Saim Ali Dilemre Kimdir, Hayatı, Eserleri

Saim Ali Dilemre. Tıp ve dil bilgini ( D. 1880; İstanbul –  Ö. 15 Şubat 1954; İstanbul).

Yaşamı

İstanbul’da tıp öğrenimi gördü. 1908’de Almanya’ya giderek Giessen Üniversitesi’nde patoloji ihtisası yaptı. Yurda dönünce Tıp Fakültesi’nde Rıfat Hüsamettin Paşa’nın asistanlığına getirildi; daha sonra Prof. Hamdi Suat Aknar’ın laboratuvar şefliğini yaptı. Profesör olduktan sonra 15 yıl Adlî Tıp Müessesesi Morg Müdürlüğü’nde bulundu. İstanbul Tıp Fakültesi’nde görevliyken dil konularıyle de yakından ilgilenmeğe başlamıştı. Dillerin birbirleriyle yakınlıkları. Türkçenin başka dillerle ilişkisi, tıp terimlerinin Türkçeleştirilmesi gibi sorunlar üzerinde durdu. Dilemre soyadı Atatürk tarafından bu çalışmaları dolayısıyle kendisine verilmişti. 1935-1940 yıllarında Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde dilbilim dersleri okuttu. 1934’ten itibaren Türk Dil Kurumunda Arapça kelimelere Türkçe karşılıklar kılavuzu çalışma kolu, yönelim kurulu, bilim kurulu üyeliklerinde bulundu; lengüistik kolu başkanlığı yaptı.1935-39 arasında Erzurum ve 1939-43 arasında da Rize milletvekili olarak TBMM‘de bulundu. Atatürk, ona Dilemre soyadını verdi.

Turan ve Hint-Avrupa ulusları arasında soy birliği veya çok eski bir ırk karışması olanağı üstünde duran Dilemre, Türk’ün “tüccar” anlamına geldiğini, Turanın “yol” demek olduğunu, Türkçenin Asya’da doğudan batıya uzanan bir kuşak üzerinde ticaret dili alarak geliştiğini ve Hint – Avrupacaya yaklaşan bir Hint – Turan grubu içinde yer aldığını ileri sürüyordu. Bu anlayışla Les affixes indo-eıtrapeens et le Turc (Hint – Avrupa kelime ekleri ve Türkçe, 1935) adlı incelemesinde Hint – Avrupa eklerini Türkçedekilerle karşılaştırmış; Türkçenin Tarihsel tabiatı (1935) adlı incelemesinde Hint – Avrupa ve Ural – Altay dil gruplarına ait şahıs zamirleri, sayı adları, fiil çekimi sistemi, kelime ve ek benzerlikleri üzerinde durmuştu. Genel dil bilgisi (1939-1942) adlı eseri, bizde geniş kapsamlı ilk dilbilim kitabıdır. Bütün dünyadaki dillerin yapılarını, özelliklerini, karşılaştırmalı dilbiigilerini kapsayan bu eserde Türkçenin dikkat çekici özellikleri üzerinde de durulmuştur: Kesmek, kasmak, kısmak, veya delmek, dalmak, dilmek gibi kelimelerde e, a, u şeklinde bir ünlü nöbetleşmesi, bir içbükün bulunduğuna işaret edilmesi gibi.

Dilemre, yeni terimler yapılırken analojiden geniş biçimde yararlanmıştır; Hekimlik dili terimleri (1945) adlı kitabında sıraca, boğmaca  gibi hastalık adlarına benzeterek bu yoldan sinirce (nevrite), kemikçe (osteite) gibi kelimeler türetmiştir. Tıpla ilgili eserleri arasında Hususi, marazı teşrih (1928); Uykusuzluk ve tedavisi (1928) sayılabilir.

Eserleri

Hususi Marazi Teşrih (1928), Uykusuzluk ve Tedavisi (1928), Les affixes indo-européens et le turc (1935; Hint-Avrupa Ekleri ve Türkçe), La théorie güneş-dil (1936; Güneş Dil Kuramı), Probléme Turco-Celtique (1936; Türk-Kelt Sorunu), Dil Coğrafyası (1937), Genel Dil Bilgisi (cilt I, 1939, cilt, 2, 1942), Hekimlik Dili Terimleri (1945), Dil Devrimi İçin (1949), Dil Devrimi İçin II. Terimler Meselesi (1949).