Robert Walser – Haydut

35

Robert
Walser – Haydut


Haydut romanında anlatıcı daha romanın ilk
sayfalarında olay örgüsüyle ilgili vaatlerde bulunur. Roman boyunca bu vaatler
devam eder. Anlatıcı verdiği sözleri tutmaz. Okur bunu fark ettikten sonra
güvenemediği anlatıcıya rağmen romandaki olay akışından uzaklaşır (doğrusu pek
de bir olay akışı yoktur romanda). Nedir o halde burada anlatılan, burjuva
toplumunun edindiği alışkanlıklara adapte olamayan, uyumsuz bir elemandır
Haydut. Romanın alışılmışın dışındaki tarzıyla Haydut’un sıra dışılığı örtüşür.
Haydut’la Walser arasında da paralellikler kurulabilir. Hülasa, bu bir Walser
anlatısı.

Notlar

…ürettiğim her şeyi, başta duraksayarak ve
derin bir tefekkür içinde, kurşunkalemle karalamaya başladım.

Yaşadığım gerçek azapları yazıhanelere özgü
bir kopyalama sistemiyle tutarlı bir biçimde birleşen bu kurşunkalem sistemine
borçluyum. (s. 9)

Walser’den günümüze ulaşan bu kurşunkalem
metinlerinin tümü, faal yazarlık hayatının son dönemini geçirdiği Bern’de
yazılmıştır ve 1924-1933 yılları arasına tarihlenir.

1929 yılında geçirdiği ağır bir ruhsal
bunalım sonucunda (…) Waldau Kliniği’nde tedavi altına alındı.

1933 yılında Herisau Psikiyatri Kliniği’ne
istemediği halde zorla nakledilmesi, yazmayı nihai olarak bırakmasına neden
oldu.

(bundan sonra) 1956’daki ölümüne dek
hastanenin verdiği görevleri yerine getirerek yaşadı.

1936 yılında Carl Seelig’le tanıştı.

Kurşunkalem Bölgesi diye nitelediği
taslaklar,

Bu taslaklar 526 sayfalık bir tomar
oluşturur.

Karınca duasını andıran elyazısını okumak
neredeyse imkânsızdır.

1957 yılında, Walser üzerine tez yazmakta
olan edebiyat öğrencisi Jochen Greven, el yazmalarının mercek yardımıyla
okunabildiğini fark etti.

Haydut romanı, bu yazmalardan deşifre
edildi ve 1972’de yayınlandı.

Walser yazı dünyasında, toplumun normatif
taleplerine karşı korunabileceği bir kabuk yaratmıştır.

Edith onu seviyor. Bu konunun ayrıntıları
daha sonra.

Edith o hayırsızla asla ilişki geliştirmeye
çalışmamalıydı.

Ona gülecek olursanız, o da hemen size
katılır.

Tek bir dostu bile yok.

Onun durmadan bir şeyler düşünmek, adeta
dalıp gitmek gibi bir alışkanlığı vardı; kimse bunun karşılığında ona bir şey
vermediği halde.

Cüretkâr insanların çoğu cesaretten,
gururlu olanların çoğu ise gururdan yoksun olurlar.

Haydut’un bir devlet müşavirinin oğlu
olduğunu açıklamak istiyoruz.

Haydut’un iki erkek kardeşi bu şehrin
mezarlıklarında yatıyor. (Olaylar Bern’de geçiyor).

Sevenler aptal ve bir o kadar da kurnaz
olurla; ama bu ifade yakışıksız kaçtı bize göre. Kendimi sözlerin
etkinlikleriyle sınırlayacağım, bir başka deyişle, anlatının akışına boyun
eğeceğim.

Ciddiye almamak ciddi bir iştir.

Sağlıklı insanlar (…) bazı riskleri göze
almalıdırlar. Yoksa hangi kahrolası akla hizmet için sağlıklı olur ki insan?
Sadece günün birinde sağlıktan ölmek için mi?

Okul dediğimiz şey, yaşam ruhu uğruna
eğitim ruhunu terk etti.

Öğretmenler artık gerçek birer öğretmen
olmaktan ziyade, hayata yakın olmak istiyorlar.

Okular, deyim yerindeyse hayata dalkavukluk
etmeye başladılar.

Aşk mutluluktan çok daha fazlasıdır; aşk
bir mülktür, bir insanın kendiliğidir, bir başka türlü yapamama halidir.

Bir zamanlar bir kadın, “size inanıyorum”
demişti…

Bana inandığı kanaatini taşıyordu ama
kanaatler nedir ki? Kanaatler çabucak değişebilir ve inanç kanaate tabidir.
Birine böyle bir şey söylemeye hakkımız yoktur.

O kadına (…) bana inanmaktan vazgeçmesini
tercih edeceğimi söylemiştim.

Uykuya dalmak için çaba göstermemek
gerekiyor. Âşık olabilmek için de, âşık olmamaya gayret etmeli, o zaman birden
âşık olur insan.

Size muhteşem tavsiyeleri tamamıyla
ücretsiz veriyorum. Onlara uymaya çalışın.

Her şeyin bir açıklığa kavuşturulması,
aydınlatılması gerekmiyor.

Haydut

Kendini anlamaktan aciz sersem. O bir gönül
böceği işte, ezelden dangalak.

Onu hem evrensel bir vurdumduymaz hem de
tüm halkların vicdanı olarak görüyoruz.

“Hıçkırıklar” der Benjamin, “Walser’in
gevezeliğinin melodisidir.

Yazarın maruz kaldığı toplumsal
dışlanmışlık ve damgalanmışlık, Haydut karakterinde daha da yoğunlaşmış bir
biçimde ortaya çıkar.

Haydut, beş parasız bir hayırsızdır.

Der Räuber

Türkçeleştiren: Cemal Ener

Can Yayınları

Ocak 2016