Roberto Ardigo kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

0
23

Roberto Ardigo kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1828-1920) İtalyan bilge. Doğa verilerine daya­nan Bilimsel Pozitivizm’i İtalya’da kurmuştur. Cremona yakınında Casteldidone’de doğdu, iki kez intihar girişiminde bulundu, Padova’da öldü. Ardigo, öğrenim çağına gelince ailesi, ona daha iyi bir okuma olanağı sağlamak amacıyla Mantova’ya yerleşti. İnançlarına çok bağlı bir Katolik olan annesi­nin etkisiyle kendini dine verdi, rahip oldu. Tüm yaşamı boyunca annesinin anısına, duygularına bağlı kaldı. Annesi ile babasının ölümleri üzerine Rahip Martini onu korudu ve manastırda kaldığı sürece yardım etti. Ardigo, 43 yaşına gelince kendi inançla­rıyla bağdaşmadığını anladığı manastırdan ayrıldı, fel­sefe çalışmalarına koyuldu. İnsan bilgisinin duyum­lardan kaynaklandığı görüşündeydi. Kendi anlatımına göre bu kanıya, bir gün kırmızı bir güle bakarken ansızın varmıştı. Bu düşünce değişimi çelişkiye düştü­ğü kilise ile bütün bağlarını koparmasına yol açtı.

Ardigo, felsefe alanındaki yeni görüşleri nedeniy­le çevresinde büyük ilgi uyandırdı; çağrıldığı Padova Üniversitesi’nde 1881-1909 yılları arasında felsefe tarihi okuttu. Son yıllarını, savunduğu temel düşün­celeri açıklamakla, bu görüşlere belli bir felsefe düzeni kazandırma çalışmalarıyla ve’ karşı çıktığı idealizmi eleştirmekle geçirdi.

Ardigo’nun pozitivizmi Comte’taki gibi tarih ve toplum olayları üzerinde yoğunlaşmaz. Onun ilgi alanı, doğa ve bilim verileridir. Comte’tan etkilenerek benimsediği düşünce, olguların gerçekliği ve bilginin yalnız olgulardan kaynaklandığıdır. Bilgi, bir olguyu başka olgularla, doğrudan doğruya, ya da düşünceler, ilkeler veya anlayış gücünün oluşturduğu biçimlendir­meler yardımıyla, bağdaştırmaktır. Olgunun açıklan­ması bu karşılıklı ilişkilerin saptanmasına, arâdaki bağlantıların bulunmasına bağlıdır. Bilimin görevi de budur. Bilimi oluşturan bilginin kaynağı duyularla sağlanan olgu verileridir. Felsefe bunları konu edindi­ğinden dolayı bir bilimdir. Bilimin tümevarım yönte­mini uygulayabilmesi için ilkelerinin olgulara dayan­ması, kesin geçerlik kazanması gerekir. Olgulara ve duyu verilerine dayanan bilginin sağladığı bilim bu ilkeleri doğa ile bağlantılı kılar, onlara geçerlik kazandırır.

Metafizik, doğa olgularına dayanmaz; onun kay­nağı olgulardan soyutlanmış kavramlar, bu kavram­lardan oluşan ilkelerdir. Bundan dolayı da metafizik bilim değildir.

Bir bilim olarak felsefe, yalnızca, genel sonuçları birbiriyle bağdaştıran bir “birleştirici öğreti” sayıla­maz. Bunun yanı sıra, doğa bilimlerinin çalışmaları dışında kalan sorunları konu edinen, özel öğretilerin oluşturduğu bir bilgi alanıdır. Felsefe bu niteliğiyle, düşünce olgusunu ele alan ruhbilim, mantık, bilgi, estetik, toplumbilim, ahlak ve ekonomi gibi alanları kapsar. Felsefe, “seçik olmayanın” (indistinct) alanı üzerinde uğraşır. Doğa bilimlerinin uğraş alanı “seçik olandır”. Gerçekte, seçik olmayan bütün alanlar için ortak bir kökendir. Bu anlamda seçik olanın da temelindedir.

Ardigo’nun felsefesinde, özgün bir yer tutan, seçik olmayanın alanı, Spencer’in öğretisinde görülen “bilinmez” ile örtüşür. Bilinmez ile seçik olmayan arasındaki başlıca ayrım şudur: Seçik olmayanın alanı, bilinmeyen değil, henüz kesinlik ve yeterli bir açıklık kazanamamış olandır. Gerçekte, seçik olmayan görelidir: Belirli bir bilgi bütünü bağlamında seçik sayılabi­lecekler başka bir bilgiyi açıklamakta kullanıldıkların­da seçik olmayanın alanına girerler.

Ardigo, çizdiği bu ayrımla, bilinen tüm gerçekli­ğin doğal durumunu açıklamaya çalışmıştır. Doğal olgudan tinsel olguya dek, gerçekleşen tüm oluşum­lar, seçik olmayandan seçiğe dönüşüm sürecini sergi­lerler. Bu, sürekli ve zorunlu bir geçiştir. Ancak seçiğin bu doğrultuda seçik olmayanı tüketmesi de söz konusu değildir. Seçik olan sonludur, seçik olma­yan ise sonsuzdur; bitmez, tükenmez.

Sonsuzluk, başı sonu olmayan sürekli bir geli­şimdir. Bu gelişmenin doğaüstü bir nedeni, bir kuralı yoktur. Bütün doğal oluşumlar sonsuzluktan başlar, yine sonsuzluğa dönerler. Bu nedenle, oluşum bir dönüşüm niteliğindedir.

Ardigo’ya göre, ahlak alanında, dinlerin öngör­düğü davranış kuralları gerekli değildir; usçuluğun benimsediği ahlak ilkeleri de yetersizdir. İnsan, kendi varlığının bilincine vardığında yan tutmaksızın, öz­veriyle davranabilir; bu davranışlar ise doğal ve toplumsal etkenlerle açıklanabilir. Bu etkenleri belir­leyen idealler toplum tepkilerini bireyin vicdanında kurallar ve ahlaki yaptırımlar olarak biçimlendirir.

YAPITLAR:

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 7. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983