SOSYAL DEMOKRASİ

268

 

SOSYAL DEMOKRASİ

 

Sosyal Demokrasi,
ılımlı muhafazakâr­lıktan sadece marjinal açılardan farklılık gösteren
reformist ve Marksist-olmayan, ortanın solundaki bir partiyi tanımlamak için
kullanılan bir deyimdir. Marksın dü­şüncelerine eğilimli sosyalist akımlar da
bu kavramla anılırlar. Sosyal Demokrasiyi sa­vunan partiler ve akımlar,
genellikle Al­manya ve Kuzey Avrupa ülkelerinde geliş­me göstermiştir.

Sosyal demokrat
partilerde, bir dereceye kadar devletleştirme fikrini desteklemekle birlikte;
özel mülkiyete karşı herhangi bir muhalefet söz konusu değildir. Bir sosyal
demokrat parti sosyal adalet temelinde, en­düstri ve ticaret vergileri için,
yüksek ve oranlı doğrudan vergilendirmeye taraftar­dır. Böylesi bir parti,
örgütlü bir refah dev­leti yoluyla yeniden dağılımını dengeleme­yi tercih
edecektir. Sosyal Demokrat parti­lerin en eskisi ve belli başlı temsilcisi Al­man
Sosyal Demokrat Partisi’dir. Aynca İngiltere işçi
Partisi ve Fransız Sosyalist Partisi de sosyal demokrat partilerdir. Sos­yal
Demokrasinin benzerleri, ya da proto­tipleri az ya da çok birbirine benzerdir. İs­kandinav ülkelerinde
Birinci Dünya Savaşı sonrası ve 1970’lerin ilk yıllan arasındaki dönemde karma
ekonomiyi ve vergiye da­yalı refah devletini savunan partiler, Sosyal Demokrat
adını almıştır. Bazı durumlarda ise, (Batı Almanya anayasasında Bundesgrundgesetz olduğu gibi),
‘Sosyal Demokra­si’ deyimi hükümet sisteminin tamamını ifade etmek için
kullanılmaktadır. Bu kulla­nımın anlamı Liberal Demokrasi diye bili­nen siyaset
teorisi kavramının bir Refah Devleti’ni korumanın yan-kanuni hakkıyla
birleşmesidir. 1980’lerin ilk yıllarında İn­giltere’de olduğu gibi, başka
ülkelerde de kendilerini Sosyal Demokratlar olarak ad­landıran partiler vardır.

Türkiye’de Cumhuriyet
öncesinde ve Cumhuriyet döneminde çok partili hayata geçildikten
sonra, sosyalizme eğilim duyan çeşitli adlar altında siyasal partiler kurul­muştur.
Siyasal hayatla bu tür partilerin bü­yük başarı kazandığı söylenemez. Ancak
TBMM’nde devamlı güçlü muhalefet oluş­turmuşlardır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin

1973-80 arasındaki
seçimlerde göstermiş olduğu başarıyı, 1982 Anayasası çerçeve­sinde bu partinin
mirası üzerine kurulan Halkçı Parti ve daha sonra Sosyal Demok­rat Halkçı Parti
devam ettirememişlerdir. Demokratik Sol Parti’nin kurulup başına CHP’nin son
genel başkanı Bülent Ecevit’in geçmesinden sonra,
SODEP ile Sosyal de­mokratlık konusunda karşılıklı tartışmalar görülmüştür.

(SBA)