Sosyal Değişmeyi Belirleyen Süreçler

 

Pek çok sosyal bilimci, değişme olgusuna, süreçsel açıdan yaklaşırlar. Bu yaklaşımları da aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür.

Keşif, İcat ve Yayılma

Başta F. Ratzel gibi Alman, E. J. Perry ve E. Smith gibi İngiliz, F. Boas gibi Amerikalı sosyal antropologlar olmak üzere pek çok sosyal bilimci değişmenin belirleyici etkeni olarak keşif, icat ve yayılma süreci üzerinde durmuşlardır. Sosyal antropolojide bu ekol “difüzyonizm” (yayılmacı görüş) olarak anılmaktadır. Özellikle Amerikalı antropolog R. Linton 1936 yılında yayınlamış olduğu The Study of Man isimli ünlü eserinde yayılmanın ilkelerini belirlemiştir. Bu ilkeleri şöyle sıralamak mümkündür:

     Kültürel ögeler yakından uzağa doğru ve dairesel olarak yayılırlar. Buna göre, bir ögenin A toplumundan C toplumuna geçebilmesi için aralarında bulunan B toplumunda yayılmış olması gerekir.
     A toplumundan gelen ögenin C toplumuna yayılması, aradaki B top-lumunda benimsenmesinden sonra olur.
     Bir icat, birbirinden ilişkisiz ve eşzamanlı olarak birkaç yerde ortaya çıkabilir.
     En geniş alana yayılan icat en eski olanıdır.
     Yayılma dalgasının dairesel büyümesi bazen bozulabilir.
     Yayılma hızı aradaki toplumun benimseme ya da reddetme duru-muna göre değişebilir.
     Yayılma hızı farklı olabilir. Bazı kültür unsurları diğerlerinden daha hızlı yayılabilirler.
     Yayılan unsur, onunla fonksiyonel ilişkisi olan diğer kültürel unsur-ların da yayılmalarına neden olur.
     Yayılan unsur, yeni özellikler kazanabilir.
     Yayılan unsur, gittiği yerde değişebilir.
     Yayılmada sırasıyla temas, tanıma, benimseme, yaygınlaşma, bü-tünleşme süreçleri yaşanır.

Bilindiği üzere “keşif”, var olan bir şeyin görünür hale getirilmesidir. “İcat” ise, daha önce var olmayan bir şeyin üretilmesini ifade eder. “Yayılma” keşfin/icadın, bulunmuş/ üretilmiş olduğu kültürden bir başka kültüre taşınması demektir. Keşif/icat ile yayılma, aralarında yakın bir ilişki olmakla birlikte çoğu zaman değişmenin iki ayrı kaynağı olarak değerlendirilmektedir. Halbuki ikisi için de temas ve iletişim çok önemlidir. Bir toplumun başka toplumlarla teması ne kadar fazla olursa o ölçüde hızlı değiştiği bilinmektedir.  1922 yılında yayınlamış olduğu Social Change isimli eseriyle “sosyal değişme” kavramının yaygınlaşmasında önemli bir payı olan W. F. Ogburn de, değişme sürecinin sırasıyla icat, birikim, yayılma ve uyum sağlama aşamalarını içerdiğini belirtmektedir.
Kültür unsurlarının bir toplumdan diğerine yayılması rastgele olmamaktadır. Niçin bazı unsurların yayılmayıp diğerlerinin yayıldığını, niçin yayılanlardan bir kısmının hızlı, bir kısmının ise yavaş yayıldığını araştıran antropologlar, fayda temin eden, itibar kazandıran, yenilik arzusunu tatmin eden unsurların yayıldığı, mevcut kültürel yapıya uyum sağlayabilen unsurların yayılmasının ise daha hızlı olduğunu belirlemişlerdir.
Tabakalaşma ve Çatışma
Başta Marksist ve Neo-Marksistler olmak üzere pek çok sosyolog değişme olgusunun dinamiğini tabakalaşma ve çatışma süreciyle açıklamaktadırlar. Özellikle R. Dahrendorf çatışmayı sosyal değişmenin kaynağı olarak değerlendiren önemli bir teorisyendir. Dahrendorf, Marx’tan itibaren endüstri toplumunda ortaya çıkan değişmeleri incelemiş, çatışma sürecini iktisadi düzlemden siyaset düzlemine taşıyan bir teori geliştirmiştir. Ona göre kaçınılmaz bir süreç olan çatışmanın tarafları burjuvazi ile proletarya değil, “hükmedenler” ile “hükmedilenler”dir. Bir toplumda ortaya çıkan yapısal değişmenin nedeni, yönetici kadrolarda meydana gelen değişmedir. İktidara sahip olanlar, iktidara talip olanların önüne aşılması mümkün olmayan duvarlar çektiğinde sosyal patlamalar olur. Görüldüğü üzere Dah-rendorf’un teorisi “devrim sosyolojisi”yle yakından ilişkilidir. Ama Dah-rendorf, yönetilen sınıfa mensup olanların yönetici sınıfın içine sızmaları ya da çatışan gruplar arasında koalisyonların yapılması şeklinde iki değişme biçimine daha işaret etmektedir. Ona göre bu durumlarda sosyal değişme, devrime kıyasla daha sık karşılaşılan bir form olan “evrim” şeklinde ortaya çıkmaktadır. Dahrendorf’a göre değişmenin, yönetenlerin başta kalmaya devam ederken yönetilenlerin görüşlerini benimsemeleriyle oluşan bir şekli daha vardır. Bu durum genellikle iktidar-muhalefet ilişkisinin uzun süreli olması halinde ortaya çıkmaktadır.

Sosyal Hareketler
Başta A. Touraine olmak üzere günümüz sosyologlarından bazıları değişmenin itici gücünün sosyal hareketler olduğunu düşünmektedirler. Bu yaklaşım, “Sosyoloji Teorileri” bölümünde “Aksiyonalist Teori” başlığı altında incelenecektir.