Rize Sempozyumu – 2006: M. Köseoğlu, B. Yücel – Rize Arıcılığı, Sorunları ve Çözüm Önerileri

M. Köseoğlu, B. Yücel – Rize Arıcılığı,
Sorunları ve Çözüm Önerileri

(s. 524-527)

Rize’de koloni başına ortalama bal verimi 10
kg civarındadır. Bu oran Türkiye ortalamasının altında olup, her geçen yıl
düşüş göstermektedir.

Koloni varlığına baktığımızda Türkiye 4.2
milyon koloni varlığı ile Dünyada Çin’den sonra ikinci; 72.080 ton toplam bal
üretimi ve koloni başına 16 kg ortalama bal üretimi ile Çin, Arjantin ve
ABD’den sonra 4. sırada yer almaktadır.

Kesin tarih tespit edilememekle birlikte
1880’li yıllardan itibaren Rize’de arıcılık yapılmaktadır. 1950’den sonra
gezginci arıcılık yapılmaya başlandı. Arıcıların %95’i gezginci arıcılık yapmaktadır.
Genellikle Haziran ayının başlarında Artvin, Erzurum ve Rize yaylalarına
gitmektedirler.

Rize ve çevresi endemik tür bakımından
oldukça zengindir. Orman gülü, yaban kestanesi, ıhlamur, akasya, karayemiş,
ballıbaba arıların başlıca nektar kaynaklarıdır. (s. 524)

Rize’de üretilen ve özel isimle anılan
balların başında Anzer balı, Başhemşin balı, Kama balı ve Çahmaz balı
gelmektedir.

Bunlar arasında Anzer ve kestane balının
anti-bakteriyel özelliği yüksektir. (s. 525)

İşçi arı 21 gün kuluçkada kaldıktan sonra
petek gözünden çıkar. Bundan sonra 21 gün boyunca petek içinde çalışır
(temizlik, larvaların beslenmesi vs.). Bu görevini tamamladıktan sonra nektar
toplamak üzere kovandan dışarıya çıkar. (s. 526)

Rize’de yoğun olarak ana arı satılmakta. Buna
karşın ana arıların genetiği ve verimliliği hakkında herhangi bir kayıt yahut
araştırma bulunmamaktadır.

Gerçekte ana arı yetiştiriciliğinin her
kademesinde seleksiyona tabi tutulması gerekirken, seleksiyondan haberi olmayan
kişiler tarafından ana arı yetiştirilip satılmaktadır. Bu durum gelecekte
genetik kirliliği arttıracak önemli bir sorundur. (s. 527)