Richard Leppert – Sanatta Anlamın Görüntüsü

Sanatta Anlamın Görüntüsü
İmgelerin Toplumsal İşlevi

Günümüzde anlamın çerçevesini çizen şey medya ve reklamdır.

İmgeler bizlere asıl dünyayı değil sadece dünyalardan birini gösterir.

Görebilmem için bir şeyler bilmem gerekir.

Avrupa portreciliğinin teamülü, seçkinler resimlerde dişlerini asla göstermemeliydi. Yoksullar içinse bunun tersi. Görsel kapalılık seçkinlerin kimlik sorusunu işaret ediyor.

Seyirde sergilenen her hangi bir eseri incelemeninde belli koşulları vardır. Müzelerin kendilerine özgü adabı muaşereleri vs. Bütün bunlar esere nasıl bakacağınızın çerçevesini oluşturur ister istemez.

Güzellik saygı ister.

Sanat ile iktidar arasındaki bağlar Jea Baudrillard’ın işaret ettiği gibi paranın sadece sanatı değil aynı zamanda prestij satın aldığı modern sanat müzayedeleriyle ilgili olarak betimlenebilir.

Temsil tehlikelidir. Tam da mahiyeti gereği, asla temsil ettiği şeyin kendisi olamadığı için… Platon görmenin inanmak için yeterli olmadığının farkındaydı.

Tromp l’oeil
Kandırmacanın ortaya çıktığı andan itibaren resmin konusu sanatçı ve sanatçının zanaatidir.

Natürmortun kusuru nesneleri öne çıkararak onlara ayrıcalık yüklemesinin yanında anlatıdan yoksun oluşuydu.
Natürmort genellikle paraya dairdir.
Arzu + Haz + Öznellik = Natürmort

(Günebakanlar)
Van Gogh’un resmi başkalarının çıkar ve taleplerine karşı direnmektedir.

Vanitas; Katharsis olarak ölüm fenomeninin natürmorta hakim olması bu sözcükle adlandırılır.

Weenix’in ölü bir kuğuyu resmettiği av resmi 17. yy burjuvazisinin öncelikli tercih alanına iyi bir örnektir. Bu tip resimlerde ana tema ötekinin ölümü ve haliyle benliğin mutlaklığının (ölümsüzlüğünün) onanmasıdır.

Av resimleri medeniyetten nasiplenmemiş iktidarın talebinden öte bir şey değildir. Kısmen bu önermeyi onamak maksadıyla yapılanlar dışında (Velazquez).

Ölü hayvan sahneleri herşeyden önce ötekinin bastırılması ve öldürülmesinin itici gücü üzerinden hayatı iktidara bağlayan görsel düzeneklerdir.

Avlanma eylem göstergebiliminde, her türden mülkiyet üstündeki eril egemenliğini ve toplumsal düzenin simgesel tahakkümünü ortaya koyan İngiliz üst sınıflar arasında erkeklere özgü bir etkinliği işaret ediyordu.

Kutsal kitaplarla ilgili olarak tesis edilmiş bir imgeler alfabesi vardı; kartalın simgelediği görme, İsa’nın kör bir adama şifa vermesi temasıyla bağlantılıydı. Ayna, Adem ile Havva’nın cennetten kovulması temasıyla; işitme, Vaftizci Yahya’nın vaazıyla; tatma, bin bir kişiyi doyuran ekmek mucizesiyle; koklama, Bakire Meryem’in İsa’nın ayaklarını yağlayarak kutsamasıyla ve dokunmada İsa’nın su üstünde yürümesi mucizesiyle. (s. 140)

Gülümseyen yüzler; ahlaksızlık, aşırılık ve sıradanlık olarak karşılık buluyor. Asillerin yer aldığı resimlerde yüzler daima mağrur iken köylüler ve alt sınıftan insanları konu edinen resimlerde yüzler daima gülümsüyor.

Ressam kendi kültürel kimliğini tabloya baktığı nokta ile açığa vurur (Brueghel).

Havva’nın hikayesi asla bitmez, dolayısıyla erkeğin çileside.

Erkek seyirciler için çıplak kadın resmine bakmak, normal olarak, hayali de olsa erkek iktidarının teyidi olarak işlev görür. Çıplaklık utanmayla ilgili olduğu kadar cinsellikle de ilgilidir.

Çeviren: İsmail Türkmen
Ayrıntı, 2002