Rize Kültür (dergi)

Rize Kültür


Rize Mualimler Birliği Tarafından Yayınlanır

Aylık Dergi

Sayı: 1, 2 Mart 1958

Sulhi
Türkselçi – Rize’nin Kurtuluşu

Neriman
Rakıcıoğlu – Rize ve Rizeli

Ziya
Emiroğlu – Rize’de Milli Oyunlar

Ekseriye oyunlar yirmişer, kırkar kişilik
kadınlı erkekli kafilelerle oynandığı gibi (…) bir şair kadınla bir erkek şair
arasında söz atışması suretiyle oynanan horonlar da vardır.

Bu oyunlar santur denilen bir çalgı ile
oynanır. Bu oyunlara ayak oyunları adı verilir.

Sıksaray, kol kola, el ele oynanır. Oynarken
içlerinden birinin (uçalım uçalım) demesiyle hep beraber coşarlar.

Millet oyunu, eller hep aynı zaviyelere
müteveccih, kafalar yere doğru eğilir. …kemençecinin (ha uşaklar) demesiyle
coşulur.

Acabat, bu oyun iki bazen bört kişiyle
oynanır. Kemençe sesine türkü ile iştirak edilir.

Hemşin oyunu, gayda (tulum) ile oynanır. Ayaklar
adeta santimle atılır ve çekilir.

İki ayak oyunu, Bir
erkek bir kadın bir cephe karşısında oynar. Hareketler öne ve arkaya parmak
uçlarında dönerler. Bu oyun Gürcülerde de vardır.

Titremeler,
oyun titremelerden ibarettir.

Bıçak oyunu, oyuncular ortaya atılıp
kamalarını çekerler. Maç talimi yapar gibi çatışarak oyuna devam ederler.

Bazen bıçak havaya atılır. Dişleri ile
tutarlar. Bazen de havada bıçağa takla attırırlar. Bu suretle devam eden oyun,
birinin diğerini bastırmasıyla son bulur.

Sallama, Rize’nin tam bir hususiyet taşıyan oyunudur.
(s. 4)

İsmet
Zeki Eyüboğlu – Kara Zıpkalı Uşaklar Destanı

Kan gövdeyi götürmüş,

Çakı gibi uşaklar serilmiş boylu boyunca,

Ölüleri kurtarmış Anadolu toprağını,

Su yerine kan içilmiş,

Takalar vızır vızır,

Top yüklü tüfek yüklü takalar,

Nârâ atar deniz kurdu dizi dizi tayfalar,

“Of Sürmene, Arakli – Yanaştık Trabzon’a”

Barut koklamış Allah Allah demişler,

Boztepe kıpkızıl olmuş, toplar yığılı
Kanboz’a,

Ayet ayet dudaklarda zafer,

Türkü üstüne türkü,

“Trabzon’dan çıktı başım selamet,

Çavuşluya geldim koptu kıyamet,”

Dağlar buyur ettiler sarı gâvuru,

Kara zıpkalı Karadeniz uşakları,

Sözü dağlarda geçerdi uşakların.

Trablus kuşak üstüne mermi yüklendi,

Püsküllü kaytan sardı kanayaklılar,

Mezar mezar üstüne er yanına er kefensiz,

İntikam almak kurardı sarı gâvurdan,

En büyük efkârlıydı altmışlık Emine’nin,

“Bubam afkursun” demiş, “gayri unutmam bunu”

Hey Allahım Hornefterin günü müdür,

Karaptalda dernek mi var?

At bindiler, kılıç kuşandılar kara
zıpkalılar,

Kıyasıya vuruştular günlerce,

Bire on veren başak misali kırıldı Urus,
Uru, Ermeni.

Hendek boyu süngülenmiş iki canlılar,

Yediden yetmişe, eşikten beşiğe cana
kıydılar,

Böyle olur gâvurun da kahpesi,

Kara zıpkalılar Allah Allah dağlar bizimdir
dedi,

Kanıma kan diye sesler yükseldi,

“Dağ başını duman almış” Fadime’m,

“Askere gideni gelmez mi sandın.”

Dağlar dereler aşıldı,

Ziganaya yel – yepelek ulaşıldı,

İçinde atlar kişnedi uşakların,

Dörtnala doludizgin giden atlar,

Alnı beyaz akıtmalı al atlar,

Doratlar, kıratlar, yağız atlar,

Şahlandı altında uşakların,

Çerkez eğerli atları,

Gündüz ışıkla, gece karanlıkla yarışan
atlar.

Tozu dumana katıp dörtnala giden atlar.

Bir ana-baba günüydü dağ-dağ,

Tütün kıyarcasına gâvur kıymış,

Altı ayda altı adım gidemedi ileri,

Ekmeğin özüne, güneşin gözüne bakan kahpe
Urus askeri. (s. 5)

Hüseyin
Mataracı – Rize’de Tarihi Eserler

Aziz
Gözaçan – Öğretmen ve Sevgi

Kemal
Ferah – Güzel Hemşin

Hemşinli ya okur, veya on iki yaşından sonra
gurbet yolcusudur, orta yaşına doğru mutlaka patrondur. (s. 11)

Fuat
Şehirlan – Öğretmen

Nazmi
Gürsoy – Okumanın Değeri

M.
Zeki Özer – Cennetten Bir Köşe: Fındıklı

Sosyal seviye birçok büyük şehirlerimize
parmak ısırtacak kadar yüksektir. Fındıklı’da en çok çalışan, en çok eğlenen ve
hareketli olan kadındır. Fındıklı giyimine çok düşkündür. (s. 13)

F.
W. Foorster – Meslek Aşkı

Abdürrahim
Gündüz – Rize Lisesi

Halit
Köksel – Rize’de Okul Beslenme İşleri ve Beslenme Eğitim Faaliyetleri

Kâzım
Aktaş – Rize ve Yapı Enstitüsü

Necati
Sayılgan – Ekonomi Kültür Gelişim Düzeyi ve Öğretmenlerin Maddi Durumu

Ali
Haydar Taner – Milli Terbiye Nedir?

Fener
Gençlik Kulübü

Rizeli sağlam ve çevik vücuduyla hayatı
boyunca spor yapar. Dik yamaçlara tırmanarak, denizde çalışarak ihtiyaçlarını
temin etmek zorundadır. (s. 31)

Rize Kültür

Rize Mualimler Birliği Tarafından Yayınlanır

Aylık Dergi

Sayı: 2, 1 Nisan 1958

Hikmet
Gürsoy – Kültür Alanındaki İhtiyaçlarımız

Sulhi
Türkselçi – 2 Mart Rize’nin Kurtuluşu

Kahraman
Karadeniz Uşakları (Doğu Karadeniz Muharebeleri)

Ziya
Emiroğlu – Tarih

Milattan 12 yüzyıl önce Torlar, Tunayı
aşarak şimdiki Yunanistan’ı işgal etmişlerdi.

Akalar, Torlarla ihtilatı kabul
etmediklerinden yavaş yavaş göç etmeye başladılar.

Denizci olan Akalar (…) İzmir ve Çanakkale
havalisine yerleşerek buralarda İyon medeniyetini kurdular.

Karadeniz sahilleri boyunca aralıklı ve
küçük küçük merkezler kurdular.

Milattan 8 yüzyıl öncelerine doğru da
Akalar, Sinop, Trabzon gibi büyük şehirleri inşa ettiler.

…halen Taşlıdere dediğimiz Akaroz vadisinde
kuru ve yaş yer pirinci yetiştirildiği için buraya Yunancada pirinç manasına
gelen (riyizus) denildiği ve bundan da Rize manası çıkarıldığı söylentisi
vardır. (s. 4)

Enis
Naci Kepenek – Kurtuluş Münasebetiyle

Nazım
Kurtiş – 23 Nisan Bayramı ve Çocuklarımız

M.
Zeki Özer – Fındıklı’nın Kurtuluşu

Sene 1914, Ocak ayının 24.cü günü. Düşman
Fındıklı üzerinden taarruza geçiyor.

Fındıklı’nın Aksu sırtlarına gelinerek
Çağlıyan deresi boyunca hattı müdafaa teşkil ediliyor.

Burada 18 gün ölüm kalım savaşı olmuş,
düşman bir türlü Aksu’yu ele geçirememiştir. (s. 9)

Süngü ile hücum emri veriliyor. Çarpışmada
askerlerimizin tamamına yakını şehit oldu. Neticede müdafaa hattımız Fırtına
deresine çekilmek zorunda kaldı.

Aziz
Gözaçan – Bir Münazara Münasebetiyle

Mustafa
Sabuncu – 16 Mart ve Öğretmen Okulları

16 Mart 1848’de (…) ilk öğretmen okulu
açıldı. (s. 12)

Abdurrahman
Gündüz – Okul Aile Birlikleri

Kemal
Ferah – Hemşin

Hemşin’de bir veya birkaç köyün müşterek bir
yaylası vardır.

Hemşinli eğlenme yeri olarak buraları
seçmiştir.

Ağustos başında köylünün ekserisi (…)
yaylaya eğlenmeye gider. …yanlarına meşhur tulumcularından birini de alarak
kona-göçe, oynaya söyleye yaylaya varırlar. Buna bir eğlence panayırı, nevi
şahsına münhasır bir karnavaldır diyebiliriz. Hemşinli ise Vartivor der buna.

Asgari bir hafta geceli gündüzlü çılgınca
bir eğlence devam eder.

Vartivor müddetince dertler, kederler,
yorgunluklar unutulur. (s. 16)

Mustafa
Tuğ – Einstein’in Harika Formülü

Hüseyin
Mataracı – Atatürk Rize’de

M.
Necati Sayılgan – Öğretmenden İstenen ve Öğretmenin İstedikleri

Burhan
Beksaç – Rize’de Verem ve Verem Savaşı

Nihat
Aktan – Çocuk Terbiyesinde Dikkat Edeceğimiz Hususlar

Ahmet
Topaloğlu – Eğitim Meseleleri

Halit
Köksal – Çevreden Derlemeler

Kanı
ile Kıbrıs Haritası Çizen Çocuk

Mahiye Morgül’den söz ediliyor. (s. 34)

Rize Kültür

Rize Mualimler Birliği Tarafından Yayınlanır

Aylık Dergi

Sayı: 3, Mayıs 1958

Hikmet
Gürsoy – İlk Öğretim ve Halk Eğitimi

Ziya
Emiroğlu – Rize Tarihi

(Fetihten sonra) Yavuz Sultan’ın anası olan
Gülbahar Sultanın adaklarının kabulü dolayısıyla Rize’de Gülbahar adıyla bir
cami inşa ettirilmiş ve mahalleye de Gülbahar adı verilmiştir.

Rize Osmanlılara geçtikten sonra 1835 yılına
kadar zeametle idare olunmuştur.

1835’te Trabzon vilayetine bağlı Kurayiseba
kazasına bağlı bir nahiye olmuştur.

1877’de Rize’de kaza teşkilatı kuruldu ve
bir müddet sonra Batum’a bağlandı.

Batum Ruslara terk edildikten sonra Rize
merkez olmak üzere Lazistan sancağı kuruldu.

1924’te vilayet haline geldi.

1933’te Çoruh vilayeti adıyla genişlediyse
de 1936’da küçülerek tekrar Rize adıyla vilayet olmuştur. (s. 2)

Enis
Naci Kepenek – Manevi Kalkınmamız

Bugün Rizemizin suçların mütekasif olduğu
mıntıkaları okuldan ve kültürden uzak kalan yerleridir. Karadere, Salarha,
Güneysu, Hemşin gibi yerlerde kurulacak ortaokullar jandarma karakolundan veya
tek hakimli mahkemeden daha çok önemlidir. (s. 3)

Sabri
Bayraktar – Çayeli Kazası Genel Durumu

Akif
Güven – Fındıklı Ortaokulu

Azmi
Kandemir – Şirin Güneysu

Fuat
Şehirlan – Gerçek Eğitim Yolu

Niyazi
Saruhan – Kore Cephesinde Bir Gece Keşfi

Rize Kültür

Rize Mualimler Birliği Tarafından Yayınlanır

Aylık Dergi

Sayı: 4, Ekim 1958

Ziya
Emiroğlu – Yollarımız

Hikmet
Gürsoy – Rize’de Çıkan İlk Dergi Yeni Ay

“Yeni Ay” 1926 yılının Kasım ayında Rize’de
yayınlanmıştır.

Dergiyi çıkaran Hüseyin Avni Eyüboğlu (…)
dergiyi yayınladığı sıralarda şehrimizde ilk tedrisat müfettişliği vazifesini
yapıyordu.

…İstanbul’da bir matbaa ile anlaşarak ilk
sayıyı çıkardı. 

Ne çare ki mali sebepler yüzünden derginin
ikinci sayısını çıkarması kabil olmadı.

Dergi 16 sayfa olarak tertip edilmiş olup
tamamen Hüseyin Avni Eyüboğlu tarafından hazırlanmıştır. (s. 4)

Seher
Sözeri – Öğretim Davamız

Ahmet
Topaloğlu – İmtihanlarımız ve Testler

Kemal
Ferah – Hemşin, Evlenme ve Düğün

Ailenin bir kız çocuğuna mukabil erkek
çocuğu yoksao ocak (aile ocağı) batmış (sönmüş) telakki edilir.

Hemşin’de evlenme iktisadi bakımdan da çok
önemlidir. Zira tarla ve bahçe işlerinin azamisi kadınların omuzlarındadır.

…aileler arasında seçim işinde kat’iyetle
zorlanan yoktur. Tarafeynin rızası esastır.

Kızın ailesi mutlaka başlık alır.

Zaten fakir olan ailede çalışan bir şahsın
eksilmesi o ailenin sarsılmasını icap ettirir.

Bugün aile zengin de olsa o parayı alır.

Para alınması kızın izzeti nefsi meselesi
bakımından da mühimdir. Falanca kız için şu kadar başlık ödenmiş de bu kız için
neden ödenmesin mi?

Nişan yapılır. Nişan olarak kıza yüzük,
küpe, bilezik, kolye, elbiselik, ayakkabı, tuvalet takımı vs. gönderilir. Nişan
bozulursa bunlar aynen iade edilir.

Düğünler yaz aylarında yapılır. Çünkü bu
aylarda aile bir araya toplanmıştır.

Erkek tarafından 50’den ziyade topluluk
kızın evine gider. Öğle yemeği orada yenir. İkindiye yakın hareket edilir. Kız
normal sokak kıyafetine göre giydirilmiştir. Damadın babası veya yakın bir
erkek akrabası kızın bulunduğu oda kapısına gelir. İçeride de kızın en yakın
erkek akrabasından biri gelini kapıyı getirir:

“Bu kızın şimdiye kadar olan günahları bana
olsun. Bundan sonrakilere size kabul, kendisine yapılabilecek eziyetleri
karşılamayı kabul ediyor musunuz?”

“Kabul ediyorum” diyerek gelini teslim alır.
O anda geline takı takmak ve kızı teslim edene bir miktar para vermek
usuldendir.

Oda kapısının başına bir bıçak saplanır ve
kız bu bıçağın altından geçer.

Düğün alayı hareket eder.

Gelin ekseriya at üstündedir. Gelinin bütün
ihtiyaç ve hareketleriyle alakadar olacak bir yardımcısı vardır ki buna gelinin
“yengesi” denir. Yol boyunca tuben çalınır.

Erkek evi görününce birkaç el silah atılarak
gelindiği haber verilir.

Eve 20-30 m kala düğün alayı durur.

Alaydan ayrılan 2-3 kişi eve girer. Mutfakta
sallanan zinciri yakalar ve türkü ile bahşiş ister. Buna “Selim Çekme” denir. Bu
kişilere birer çorap verilir.

Alay dışarına nazlanarak eve yaklaşır. Yoldan
şikâyet ederler ve halı döşenmesini isterler. Karşı taraf diller dökerek güya
yolları düzeltir. En kıymetli halı olan eğrelti atlasını yola serer. Bu
nazlanma sırasında bütün dilekler yerine getirilmelidir. Aksi halde düğün alayı
geri dönebilir.

Kapıya varıldığında eldeki mermiler
ateşlenir. Evin saçakları kalbura çevrilir. Bundan sonra bir uşak istenir. Bu
evden uşak mı istenir, istedikleri beyefendi olsa ne âlâ! Bey üzerinde mutabık
kalınır ve damat arz-ı endam eder. Misafirleri selamlar. Bekleyenlere para
dağıtır. Gelini alıp odasına götürür.

Sofra başı eğlencesinde gelin de hazır
bulunur. Akla gelmedik yiyecekler istenir. İstenenler temin edilir (10-15 koyun
kesildiği, 50-100 ayrı sofra kurulduğu olur). Sonunda damat bey sofraya davet
edilir. Damat yanında bir arkadaşıyla gelir. Soru sorulursa arkadaşı cevap
verir.

Yemeğe başlanır. Damadın iki lokma aldıktan
sonra kaçması gerekir. Yoksa başına çorap örülür; düşürülür, ıslatılır, mahcup
edilir.

Ertesi gün gelin, babasının evine götürülür.
Sofra başı istekleri bu defa erkek tarafının hakkıdır.

Kız, babasının evinde 3-4 gün kalır ve
ardından damadın evine götürülür. (s. 37)

Hikmet
Gürsoy – Rizeli Bestekâr Ekrem Karadeniz

Denizciler
Yatağı Güneysu

Potomya ismiyle ilgili bir efsane: Evvelce
bu derenin kenarlarında putlar vardı. Sonradan putları bir kilisede topladılar.
Bundan ötürü buralara puthane ve ondan telmihen de Potomya dediler. (s. 26)

Cahit
Babiloğlu – Pazar Kazası

Türkiye’nin en güzel elmasını yetiştiren
Pazar’da kurulan elma fabrikası, harp dolayısıyla ihracat yapamamış ve bu
yüzden de kapanmıştır.

Puro tütünü Pazar’a has bir mahsul (…)
Türkiye’de yalnız Pazar’da yetişir. (s. 28)

Sami
Oral – Vilayetimizin Öğretici Film İşleri

Rize Kültür

Rize Mualimler Birliği Tarafından Yayınlanır

Aylık Dergi

Sayı: 5-6, Kasım – Aralık 1958

Hikmet
Gürsoy – Okul ve Öğretmen

Ziya
Emiroğlu – Geçmiş Günler

Enis
Naci Kepenek – Bayrağın Şerefi

Neşat
Karsan – Öğrenme Nedir

Cemal
Asan – İngilizce Öğretim Köşesi

Rize’de
Spor Faaliyetlerinin Tarihçesi

Rize’de ilk spor kulübü 1337 (1921) yılında
İdman Yurdu namıyla kuruldu.

Kurucuları Suphi Bey ile İsmail Kentay’dır.

Futbol ve aletsiz jimnastik dallarında
faaliyet gösterdi.

Kulüp bünyesinde bir de müzik koku açılmış
ve bu daha sonra şehir bandosunun nüvesini oluşturmuştur. (s. 30)

Rize Kültür

Rize Mualimler Birliği Tarafından Yayınlanır

Aylık Dergi

Sayı: 7-8, Ocak – Şubat 1959

Hikmet
Gürsoy – Öğretmen Yetiştirme

Erol
Osmanoğlu – Şarkın Büyük Mütefekkir ve Terbiyecisi, Şirazi

Ziya
Emiroğlu – Kalplerimizde Ebedilik Sırrına Eren Bir Varlık

Nurettin
Dekelli – Rize’de Kültür Faaliyetleri

C.
Tayyar Tuzcu – Şairlerin Kaderi

İbrahim
Eren – Turistler Gözüyle Rize

Rize Kültür

Rize Mualimler Birliği Tarafından Yayınlanır

Aylık Dergi

Sayı: 9, 10, 11 Mart – Nisan – Mayıs 1959

Sabri
Tatoğlu – Meslek Tesanütü

İbrahim
Eren – Rize’de Dokumacılık

Rize vilayeti dahilinde (…) el tezgâhlarıyla
pamuklu dokumacılık sanatı vardır. Bu tezgahlarda peştamal, çarşaf ve muhtelif
desenlerde Rize bezi adı verilen iç ve dış çamaşırlıklar dokunmaktadır.

Halen Rize’de 1300 kadar elle çalışan tezgâh
vardır. Bu tezgâhlarda münhasıran kadınlar çalışır. Dokunan mamullerin büyük
bir kısmı mahallen istihlak edilip bir kısmı da dış pazarlara sevk olunur.

…çay ziraatının müspet inkişafı karşısında
(…) dokumacılık geçmiş yıllara nazaran azalmağa yüz tutmuş durumdadır. (s. 28)