Solipsizm

Solipsizm
İdealist metafizik teorinin felsefî araştırma alanında bir rol oynamış
olan ve oynamaya da devam eden çok farklı türleri vardır.
İdealizmin (maddî dünya kategorisini ortadan kaldıran) Berkeley’deki,
Malebranche’m teorisinin revizyonuna tekabül eden,
versiyonunun çok az sayıda savunucusu olmakla birlikte, o diğer
filozofların çürütmeye çalıştıkları aşırı idealizm formlarına ilham
vermiştir. İşte bu tür aşırı idealizmlerden biri de, gerçekliğin
başka hiçbir şeyden değil, fakat bireyden ve onun bilincinde
olduğu idelerden oluştuğunu öne süren “egoizm” ya da “solipsizm”
dir. Söz gelimi, benim madem ki kendim ve idelerim
dışında dolayımsız olarak algıladığım hiçbir şey yoktur, başka
bir şey ya da başka bir zihnin varolduğundan veya gerçekliğin
kendim ve idelerim dışında başka bir bileşeni olduğundan emin
olabilir miyim? Solipsist cevabın “Hayır” olduğunu bildirir.
Berkeley kendi teorisinde solipsizmden, idelerinin, onlar üzerinde
hiçbir kontrolü olmadığı veya onları yaratamadığı için,
kendisinden bağımsız olması gerektiği, ve idelerin sadece kendisi
onları algıladığı zaman varolduklarına inanmanın pek makûl olmadığı
iddiasmı özellikle vurgulayarak sakınmıştı. Fakat solipsist
böyle bir durumda elbette, idelerin algılanmadıkları zaman
da varolduklarıyla ilgili olarak her ne türden olursa olsun, fiilen
hiçbir delile sahip olunamayacağına, ve kişinin idelerinin kendisi
tarafmdan bilinçsizce kontrol edilmediğini ve yaratılmadığını
söyleyemeyeceğine işaret edebilir. Dolayısıyla, deneyimimdeki
hiçbir şey beni idelerimin kendim dışmda bir kaynağı olması ve
başka bir varlık tarafmdan yaratılmaları veya kontrol edilmeleri
gerektiğine inandıramaz. Solipsist öyleyse, kişinin dolayımsız
olarak bildiklerinden yola çıkıp, solipsizmin doğru veya geçerli
olmadığını gösterecek bir delili asla bulamayacağmı savunur.
Hayatımda bir şekilde vuku bulan bütün olaylar, başka insanlarla
ve şeylerle olan bütün ilişkilerim, sadece zihnimdeki ideler olarak
deneyimlenir. Demek ki, bütün bir dünya zihnimdeki idelerin
oluşturduğu dizilerden başka hiçbir şey olmayabilir.
Solipsizm, kendi başma bir teori olarak değil, fakat daha ziyade
bir tehdit olarak işlev görmüştür. Buna göre, karşıtları Descartes’ınki,
Malebranche, Leibniz, Locke ve Berkeley’inki gibi gö –
nişlerin, tam bir tutarlılık içinde son sınıra kadar götürüldüklerinde
solipsizmle sonuçlanacağını göstermeye başlamışlardır.
Öyleyse, bu türden metafizik görüşlerin savunucuları, gerçekliğin
bir kişi ve onun ideleri dışında başka şeylerden de meydana
geldiğini göstermenin bir yolu olduğunu veya olması gerektiğini
göstermeye çalışmışlardır.