç vardır. Bu nedenle sosyal grubu “karşılıklı ilişkide bulunan insanlar”  olarak tanımlamıştık. Demek ki sosyal grubun oluşması için iki önemli şartın yerine gelmesi gerekir. Bunlar:

     Belli bir nüfus
     Bu nüfus arasındaki ilişkiler sistemi dir.

İşte bu iki şartın birlikte bulunduğu varlığa sosyal grup, sosyal gru-bun ilişkiler sisteminin kurallaşmış şekline de kurum adı verilmektedir. Daha açık bir anlatımla kişi gruba üye olur ve ona grubun üyesi olması nedeniyle bir kimlik verilir. Bundan sonra bu kişi üyesi olduğu sosyal grubun davranış kurallarını benimser ve onlara uygun davranışta bulunur. Demek ki sosyal gruba üye olunurken, sosyal kurum davranış olarak yerine getirilir. Mesela bir sendikaya üye olunur ve üyelerin menfaatlerini gerçekleştirmek için greve iştirak edilir. Aynı şekilde bir siyasi partiye üye olunur ve o siyasi partinin amaçları doğrultusunda siyasi davranışlarda bulunulur. Bir öğrenci de fakülteye kaydolur, ona bir kimlik verilir ve eğitim kurumu çerçevesinde rolünü gerçekleştirerek o fakülteden mezun olur.
Her grubun ve kurumun bir grup ve bir de kurum adı vardır. Ancak bazı grupların kurum ve grup adları aynıdır. Mesela aile sosyal grubunun adı aynı zamanda aile kurumudur. Buna karşılık siyasi partilerin ayrı ayrı adları vardır ve hepsi de siyaset kurumunun gruplarıdırlar. Buradaki adlandırmada grubun veya kurumun temel özelliği önplana çıkmaktadır. Bazen bir sosyal grup kurum adıyla şöhret bulmakta ve bu adla anılmakta, bazen da kurum adıyla değil de grup adıyla şöhret bulmakta böylece kurumla grup birbirine karıştırılmaktadır. Mesela devlet bir kurumdur ve onun grubunu meydana getiren millettir. Bu hususa dikkat etmek lazımdır.