Saint Simon: Ensüstri Toplumu ve Sosyoloji

 

Sosyal Fizik
Yaşamı boyunca temel olarak Fransız Devrimi’nden kaynaklanan siyasal ve top- lumsal krize bir çözüm aramış olan Saint Simon, geleneksel toplumun çağ dışı kal- dığını, yerini yeni bir toplumun alması gerektiğini ve bu yeni toplumda en yüksek değerin insanlığa faydası olacak etkinlikler olması gerektiğini belirtiyordu. Saint Si- mon, ayrıca toplumsal istikrarın ve uyumun ancak mevcut krizin kökleri anlaşıl- dıktan sonra kurulabileceğini belirtiyor ve bu kökleri anlamak için de anahtarın bi- lim olduğunu savunuyordu. (Pickering 1993:72). Saint Simon’a göre modern top- lum anarşi ve devrim tarafından tehdit ediliyordu. Toplumun bu aşamanın ötesine geçebilmesinin, yeni bir toplumsal örgütlenmenin tek yolu bilim ve endüstriydi. Bilimsel gelişmeler toplumsal koşulların da iyileşmesini sağladığı için, toplumsal yeniden örgütlenme de bilim tarafından inşa edilmeliydi. Başka bir deyişle Saint Si- mon, düzen ve istikrarın yeniden mümkün olabilmesi için toplumun yeni bir bili- me ihtiyaç duyduğunu, bu bilim aracılığıyla toplumsal yasaların ortaya konabilece-
ğini, toplumun ihtiyaç duyduğu reformun da bu yasalara göre yapılması gerektiği- ni ileri sürmüştür. Bu da bilimsel düşünceye dayanan, pozitif bir toplum bilimi kur- mak anlamına gelmektedir. Saint Simon, pozitif bilimlerin ancak pozitif bir toplum biliminin yaratılması ile tamamlanacağına inanmış, bu yeni toplumsal bilimi ‘sos- yal fizik’ olarak adlandırmıştır (Swingewood, 1998:56). Sosyal fiziğin toplumların yeniden düzenlenmesinde en önemli rehber olduğunu düşünen Saint Simon’a gö- re bu bilimin amacı, üretenlerden oluşan ve en kalabalık olduğu halde aynı za- manda en yoksul olan sınıfın emeğinin karşılığını tam olarak almasını ve kendi kendini yönetmesini sağlamaktır (Meriç, 2009:25). Nasıl fizik bilimi doğa olayları- nı tahmin etmeyi ve kontrol altına almayı mümkün kılıyorsa, toplumsal gerçekliği inceleyen sosyal fizik de sosyal olayları tahmin etmeyi ve kontrol altına almayı mümkün kılacaktır. Saint Simon’dan önce hiçbir düşünür “insanın ve toplumun davranışlarının, ancak insan ve toplumun ilim konusu yapılmasıyla yönlendirilebi- leceğini, bu yeni bilimin de ancak tabiat bilimlerinin prensiplerine dayandırılabile- ceğini bu kadar açık şekilde ifade etmemişti” (Meriç, 2009:15).

Durkheim Saint Simon’un yeni bir yöntemi, pozitif felsefeyi, sosyalizmi, hepsini endüstri- yalizm kavramında birleştirdiğini ve hem sosyolojinin hem de sosyalizmin kurucusu olduğunu belirtir (Durkheim, 1928:280-1’den aktaran Meriç, 2009:67).


 

Saint Simon’un Etkileri
Saint Simon’un özellikle toplumsal düzeni yeniden kurmayı sağlayacak pozitif bir toplum bilimine ihtiyaç duyulduğu yönündeki düşüncesi, 19. yüzyılın ilk yirmi yıl- lık döneminde savaş ve toplumsal karışıklıkların sarstığı Avrupa’da giderek daha etkili olmaya başlamış ve çalışmaları, yeni bir sosyal bilimin başlangıcı olarak ka- bul görmüştür (Hamilton 1996:49).
Saint Simon’un çalışmaları bir yandan pozitivizm ve evrimciliği, diğer yandan sosyalizmi içeren çalışmalardır. Saint Simon’un sosyolojisinde Aydınlanma düşü- nürlerinin, özellikle Montesquieu ve Concordet’nin etkisi görülür. Saint Simon’un çalışmaları da Comte’un, Durkheim’in ve Marx’ın düşüncelerinin şekillenmesinde etkili olmuştur. Saint Simon’un en ilginç yönü, hem Comte’un teorisi gibi muhafa- zakar hem de Marx’ın teorisi gibi radikal teorilerin gelişiminde etkili olmuş olma- sıdır (Ritzer, 2008:15). Saint Simon, toplumsal olguların, doğa bilimlerinde kullanı- lan bilimsel yöntemle çalışılması gerektiğine inandığı için pozitivisttir. Özellikle bir süre birlikte çalıştığı Comte’un çalışmalarında Saint Simon’un etkisi açıkça görülür. Toplumsal düzenle ilgili görüşleri Durkheim’i ve Durkheim üzerinden Parsons’ı et- kilemiştir. Saint Simon’un ahlakın ve işbirlikçi üretimin bir elit grup tarafından ge- liştirilecek yeni ideolojilerde yattığı şeklindeki düşüncesi, toplumsal değişimin eli- tist bir kavranışını oluşturur. Bu elitist toplumsal değişme anlayışı ile birlikte tek sı- nışı endüstriyel toplum fikri ve de toplumsal örgütlenmenin teknik zorunlulukla- rını vurgulaması, modern tabakalaşma teorileri ile de ilişki kurmasını sağlamıştır (Mann, 1989:338-9). Radikal açıdan ise, Saint Simon ekonomik sistemin merkezi planlamasının gerekli olduğunu, sosyalist reformlara ihtiyaç duyulduğunu görmüş ve idealist sosyalizmin öncüsü olmuştur. Toplumsal yapının ekonomik yapı tarafından belirlendiği düşüncesi nedeniyle de sonradan Marx tarafından geliştirilmiş olan tarihsel materyalizmin öncüsü kabul edilir. Saint Simon, üretim ve düzen kav- ramlarının ortak yanının ver her türlü ilerlemenin kaynağının emek olduğunu, da- ha iyi bir dünyanın ancak emek sayesinde kurulabileceğini savunmuştur (Lacroix, 1973:17’den aktaran Meriç, 2009:25) Saint Simon da Marx gibi kapitalistlerin feodal soyluların yerini aldığını görmüş, yine benzer şekilde insanların üretirken kendile- rini de yarattıklarını ve üretimi artırmak  için  toplumu  ekonomik  açıdan  düzenle- mek gerektiğini savunmuş (Meriç, 2009:111) ancak Marx gibi kapitalist endüstriyel toplumun kendine özgü doğasıyla ilgilenmemiş, endüstriyi bilim insanlarının ve endüstriyel üretimde bulunan herkesin katıldığı bir iş birliği olarak görmüştür. Sı- nıf anlayışındaki bu farklılık nedeniyle de sınışar arasında meydana gelecek bir ça- tışmayı öngörmemiş, toplumsal değişmenin pozitivizmin her alanda yaygınlaşma- sı sayesinde gerçekleşeceğine inanmıştır (Ritzer, 2008:15).

Saint Simon 18. yüzyılın eleştirel ve devrimci felsefesine karşılık 19. yüzyılın felsefesinin yaratıcı ve yapıcı olacağına inanmış, toplumsal düzenin ve istikrarın yeninden sağlanabilmesi için toplumsal yasaları ortaya koyabilecek bir bilime  ihtiyaç duyulduğunu savunmuştur.