Roscoe Pound Sosyolojik Hukuk Okulu ‘nun kurucusu

113
PAYLAŞ

Sosyolojik Hukuk Okulu ‘nun kurucusu Roscoe Pound

Mahkeme, federe devletlerin çıkarmış olduğu yasaların, anayasaya uygunluğunu denetle¬meyi de içine alan geniş yetkilere sahiptir. Bunun yanında, Yüksek Mahkeme, vermiş olduğu kararlarda anayasaya ve yasalara ge¬tirdiği yorumlar nedeniyle, zaman zaman, ikinci bir yasama organı gibi çalışmaktadır. Yüksek Mahkeme’nin bu konumu, hukuk¬çuların yargısal kararlar ve yargıçlar üzerin¬de, diğer hukuk sistemlerine oranla daha fazla incelemede bulunmasına yol açmak¬tadır” (Uzun, 2004: 62). Yargıcın vereceği kararı tahmin etmek, hukuka ilişkin bir araş¬tırmanın farklı disiplinlerin yöntemlerini kullanmayı da gerektirir.
Roscoe Pound (1870-1964) tarafından ortaya atılarak Sosyolojik Hukuk Okulu olarak anılan ve aslında Amerikan Hukuksal Realizmi’nin öncüsü olan hukuk dü-şüncesi de bu yaklaşımın çok uzağında değildir. Pound hukuku, insanüstü bir var-lığın eseri olan veya kendi kendine işleyen bir ahlaki düzenlemeler bütünü olarak görmek yerine, insanlararası ilişkilerle ilgili ve belli bir amaç çerçevesinde zamana ve mekâna göre değişiklik gösteren bir olgu olarak görmekle, hukuk düşüncesin-deki önemli bir aşamanın öncüsü olmuştur.
Pound’un temel çalışmalarını yaptığı 20. yüzyılın ilk çeyreği, Pound’un da üye¬si olduğu ABD toplumunda köklü değişimlerin görüldüğü bir dönemdir. Bu dö¬nemde ilk dünya savaşı yaşanmış ve ABD yeni süper güç olarak dünya sahnesin¬de yerini almış, bu arada ülke içinde de o güne değin görülmeyen yeni ve keskin karşıtlıklar ve çatışmalar görülmeye başlamıştır. Bu da hukukun müdahalesine du¬yulan ihtiyacı artırmıştır. Felsefi anlamda ise Pound, pragmatizme dayanmaktadır. Daha evvel de ifade edildiği üzere pragmatizm, pratik sonuçları esas alan bir dü¬şünce akımıdır. Dolayısıyla Pound açısından hukukun geçerliliği problemi, önce¬den varsayılan kurallara bağlı olarak değil, ancak hukuk uygulamasının sonuçları itibariyle tartışılabilir bir problemdir.
Pound’a göre, hukuk toplumla ilgili olduğuna göre gerek yasa koyucuların ge-rekse uygulayıcıların, içinde yaşadıkları topluma ilişkin bilgi sahibi olmaları gerek-mektedir. İçinde yaşadıkları toplum hakkında bilgi sahibi olan hukukçular, hukuk kurallarını soyut içerikleriyle değil, toplumsal yaşamdaki uygulanabiMikleri ve et-kileri ile ele alabilecek ve bir hukuk kuralının yaratacağı toplumsal sonucu öngö-rebileceklerdir. Böylece hukuk, gerektiğinde, ulaşılmak istenen toplumsal sonuca yönelik bir araç olarak da kullanılabilir. Hukukun belli bir amaca yönelik bir araç olarak kullanılması “toplum mühendisliği” olarak adlandırılmıştır.
Toplum Mühendisliği: En geniş anlamıyla, çeşitli araçlar kullanılarak toplumsal yapının, kendi akışına bırakıImayıp, bilinçli müdahalelerle şekillendirilmesini ifade eder. Hukuk söz konusu olduğunda ise, hukukun belli bir toplumsal amaca yönelik bir araç olarak kullanılması, bu kavramla ifade olunur.