Şinasi-Münacat Şiiri Açıklaması, Türkçesi, Tercümesi, Anlamı

31

Hak Teâlâ azamet âleminin pâdişehi
Lâ-mekândır olamaz devletinin taht-gehi

(Allah ululuk âleminin padişahıdır. O’nun devletinin taht yeri yoktur. Çünkü Allah “mekândan münezzeh”tir, belli bir mekânı yoktur.)

Hâsdır Zât-ı İlâhisine mülk-i ezelî
Bî-hudûd anda olan kevkebe-i lem-yezeli

(Ezelden beri varlığını sürdüren bu evren O’nun ilâhî zatına özgüdür. Bu âlem sonsuz, yıldızları da sınırsızdır.)

Eser-i hikmetidir yerle göğün bünyâdı
Dolu boş cümle yed-i kudretinin îcâdı

(Yeryüzü ile gökyüzünün yaratılması O’nun yaratıcı gücünün eseridir. Hayat belirtisi olan veya olmayan bütün âlemlerin yaratılması O’nun kudreti iledir.)

İzzet ü şânını takdis kılar cümle melek
Eğilir secde eder pîş-i celâlinde felek

(-Ey ulu Rabbim!- Senin yüceliğini ve ululuğunu bütün melekler takdis eder, âlem Senin büyüklüğün önünde eğilir, secde eder.)

Emri vech üzre yer eyler gece gündüz hareket
Değişir tâzelenir mevsim-i feyz ü bereket

(Dünya O’nun emri doğrultusunda hareket eder, gece ile gündüzün oluşması, bolluk ve bereket mevsimlerinin değişmesi ve yeniden canlanması gene O’nun emri iledir.)

Pertev-i rahmetinin lem’asıdır ayla güneş
Tâb-ı hışmından alır alsa cehennem âteş

(Ay ile güneş rahmet ışığının parıltısıdır. Cehennem ateş alırsa O’nun hışmının ateşinden alır.)

Şerer-i heybet-i ulviyyesidir yıldızlar
Anların şûlesi gök kubbesini yaldızlar

(Yıldızlar, O’nun görkemli heybetinin kıvılcımıdır, bu yıldızların ışığı gökyüzünü yaldızlar.)

Kimi sâbit kimi seyyar be-takdîr-i Kadîr
Tanrı’nın varlığına her biri bürhân-ı münîr

(Tanrı’nın takdiri ile kimi hareketli kimi hareketsiz bu varlıkların her biri O’nun varlığına açık bir delildir.)

Varlığın bilme ne hâcet küre-i âlem ile
Yeter isbâtına halk ettiği bir zerre bile

(O’nun varlığını bilmek için âleme bakmaya ne gerek var, yarattığı bir zerre bile O’nun varlığını isbata yeter.)

Göremez zâtını mahlûkunun âdî nazarı
Hisseder nûrunu amma ki basiret basan

(O’nun zatını yarattıklarının sıradan bakışı göremez, ancak gönül gözü açık olanlar nurunu algılayabilir.)

Vahdet-i zâtına aklımca şehâdet lâzım
Can ü gönlümle münâcât ü ibâdet lâzım

(Zatının birliğini aklımca doğrulamak gerek, can ve gönülden (yalvarıp) yakarıp, ibadet etmek gerek.)

Neş’e-i şevk ile âyâtına tapmak dilerim
Anla var Hâlik’ima gayri ne yapmak dilerim

(Gönül dolusu şevk coşkusu ile âyetlerine tapmak dilerim. Rabbim’e ne yapmak, nasıl yakarmak istediğimi artık anla.)

Ey Şinâsî içimi havf-ı İlâhî dağlar
Sûretim gerçi güler kalb gözüm kan ağlar

(Ey Şinâsi, içimi Allah korkusu dağlar, her ne kadar yüzüm gülerse de gönül gözüm kan ağlar.)

Eder isyanıma gönlümde nedâmet galebe
Neyleyim yüz bulamam ye’s ile afvım talebe

(İsyanıma gönlümde pişmanlık ağır basar; ne yapayım, üzüntü ile bağışlanmamı istemeye yüz bulamam.)

Ne dedim tövbeler olsun bu da fi’l-i şerdir
Benim özrüm günehimden iki kat bed-terdir

(Ne dedim, tövbeler olsun, bu da bir kötü iştir. Benim özrüm günahımdan iki kat daha beterdir.)

Nûr-ı rahmet niye güldürmeye rû-yi siyehim
Tanrı’nın mağfiretinden de büyük mü günehim

(Allah’ın rahmetinin nuru kara yüzümü niçin güldürmesin, benim günahım Allah’ın bağışlama gücünden büyük müdür?)

Bî-nihâye keremi âleme şâmil mi değil
Yoksa âlemde kulu âleme dâhil mi değil

(O’nun sonsuz cömertliği âlemi kaplamıyor mu, yoksa yaratmış olduğu kullar bu âleme dahil değil mi?)

Kulunun za’fına nisbet çoğ ise noksanı
Ya anın kahrına galib mi değil ihsanı

(Kullarının zaaflarına oranla kusurları da çoktur. Ancak O’nun bağışlama ve yardım gücü kahrına üstün değil mi?)

Sehvine oldu sebeb acz-i tabiî kulunun
Hem O’dur âlem-i ma’nîde şefî’i kulunun

(Kulunun hatalarına, onun yaratılıştan gelen zayıflığı sebep oldu. Hem (zaten) mânâ âleminde kulun bağışlanmasına vesile olacak olan da o(nun bu zayıflığı)dur.)

Beni afvetmeğe fazl-ı ilâhîsi yeter
Sanma hâşâ kerem-i nâ-mütenâhîsi biter

(Beni bağışlamaya O’nun İlâhî fazileti yeter, çünkü sonsuz keremi, hâşâ, biter sanma.)

Şinâsi

Kaynak: Büyük Türk Klâsikleri, 8/330-31 Ötüken-Söğüt, İst. 1988)