Simmel’in Formel Sosyolojisi – DİN SOSYOLOJİSİNİN DOĞUŞU

SimmeVin Formel Sosyolojisi
Din sosyolojisinin tarihçesi * içerisinde, XIX. yüzyılın bilhassa Comte ve Spencer’de temsil edilen ansiklopedik sosyolojisinden ayrılışı temsil etmesi bakımından Georg Simmel (1858-1918) den de söz etmek gerekir. Tamamen “formel” bir sosyoloji kurmak için yapılmış ilk tutarlı teşebbüs olan SimmePin sosyolojisi, “ansiklopedik sosyoloji” den “analitik sosyolojiye bir geçişi temsil etmektedir. Bilindiği gibi formel sosyoloji Ferdinand Tönnies tarafından başlatılmış olup, bu tür bir sosyoloji anlayışının en büyük temsilcisi Simmel olmuştur. Sim- mePe göre sosyal olayların muhtevası özel sosyal ilimleri ilgilendirmekte olup, kişilerin karşılıklı aksiyonları sonucu ortaya çıkan sosyal formların incelenmesi ise, sosyolojiye ait olmaktadır. Daha önce Tönnies cemâat ve cemiyeti birbirinden ayırarak bu ikisinin farklı toplum biçimleri olduklarını ifade etmişti. Simmel ise, toplum tipleri arasındaki bu farklılıkları, Sosyal Farklılaşma ve Sosyoloji adlı eserlerinde net- leştirerek, formalist bir sosyoloji telakkisini müdafaa etmiştir.
Simmel’e göre, ekonomi politik, demografi, tarih, hukuk, vs. gibi özel toplum bilimleri, sosyal olayların muhtevası ile uğraşırlar. Sosyoloji ise, toplumsal işbölümü, rekâbet, mücadele, taklit, hakimiyet, boyun eğme, vs. sosyal formlarla ilgilenir. Böylece Simmel, sosyolojiye tam bir bağımsızlık kazandırmak istemiştir. Öte yandan, ampirik bir sosyoloji anlayışına da sahip bulunan Simmel, sosyal olayı yan yana bulunan fertler veya grupların münasebeti olarak tarif etmek süreliyle ferdi ön plana geçirmekte ve böylece sosyolojinin alanını fertler- arası münasebetler, gruplaşma biçimleri veya karakterlerinin incelenmesi ile sınırlamak sûretiyle, R. Amtfmı tabiriyle, adetâ “sosyal âlemin geometrisini” kurmak istemektedir- Sosyal münasebetler, itaat, prestij, mukavele, vekâlet, vs. şekillerinde varolan geneli göz önüne sermek amacına yönelmiş bulunan Simmel’in analizleri, analitik bir sosyoloji kurmak isterken, çeşitli çağlar ve yerlerden derlemeler neticesi adetâ yeni bir ansiklopedik sosyolojiyi gerçekleştirmiştir denilebilir. Max Weber ve Ernst Troeltsch, ideal tipler kurup, onları tarih içerisinde inceler ve bir bakıma tarih üzerine bir spekülâsyon yoluyla bu tipleri oluştururlarken, Simmel’in formları, tarihi ölçmek yerine, onun etrafında yığılmakta ve böylece fenomenolojik bir karaktere bürünmektedirler. Dilthey’in talebesi olan Simmel, Spencer, yeni Kant- çı akım ve Bergson’un tesirinde kalmıştır. Bununla birlikte, din sosyolojisi konusunda Simmel, belki de E. Durkheim’in az çok etkisinde bulunmaktadır. Nitekim, Simmel’in dikkatini dinî olaylar üzerine yöneltmesinde, muhtemelen Durkheim’in 1897-1898 de Annee Sociolo- gique dergisinin 2. sayısının 1-28. sayfalarında yayınladığı “Dinî Olayın Tarifi Hakkında” (De la Definition du Phenomene Religieux) başlıklı yazısının payı olmuştur. Bununla birlikte, 1905 te American jour- nal of Sociology, XI, 359-376 da yayınladığı “Din Sosyolojisine Katkı” (Contribution to the Sociology of Religion) başlıklı yazısı ile din sosyolojisine yönelen Simmel’de Fransız Sosyoloji Mektebi kurucusunun tesirinin önemini fazla ileriye götürmemek gerekir. Zira gerçekte Simmel, sosyal hayatın muhtevası ve formları hakkındaki görüşlerini dine uygulamakla yetinmektedir. Araştırmalarından, dinî olayın menşei konusunda herhangi bir netice çıkarmak yoluna gitmemekte, sadece fenomenolojik bir deskripsiyonla yetinmektedir.
Simmel’e göre din, gerçeğin kaosu karşısında insanın sayısız ihtiyaçlarından birine cevap teşkil eden mümkün sayısız dünyalardan birini oluşturmaktadır. Maddî ihtiyaçlar karşısında insan, kendisine tec
rübe dünyasına hakim olmaya izin verecek olan formları organize eder. Fakat insanın “tecrübe-dışı” (non-empirique) türden ihtiyaçları da vardır. İnsan, bu sonuncu ihtiyaçlarına da san5at, din, vs. gibi başka yeni formlar yaratmak sûretiyle cevap verir. Dinî iç tepki (impul- sion) veya ihtiyacın vücût bulduğu formlar, sosyolojik bir inceleme konusunu teşkil ederler.
Simmel, kişinin toplum ve uluhiyet karşısındaki tutumlarının benzerliği üzerinde durmaktadır. Ona göre, her iki durumda da bağımlılık duygusu hâkimdir. Böylece Simmel’in, R. Otto’mm dinî olayda ayırt ettiği iki ana özellikten bağımlılık üzerine ısrar ettiği dikkati çekmektedir.
Din üzerine olan monografisinde dinî pratikler, kurumlar ve dinî teşkilat konularına el attığında Onun, din sosyolojisi bakımından daha da spesifik konulara yöneldiği görülür. Eski toplumların çoğunda kişinin, fert olarak değil fakat bir toplumun üyesi olarak yerine getirilmesi gereken görevlerinin bulunduğuna işaret etmektedir. Toplumdaki iş bölümü, Simmel’e göre, toplumun fertler ve bütün arasındaki gerilimleri halletmek konusunda bulduğu karakteristik çözümlerden birisidir. Ruhban sınıfı, Simmel’e İçtimaî iş bölümü ve dinî formlar alanındaki ihtisaslaşmanın tezahürlerinden biri olarak gözükmektedir.
Öte yandan Simmel, tarih ve etnolojinin bize sunduğu çeşitli top- lumların ilâhlarının folkloru üzerinde de durmakta ve orada “insanların tanrılarını kendi imajlarına göre yaptıklarını55 iddia ettiği gibi, aynı zamanda tanrıların hem güç, ahlâkî veya gayri ahlâkî özellikler ve ihtiyaçlar gibi ferdî kalitelerin ve hem de sosyal hayatın fertler a- rası formlarının bir ideasyon (tasavvur)unun bulunduğunu ileri sürmektedir ki, böylece Simmel’in dini ve dinî hayatı ferdî karakterler ve fertler arası formlara irca etmek istediği anlaşılmaktadır. Gerçi dinde ferdin ve fertler arası münasebet şekillerinin rolü inkâr edilemez. Ancak dini, gerek ferdî gerekse fertler arası psikolojiye irca etmeye kalkışmanın onun yüceliğini ve aynı zamanda onda etkili olan yan faktörleri ve nihayet dinin bizzat kendine has varlığını inkâr etmek olacağı şüphesizdir. Aynı şekilde, sosyalin ‘fertlerarası’na (interindividu- el) indirgenmesi, fert ve cemiyetin birbirlerinden ayrılması (dissociati-
on), ekonomik unsurlara hiç atıfta bulunulmaması; düzeyler, çağlar ve kültürler arasında bir ayırım gözetilmemiş olması gibi eksiklikler de Simmel’in çalışmalarının değerini düşürmektedirler. Nitekim bu nedenle E. Troeltsch, G. Simmel’in bu sosyolojisini “zekîce bir fanta- zi” (geistreiche Phantasie) olarak vasıflandırmış J. Wach ise, dinin meşelerinin bir açıklama denemesi şeklinde telâkki ederek Simmel’i tenkit etmiştir.
Her şeye rağmen Simmel’in din sosyolojisi, bu ilim dalının sistematik ve bağımsız bir ilim olarak ortaya çıkışı döneminde dinî vakıaları sosyolojik olarak incelemek için yapılmış ilk teşebbüslerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.