SÎHİZM

176

 

SÎHİZM

 

Sihizm, başlangıçta
Brahmanların bas­kısına ve hint kast düzenine bir tepki olarak XVI. yüzyılda
Hindistan’da ortaya çıkan İslâm ve Hinduizm karışımı bir dini hare­kettir. Önce
siyasi bir amaç güden bu hare­ket, daha sonra dini bir veçheye de kavuştu.
Kendilerine has bir vatan içinde yaşamak isteyen Sihler, amaçlarına ulaşmak
için İn­giliz emperyalizminin çıkarlarına hizmet etmekten de kurtulamadılar.
Tarih boyunca müslümanlara büyük düşmanlıklar besle­yen ve siyasi etkinliğini
bugün de sürdüren bu hareketin başta gelen sloganı “Ne Hindu ne Müslüman
“dır.

İlk kurucusu Nanak’ür.
Buna öğretmen manasına gelen Goro da denir. 1469 yılında Lahor’dan 40 mil
uzaklıktaki Riboy Ditel-fendi köyünde doğdu. Çocukluğu tipik bir Hindu hayatı
içinde geçti.

Büyüyünce Sultanpur’da
Afganlı bir müslüman liderin hizmetine girdi ve sene­lerce bu görevini
sürdürdü. Bu sırada aynı liderin sarayında hizmet eden “Mardana”
ailesiyle tanıştı. Boş zamanlarda ormana çekilip düşüncelere daldı. O sıralarda
dini neşideler (ilahiler) yazmaya başladı ve

müslümanlarla,
hindulann yemek ihtiyacı­nı görecek bir büfe açtı. Bu arada boş dur­madı,
ilahiyatla ilgilendi. Hindistan’ın her tarafını dolaştı. Mekke ve Medine ile
birlik­te dünyada pek çok şehri ziyaret etti. Bu ge­zilerinin birinin sonunda,
Allah’ı gördüğü­nü ve insanları davet etmekle görevlendiril­diğini ileri sürdü.
Bir akarsuda yıkanırken kayboldu. Üç ay sonra ortaya çıktığında “Ne Hindu
ne Müslüman” sloganını ortaya atü.

Bir yandan islâm’ı
sever, diğer yandan esas terbiyesi ve aslı olan Hinduluğa bağlı­lığını
sürdürürdü. Bu nedenle her iki dini birbirine yaklaştırma gayreti ile Hindistan
yöresinde yeni bir din meydana getirdi. Ba­zı araştırmacılara göre, aslında
Müslüman-dı; sonra bu mezhebi ortaya attı.

Sinlerin ilk
tapınağını Kartapur Kö-yü’nde inşa etti. Pakistan’da M. 1539’da ve­fat etmeden
önce bir yardımcısını halife la-yin etti. Hindistan’ın Pencap eyaletinin Dira
Babananak kasabasında toprağa verildi. Kendisine ait olan ve üzerinde Fatiha
ile ba­zı kısa sureler yazıb olan bir entari o kasaba­da hâlâ muhafaza
edilmektedir.

Kendisinden sonra on
halife (Muallim) geldi. 1675-1708 yılları arasında yaşayan Gobend Sing ile
muallimler dizisi sona er­di.

Bundan sonra Sihlerin
liderlerine “Mih­race” adı verildi. 1839 yılında Ölen Mihrace Rangit
Sing bunlardan biridir.

Sihlerin bir kısmı
bilinen Sinlikten ayrı­larak Nanak’ın oğluna tabi oldular. Misti­sizme yönelen
bu gruba Advasi denir. Bakhtalar ise Onuncu Goro (Gubend Sing) sülalesinin
tükenmediğine ve hâlâ arala­rında gizlice yaşayan bir muallimin bulun­duğuna
inanırlar. Kendilerine mahsus bir

devîetin var olacağını
ileri sürerler ve bunu imanın bir rüknü olarak telakki ederler. Her ayinden
sonra “Bakhta üstün gelecek” cüm­lesi bulunan bir manzume söylerler.
Baş­kentlerinin Şandigar’da olması gerektiğini iddia ederler.

Daha sonraları Nanak’ın
“guru” unvanı­nı alan halefleri, Nanak’ın ortaya koyduğu kimi
kavramlarda büyük değişiklikler yap­tılar. Siyasi bir kimlik peşinde koşarak
mil­let olmayı denediler. Orta Asya’da da dinle­rini yaymaya, siyasi
etkinliklerini göster­meye çalıştılar. Çeşitli askeri birlikler de kurdular. Bu
çabalan sırasında Sihler, Mo­ğolların tenkiline uğradılar, muallimlerin­den
ikisi idam edildi. Sinlere karşı amansız mücadele eden Moğol Kralı Nadir Şah
(1738-1839) düzenlediği baskınlarla, Sih­lerin dağlara ve tepelere
sığınmalarına se­bep oldu. Ancak Moğolların zayıflamasın­dan sonra, 1761
yılından itibaren Pencab’ı ele geçirdiler, 1799’da Lahor’u işgal ettiler ve
1819 yılında devletlerini Patan diyarına kadar genişlettiler. 1839’da ölen
Mihrace Rangit Sing devrinde Afganlıları da yene­rek, Hayber geçidine kadar
geldiler.

ingilizler,
Hindistan’a gelince Sihler in­gilizlerle çarpıştılar, ancak İngilizler,
Sihle-ri Sutlag Nehri kıyılarına doğru çekilmeye zorladılar. Bu nehir Sih
devletinin sının ha­line geldi. Daha sonralan ingilizlere mağ­lup olup büyük
miktarda tazminat ödemek zorunda kaldılar. Üstelik Camu ve Keşmir’i de teslim
ettiler. Sihlerin diğer topraklarını da idare etmek üzere Lahor’a bir İngiliz
Vali tayin edildi.

Bundan sonraki
tarihleri hep İngilizlerin hizmetinde geçti. Sihler öyle bir konuma geldiler
ki, İngilizlerin Pencab’ı ele geçir­melerine öncülük bile etliler. 1857 yılında

meydana gelen
İsyanların bastırılması için İngilizlerin sadık kulları oldular, ingilizler
onlara birçok haklar tanıdılar. Araziler ver­diler, su kanalları açtılar.
Böylece bölgede oturan diğer vatandaşlardan farklı bir şekil­de bolluğa
kavuştular. Birinci Dünya Sava­şı sırasında, Hindistan’daki İngiliz kuvvet­lerinin
yüzde yirmisini Sihler teşkil ediyor­du.

İngilizlerle
aralarında anlaşmazlık çı­kınca, hürriyet istemekte olan Gandi hare­ketine
katıldılar. Yurt edinmeye çalıştıkları topraklar 1947’den sonra iki devlet olan
Hindistan’la Pakistan arasında paylaşıldı. Daha sonra Müslümanlarla
çarpıştılar, ne var ki i ki buçuk milyon Sih Hindistan’a göç etmek zorunda
kaldı.

Hindistan Hükümeti,
İngilizlerin verdi­ği haklan ellerinden alınca Sihler, Pencap eyaletinin
kendilerine has bir vatan olması isteğinde bulundular. Bu istek çeşidi çatış­malara
neden oldu. Hindularla Sihler ara­sında çatışmaların devam etmesi nedeniyle
Başbakan İndra Gandi, 1984 yılının Hazi­ran ayında Amritsar’daki altın tapmağın
ba­sılması emrini verdi. İki taraf arasında mey­dana gelen tapınaktaki
çatışmalarda bin-beşyüz Sih, beşyüz de Hindistan askeri öl­dü. Tapmağa yapılan
saldırının intikamım almak üzere Sihler Başbakanı öldürdüler. Suikasttan sonra
iki taraf arasında meydana gelen çarpışmalarda bazı tahminlere göre beşyüz
kadar Sih daha öldürüldü.

Sihler hükümran
oldukları yerlerde Müslümanlara karşı çok sert ve zalimce davrandılar. Çoğunluk
olduktan köylerde Müslümanların ibadetlerini engellediler ve mescid inşasına
mani oldular. Silahlı ça­tışmalarda da birçok Müslümanın kanını akıttılar.

 

Temel Düşünce
ve İnançları

 

Tevhide davet ederler,
putlara tapmanın haram olduğu hususunda müslümanlara uyarlar. Yaratanın
birliğine, ölmezliğine, şekli olmadığına, beşerin fehmini aştığına inanırlar.

îlah’ın resimlerle
şekillenmesini yasak­larlar. Hindulann taptıkları güneşe, nehre ve ağaçlara
tapmayı kabul etmezler. Ganj ırmağında taharet ederek dini şahsiyet sahi­bi
olurlar.

İçkiyi, domuz elini
helal sayarken, Hin-dulara uyarak inek etini haram kılarlar. îne-ği kutsal
görürler.

Sihlere göre dinin
usulü olarak şunlar yerine getirilmelidir:

a)
Yabancılann aralarına girip casusluk yapmalarına engel olmak, bunu önlemek için
de saçlan doğumdan ölüme kadar kes­memek.

b)  Dervişlere benzeyip zavallı görün­mek
amacıyla erkeklerce kollara demir bi­lezik tokmak.

c)  Erkeklerce, taramak ve düzeltmek için saçlara
küçük tarak geçirmek.

d) Güçlü
olup kendine güvenmek ve ica­bında kendini savunmak için küçük bir ka­ma veya
hançer kuşanmak.

Sihlerin
muallimlerince mucizelere, ef­sanevi hikâyelere inanmak doğru değildir. Muallim
(Goro) Rab’tan sonra ikinci dere­cededir. Hak ve doğruyu gösterir. Aynca
ibadetlerini muallimlerin yazdıkları şiirleri okumakla yerine getirirler.
İnançlarına göre Allah’ın adını anmak, insanı günahlardan arındırır ve içlerdeki
şerrin kaynaklarını kurutur. İlahiler (Kirta) söylemek Goro’nun gösterdiği
şekilde düşünmek, insanı doğru- dan doğruya Rabbına bağlar, inançlarına göre
her muallimin ruhu kendisinden sonra gelen muallime intikal eder.

Yüz hikâye adında bazı
kehanetleri var­dır; Muallim Gubend Sing’e nisbet edilen bu kehanetlere göre,
şimdiki rejimler deği­şecek ve kurtarıcı gelip Sihizm’i tüm dünya­ya kabul
ettirecektir.

insanoğlunun
doğduğuna, Öleceğine ve tekrar doğacağına, yeni hayatının eski ha­yatındaki
davranışlarına göre belirlenece­ğine ve buna bağlı olduğuna inanırlar.

Dul kadının yakılması,
sigara, içki ve uyuşturucu kullanılması da yasaktır.

Tam azat olma
merhalesine ulaşılabil­mek için Muallim’in emirlerine uymak şart­tır.

Pencab eyaletindeki
beş nehirden dola­yı, beş sayısına mistik ve mukaddes bir ma­na yüklerler.

Dini anlaşmazlıklar
Amritsar’da kurulu bir dini konsey (arafından halledilir. Konse­yin kararlan
manevi bir güce sahiptir.

Hindu brahmanlann dini
sınıflarına ben­zer sınıflan yoktur. Hindu sınıf esaslarına karşı oldukları
gibi, Brahman sınıfının da dini emirleri tekelinde tutmasını kabul et­mezler.
Kendilerini etnik esasa göre ayırır­lar.

Sadece bir eşle, kast
yapısına dikkat et­meden evlenirler.

Sinlerin bayramları
Kuzey Hindis­tan’daki Hinduların bayramlannın aynısı­dır. Ayrıca, ilk ve son
Goro’nun doğum günleri kutlanır ve beşinci ve dokuzuncu Goroların şehit olma
günleri anılır.

önemli toplantılarım
yaptıklan mukad­des bir şehirleri vardır. Pencap eyaletine bağlı Amritsar
şehri. Hindistan; hindularla müslümanlar arasında ikiye bölününce

Hindistan tarafında
kaldı. Mukaddes olarak bildikleri dört tahtları vardır: Amritsar, Anandpur,
Batna ve Banand’daki bu tahtla­ra Akl Taht adı verilir. Hacc ettikleri en bü­yük
tapınaklan Amritsar’da olup buna Der-bar Şahap derler. Diğer öteki tapınak ise,
Goro Davra, yani muallim merkezidir.

Sihlerin %95’i Pencap’ta
oturur. Geri ka­lanı Haryana, Yeni Delhi ve Hindistan’ın çeşitli bölgelerinde
yaşar. Sihlerin bir kısmı ise Malezya, Singapur, Doğu Afrika, İngil­tere,
Amerika Birleşik Devletleri ve Kana-da’da yaşamaktadırlar. Bazıları da çalışmak
için Körfez ülkelerine gitmiştir.

1908 yılından beri her
yıl toplanan bir komisyonları vardır. Komisyon, okullar ya­par ve
üniversitelerde Sih dininin yayılması ve larihlerinin okutulması için kürsüler
aç­maya çalışır.

Dünyadaki toplam Sih
sayısının 15 mil­yon civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bugün Hindistan’da
askerlik, taşımacılık, siyaset, spor, eğitim ve ekonomi alanların­da oldukça
etkili olmaya, söz sahibi olma konumlarını da korumaya çalışmaktadır­lar.

(SBA)