Sivil Toplum Nedir? Tanımı

0
82

SİVİL TOPLUM Ruyalar/locke-john” 121″ 148″

Siyasal toplumun karşıtı olarak kullanılan ve ilişkilerin ekonomik ve toplumsal faktörler tarafından belirlendiği uygar toplumu ifade eden kavramdır. Sivil toplum, oldukça açıklayıcı olmasına ve onyedinci yüzyıldan günümüze kadar birçok önemli siyasi düşünür tarafından kullanılmasına rağmen, zamanımızda sık sık gündeme gelen bir kavramdır. Diğerlerinin arasında, Hobbes, Locke ve Hegel devletin örgütlü toplumu yönelmesi şeklinde, devlet ve sivil toplum arasında bir ayrım yapmıştır. Böylesi bir aynm, devletin de toplumun bir parçası olması nedeniyle, tam olarak geçerli değildir. Mamafih, kuramların resmi otori­teye ve siyasi kontrole bağlı olmasının yanısıra, hayatımız üzerinde oldukça etkili olan ve kontrol eden bir takım birbirine bağımlı ve sağlam sosyal kurumlar vardır. Bir kavram olarak sivil toplumun önemi, özellikle Hobbes ve Locke gibi doğa teorisyenlerinden kaynaklanır. Bunlar siyasi otoritenin en azından hipotetik olarak gereksiz olduğunu öne sürmüşlerdir; yani, devletin olmamasının mümkün olabileceğini savunmuşlardır ve böylece geriye kalan kurumları tanımlamak İçin bir kavrama ihtiyaç duymuşlardır. Sivil toplum, böylece insanların siyasi otorite olmadan içinde hayatlarını ekonomik ilişkiler, aile ve akrabalık yapıları, dini kurumlar, vs. yaşayabilecekleri bir yapıdır. Sivil toplum tamamen bir analitik kavramdır, çünkü siyasi otoriteden bağımsız olarak varolamaz ve genel görüşe göre siyasi otorite olmadan uzun süre yaşayamaz; böylece ikisi arasında net bir sınır kolay kolay çizilemez

Son on-yirmi yıl boyunca bir kavram olarak sivil toplumun ihmal edilmesinin iki ana nedeni vardır. Birincisi, devlet kavra­mının kendisinin çok az tartışma konusu olması ve yetersiz bir şekilde “siyasi sistem” gibi kavramlarla ifade edilmesi gerçeğidir. İkincisi ise, siyasi anlayışta sosyolojik modelleri kullanmaya doğru büyüyen eğilimin siyasi faaliyet ve sosyal faaliyet arasındaki engelleri yoketmeye çalışmasıdır. Her ikisine de ideolojik, kültürel, ya da hatta ekonomik tarzları belirten manifestolar gözüyle bakılmıştır. Gerçekte, bu anlamda devlet ve toplumun birbirine karışması sorunu daha duyarlı olarak her biri kendi bağlamında çözülebilecek amprik bir sorun olarak görülmelidir.

SBA