Şehid Şehit Nedir, Ne Demektir, Anlamı, Türleri, İslamda Şehitlik

0
55

Şehîd – (ar.s.ç.şühedâ’)

Şehid Üç Kısımdır

1-Dünya ve Ahiret şehidi ki, kâfirlerle savaş yaparken öldürülenlerdir. Asıl şehid de budur, Hz. Peygamber’de asıl şehidin bu olduğunu üç defa tekrar ederek beyan etmiştir. Zulmen öldürülüp hakkında diyet ödenmeyen Müslümanın, bu çeşit şehidden olduğunu Hanefiler kabul etmişlerdir.

2-Yalnız ahiret şehidi ki, Hadislerde taundan, ishal ve istiska’dan ölen, suda boğulan, yıkık altında kalıp ölen, veremden veya yanarak ölen, gebe veya bakire iken ölen kadın, gurbette ölen, yırtıcı hayvan tarafından parçalanıp ölen ve aşka tutulup iffeti sebebiyle bunu gizleyip bunun ızdırabıyla ölen, bu çeşit şehidlerden sayılmıştır. Bir Hadiste de malını korurken öldürülen Müslümanın da bu çeşit şehidlerden olduğu bildirilmiştir.

3-Yalnız dünya şehidi; bunlar da Allah ismini yüceltmek kastı yoktur. Savaşa dünyevî bir menfaat için katılmışlardır. Bunlara şehid ahkamı uygulanır, ama Allah katında şehid değildirler.

Bu gün en çok istismar edilen konulardan birisi de şehidliktir. İslâmî hiç bir gayesi, gayreti olmayan, belki İslâm’a inanmayan, hatta her gün din aleyhinde çalışan kimselerin ölümünde “vazife şehidi, devrim şehidi, basın şehidi” gibi ünvanlar uydurulmaktadır. Bir bakıma bu, inanmadığı bir nizamın şerefli ünvanına sahip çıkmaya çalışarak bir acayiplik sergilemek, bir bakımada haddini bilmezlik ve utanmazlıktır. Zaten şehid birdir. Öyle falan şehidi, filân şehidi diye sınıflara ayrılmaz.

Şehid şu altı şarta sahip olursa yıkanmayarak, sırtındaki elbise ve vücudundaki kan lekeleriyle gömülür:

  1. Müslüman olmak.
  2. Baliğ olmak.
  3. Hayızdan hali olmak.
  4. Nifastan hali olmak.
  5. Cenabetten hali olmak.
  6. Ölümüne sebep olan yarayı aldıktan sonra hayata ait menfaatlerden faydalanmamış olmak.

Bu şartlardan birisi noksan olursa yıkanır ve kefene sarılarak cenaze namazı kılınır. Ashabdan Hanzale İbni Amir, Uhud günü akşam girdiği gerdek odasından çıkarak gusletmeden savaşa katıldığı için melekler tarafından yıkanmıştır.

Harpte yaralanan Müslüman, yaralandıktan sonra, ölmeden yer, içer, tedavi olunur, dünyaya ait bir vasiyette bulunur, alış-veriş yapar, namaz kılar veya harp sahasından başka yere diri olarak taşınır, bir çadırda barınır veya aklı başında olarak bir gün yaşarsa, yıkanır. Bunlar dünyadan faydalanma olarak kabul edilmiştir.

Altı şartı hâiz olanın, varsa üzerindeki kürk, palto, mest, çizme, hırka, silah, başlık gibi şeyler çıkarılır, giydiği elbise onun kefenidir. Elbiseleriyle gömülür.

Şehid üzerine cenaze namazı kılınır. Hz. Peygamber Uhud şehidleri üzerine namaz kılmıştır.

Savaşta yaralanan Mü’min ölmeden önce dinî bir vasiyette bulunursa yine yıkanmaz. Nitekim Uhud’da yaralanan Sa’d İbni Rebî vefatından önce Ensara: “Gözünüzü açıp kapayacak kadar bir vakit ve güç bulduğunuz halde Allah’ın Rasûlü öldürülürse Allah indinde ileri süreceğiniz hiç bir mazeretiniz yoktur ” diye vasiyette bulunmuş ve yıkanmadan namazı kılınıp defnedilmiştir.

Fazileti

Şehidliğin faziletleri hakkında bir çok hadis vardır. Kur’ân-ı Kerimdeki şu âyetler şehidlerin Allah katındaki yerine veciz bir ifade ile işaret etmektedir: “Allah yolunda öldürülenlere (şehidlere) ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız” (K.2/154). “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın” Bilâkis onlar diridirler; Allah’ın, lutuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde Rabbleri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar (K. 169/170).