SOSYAL DEĞİŞMENİN FAKTÖRLERİ

SOSYAL DEĞİŞMENİN FAKTÖRLERİ

ŞARTLARI VE AMİLLERİ

Sosyal değişmenin nedenleri veya ona sebebiyet veren faktörler konusunda da bugüne kadar çeşitli görüşler öne sürülmüştür. Ameri­kalı sosyolog Johnson bunları üç grupta toplamaktadır:

  1. Sosyal sistemin kendi iç bünyesinden kaynaklanan değişme se­bepleri, ki bunların başmda “çatışma”
  2. Sosyal sistemin ilgili olduğu ortamın etkilerine bağlı değişme­ler, ki bu gruba “kültür değişmeleri” dahil bulunmaktadır.
  3. Çevrenin etkileri.

Öte yandan sosyologlar, öteden beri sosyal değişmede rol alan fak­törlerden birini ve meselâ: fizikî çevre faktörünü, teknolojiyi ve bu alanda kaydedilen gelişmeleri, ırk faktörünü, İktisadî üretim yapıları­nı, bilgi seviyesini, yahut ta dinî inançları, vb. sosyal değişmenin ha- kîm faktörü olarak görmek istemişlerdir. Öyle ki, zamanla bu görüşle­rin etrafında ekoller oluşmuş bulunmakta ve bu ekollerin yukarıda ifa­de edilmeye çalışıldığı üzere gelişmiş ancak çeşitli tenkitler almaktan da kendini kurtaramamış sosyal değişme nazariyeleri bulunmaktadır. Sosyal değişmede demografik faktörün yani nüfusun azlık veya çoklu­ğunun hâkim rol oynadığını öne süren görüşle tekniği ön planda tutan yahut ekonomik alt yapıya ağırlık veren materyalist görüş ve nihayet kültürel değerlere ve özellikle de manevî-dinî kültür değerlerine ağır­lık veren görüşlerden her biri sosyal değişmenin determinist bir biçim­de açıklayıcıları ve belirleyicileri olduklarım iddia etmişlerse de, ampi­rik verilerin ortaya koyduğu ve bugünün sosyoloji çevrelerinde genel­likle paylaşıldığı üzere, her ne kadar bu faktörlerden biri veya ötekisi belli şartlarda sosyal değişmenin hâkim ve belirleyici faktörü imiş gibi görünseler de, bu durumlarda veya başkalarında başka faktörlerin de işin içine karıştığı ve değişme olgusunun birçok faktörlerin karşılıklı etkileşimi veya birleşiminin bir sonucu olduğu anlaşılmaktadır.

Öte yandan, bütün bu faktörlerin enteraksiyonu içerisinde rol alan ve böylece sosyal tarihi ve toplumun değişme seyrini ve kaderini belirleyenler de insanlar olmaktadırlar. Zaten, böyle olduğu içindir ki Kur’ân-ı Kerim’de de: “Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onun durumunu değiştirici değildir” (Ra3d: 11; En fal; 53) buyu- rulmaktadır ve şu hale göre sosyal değişmenin âmilleri insanlardır. İn­san grupları içerisinde ise sosyologlar, elitler (seçkinler, aydınların, sosyal hareketlerin ve baskı gruplarının sosyal değişme vakıası içeri­sinde belirleyici roller aldıklarını öne sürmektedirler.

Her halükârda oldukça karmaşık bir süreç olan sosyal değişme ol­gusu toplumda birçok direnişleri de beraberinde getirmektedir. Çün­kü insanların alışılmış hayat düzenlerini değiştirmeleri hiç de sanıldı­ğı kadar kolay bir iş değildir. Nitekim “gelenek” dediğimiz sosyal ha­dise, toplum hayatını belM bir dengede tutmaya yönelik tipik bir sos­yal gerçekliktir. Keza aslında değişme dediğimiz olgu da toplum ha­yatını daha ileri bir seviyede dengelemeyi hedeflemektedir. Şu halde, toplumdaki gelenekler, vb. mekanizmalarla oluşturulan tutucu güç­lerle onu daha ileriye götürmeye ve geliştirmeye meyleden değişme ve istihale faktörleri, ilk bakışta çelişik bir biçimde de olsa aynı hedefe yani toplumsal yapılar ve fonksiyonları ahenk içerisinde ayakta tut­maya yönelmiş olan ve bu bakımdan da aslında birbirlerini tamamla­yan mekanizmalardan başka bir şey değildirler.

Bütün bu karmaşık süreçler içerisinde, din sosyolojisi bakımından önemli olan konu, dinin durumu ve sosyal değişme vakıası içerisinde dinin ne gibi bir rol aldığı meselesidir ki bu husus dinle sosyal değiş­me arasındaki karşılıklı ilişkiler konusunun da temel sorusunu teşkil etmektedir.