Resim -Türkiye’de- Osmanlıdan 1950’lere Tarihi, Sanatçıları, Gelişimi, Hakkında Bilgi

28

XVIII. yy.ın sonlarına doğru Levnî ve Abdullah Buharî ile son yapıtlarını veren osmanlı minyatür sanatının ardından uzunca bir duraklama dönemi gelir. Bunun nedenlerini biraz da türk toplumunun o günkü sosyal yapısında aramak gerekir. Nitekim XIX. yy. başlarında Türkiye, köklü değişimlerin eşiğindeydi. Ne Batı’yı adamakıllı benimseyebiliyor, ne de doğu geleneklerinden büsbütün kopabiliyordu. Oysa osmanlı minyatür sanatı doğu-islâm kültürünün bir koluydu ve dinsel kurallara bağlı metafiziği, Batinın sanat anlayışından, eğilimlerinden apayrıydı. Bu yüzden doğu geleneklerinden batılı bir estetiğe geçiş kolay olmadı ve uzunca bir sürenin geçmesi gerekti. XVIII. yy. sonlarında Levnı ve Buhari çapında bir ressam yetişmediği gibi, resim birtakım halk sanatçılarının eline düşmüş, ya da İstanbuldaki rum ve ermeni azınlıkların giderek soysuzlaştırdıkları karikatürümsü bir niteliğe bürünmüştü.

Ancak, Mahmud II’nin Tasviri Hümayun nişanından, resim dersinin askeri okullarda okutulmasından, Ferik Tevfik Paşa, Hüsnü Yusuf, Servili Ahmed Emin gibi yarı amatör, yarı profesyonel ressamların yetişmesinden sonra Türkiye de, görüş ve tekniği Batidan alınmış bir resim sanatının tohumları atılabildi (1830′-lardan sonra). Daha sonraları bu yeni görüşle eserler vermeğe başlayan ressamların hepsi asker ocaklarından yetişmeydi. Şeker Ahmed Paşa, Hüseyin Zekâyi Paşa, Süleyman Seyyit Bey, Hoca Ali Rıza gibi asker ressamlar Harp Okulu’nu bitirdikten sonra ya bir süre askerlikle sanatı bağdaştırmış, ya da ordudan ayrılarak kendilerini büsbütün resme vermiş sanatçılardı. Türkiye’de bu asker ressamlar dönemini kapatan ilk adım, Osman Hamdi’nin kurup geliştirdiği Sanayii Nefise Mektebi oldu Mimar, ressam ve heykeltıraş yetiştirecek türk hocaları olmadığı için yabancılardan kurulu bir öğretim kadrosu düzenlendi ve bu hocaların elinde geleneksel formüllere uygun olarak yetiştirilen, sonra da öğrenim için Fransa’ya gönderilen genç ressamlar 1914’te yurda dönüşlerinde Batı anlamındaki bir resim sanatını Türkiye’de kökleştirdiler.