Şerif Muhittin Targan Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

30

TARGAN, Şerif Muhittin (1892-1967)

Türk, udî, viyolonselci ve besteci. Udun çalmış tekniğini geliştirmeye yönelik çalışmalarıyla tanınmıştır.

21 Ocak 1892’de İstanbul’da doğdu, 13 Eylül 1967’de aynı kentte öldü. Meşrutiyet dönemi nazırlarından ve son Mekke Emiri Şerif Ali Haydar Paşa’nm oğludur. Müziksever bir aile çevresinde yetişti, çok küçük yaşta çeşitli sazlara ilgi duydu. On yaşında uda başladı. Evlerine gelen tanınmış müzikçileri dinleyerek ilerlettiği bu çalgıda kısa zamanda ustalaştı. On dört yaşında Batı müziği çerçevesinde viyolonsel öğrenmeye başladı, sonra armoni ve piyano dersleri aldı. Daha sonraki yıllarda, besteci udî Ali Rifat Çağatay’dan klasik fasıl, Ahmet Irsoy’dan makam ve usul bilgileri öğrendi. 1919’da ut için çeşitli yapıtlar bestelemeye başladı.

Yükseköğrenim çağına kadar özel öğrenim gören Targan, Hukuk Mektebi’ni ve Darülfünun’un Edebiyat Şubesi’ni bitirdi. I. Dünya Savaşı’nda Hicaz’da çıkan ayaklanma üzerine, babası Mekke emirliğine atanınca, o da ailesiyle birlikte İstanbul’dan ayrıldı, savaşın sonuna kadar Medine ve Şam’da yaşadı. Ailesi savaştan büyük maddi zarara uğrayarak çıktığı için geçimini müzikçi olarak sağlamak amacıyla 1924’te ABD’ye gitti. New York’ta çok başarılı ut ve viyolonsel resitalleri verdi. 1932’de hastalanarak yurda döndü. 1934’te İstanbul’da birkaç resital daha verdikten sonra Irak hükümetinin çağrısı üzerine Bağdat’a gitti, oradaki konservatuvarı kurdu ve ilk başkanı oldu. Viyolonsel ve ut öğretmem olarak da görev aldığı bu kurumda on üç yıl çalıştı. 1948’de yeniden hastalanarak İstanbul’a döndü. Kısa bir süre İstanbul Konservatuvarı İlmi Kurul başkanlığında bulundu. 1950’de ünlü okuyucu Safiye Ayla’yla evlendi.

Targan sözlü formların ağır bastığı Türk müziğinin, saz müziği doğrultusunda geliştirilmesinden yana olan bir müzikçiydi. Ut üzerindeki çalışmaları da bu amaca yöneliktir. Udun kullanılmamış olanaklarım ortaya çıkarmak üzere teknik araştırmalara girişmiş, bu sazın geleneksel çalmışından ayrılan, apayrı bir tarz ortaya koymuştur. Ut için yazdığı parçalar, Türk müziğinde belli bir sazla çalınmak üzere bestelenmiş ilk örneklerdendir.

Targan udda mızrap vuruşlarını işlevlerine göre uygulamaya önem vermiştir. Açık perdeyle kapalı perde arasındaki farkı hiçbir zaman gözden uzak tutmamıştır. Anlatım gücünü iyi kullanabilmek, melodiye istediği nüansları katabilmek için kimi durumlarda açık ya da kapalı perdeleri, kimi durumlarda da, elde etmek istediği tını ve renk farklarına göre her iki tür perdeyi birden kullanmıştır. Uda çok yakın bir saz olan lavtayı da çalardı. Çalışmalarını ortaya koymak amacıyla bir ut metodu yazmaya başlamışsa da tamamlayamamıştır.

Batı müziğinde başarılı bir viyolonselci olan Targan, udu da Batı müziği sazları gibi ele almış, onlar gibi çalınacak hale getirmeye çalışmıştır. Geliştirdiği teknikle bu yolda büyük bir ustalık göstermiştir. Ancak onun ustalığı, makam ve perde beğenisi ya da melodik buluşlardan çok, teknik bir uğraşın ürünüdür. Saz semaileri ise, geleneksel tarzda yapıtlardır.

• YAPITLAR (başlıca): Ut İçin Etütler: Kanatlarım Olsaydı, Koşan Çocuk, Çocuk Havası, Kapris 1, Kapris II, Etüde Orientale. Çeşitli Besteler: Ferahfeza Saz Semaisi; Nihavent Saz Semaisi; Hüzzam Saz Semaisi; Irak Saz Semaisi; Dügâh Saz Semaisi; Segâh Saz Semaisi; Müstear Saz Semaisi; Uşşak Saz Semaisi.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi