Remzi Oğuz Arık kimdir? Hayatı ve eserleri

47

Remzi Oğuz Arık kimdir? Hayatı ve eserleri: Kozan’da doğdu (1897). Ortaöğrenimini İstanbul Erkek Lisesi’nde ta­mamladı. Bir süre öğretmenlik yaptı. Fransa’ya gitti (1926). Sorbonne’da sanat tarihi ve arkeoloji okudu. Louvre Arkeoloji Okulu’nu bitirdi. Ülkeye dönünce arkeoloji uzmanlığı, Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Cincinnati Üniversitesi’nden bir kurulla birlikte Truva kazılarına katıldı. Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji kürsüsüne doçent (1939), profesör oldu. Ankara ilahiyat Fakültesi’nde İslâm Sanatları Tarihi profesörlüğü yaptı (1949-50). Adana’dan milletvekili seçildi (1950). Yöneticilerle anlaşamayarak Demokrat Parti’den ayrıldı. Köylü Partisi’ni kurdu. 3 Nisan 1954’te öldü.

Remzi Oğuz, Prof. Hüseyin Avni Göktürk’le birlikte yayımladıkları Millet (Ankara, 1942-1944, 24 sayı) dergisinde dönemin düşün yaşamında birincil önemi olan konulardaki yazılarıyla tanındı. Dil, tarih, milliyetçilik, hümanizm vb. sorunlara yaklaşımıyla ırkçı ve Turancı görüşleri ağır basan Türkçülerden ayrılıyor, laiklik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik ilkelerini değerlendirmesiyle Kemalizme yaklaşıyordu.

Remzi Oğuz’un bu dönemde çıkan yazılarına da yer verdiği kitabı İdeal ve İdeoloji (1947) adını taşır. Yazar “Asıl Türk milliyetçiliğinin doğuşunu Kuvayi Milliye mücadelelerinden başlatanlar aldanmıyorlar” görüşünden hareket ederek Oğuz boylarının Önasya’daki tutunma savaşımlarından Bi­rinci Dünya Savaşı yenilgisine kadar uzanan dönemler içinde Türk kültürü üzerindeki yerlerini değerlendirmeye çalışır. Remzi Oğuz’a göre “Millet, kendi kaderini kendisi çizme hürriyetini elinde bulunduran cemiyettir.” “Kuyucu Murat’ın zulmüyle gömülenler”le, “Simavlı Bedrettin ile birlikte ölenler”den, “Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı kahramanlarına kadar yüzyıl­lar boyunca kazanılan, bu özgürlük bilincidir.” Birinci Dünya Savaşı içinde İslamcı ve Osmanlıcı ideolojiler niteliğini ortaya koymuştur. “Müslüman olan ve olmayan, Türkten gayri unsurların anavatanı arkadan vurdukları” unutulmamalıdır. “Yekpare bir milletin çabucak doğması” “Kuvayi Milliye Ruhu”nun özündeki ideale sadık kalmakla mümkün olacaktır. Milliyetçiler, bu nedenle, “laikliği, bugün dünden daha ziyade cemiyetimizde bir muvaze­ne faktörü” olarak anlamak zorundadırlar. “Laiklik” denge öğesi olduğu kadar, tarihsel hoşgörünün doğal bir sonucudur. Milliyetçiliği doğru “kav­rayan aydının devletçi de, inkılapçı da, cumhuriyetçi de, laik de, halkçı da olması normaldir”. (Millet, Mayıs 1943; İdeal ve İdeoloji, sf. 44)

Milliyetçi ideolojinin çağdaş demokrasinin temel ilkeleriyle çelişmediği­ni belirten Remzi Oğuz, demokrasinin eşitlik ilkesiyle liberalizmin anlaşa­madığını ifade ederek şöyle yazar:

Halkçı olan milliyetçilik, bu psikoloji gereğince hem eşitliğe, hem hür­riyete temel gibi riayet eder. Riayet etmeyince ortada milliyetçilik yok­tur. Onun adına oynanan milliyetçilik komedyası, bir zümre isdibdatını kapatmaya yarayan bir düzenbazlık vardır. (İdeal ve İdeoloji, sf. 32)

Remzi Oğuz Arık’ın Türk İnkılabı ve Milliyetçiliğimiz (1958) adlı yapı­tı ölümünden sonra yayımlanmıştır. Ankara Radyosu’nda yaptığı konuş­maların (1951) toplandığı kitapta, daha önce Çığır dergisinde (Ekim 1939) çıkan “Milliyetperverliğine Dair” yazısı da bulunmaktadır. Ölümünün 15. yılında çıkarılan Türk Gençliğine (1968) adlı kitapta da kimi konuşmala­rıyla daha önce Millet’te yayımladığı birkaç incelemesi yer alır. Bunlardan, Güzel Türkçemiz’de dilimizin gelişme evreleri siyasal toplumsal olaylarla birlikte değerlendirilmiştir. Türk devletlerinde Arapça ve Farsçanın “resmi dil” durumuna gelmesi nedendir? Rumcanın etkisi söz konusu mudur? Türkçe, Anadolu’da hangi etkenlerle “Uygurcanın, Çağataycanın, diğer Türk lehçelerinin çok budaklı ağızlarıyle” ölçülemeyecek düzeyde incelik­lere ulaşmıştır? Bu tür sorulara yanıt arayan Remzi Oğuz, saraylara, hane­danlara, kendi kurduğu devletlere karşın Türk halkının dil bilincini koru­duğunu belirtirken eski Türk devletlerinde “Âşıklar Yolu” olarak adlandı­rılan kurumlan yaratan saz şairleriyle dervişlerin Anadolu’ya geçerek Türkçeyi ve Türk kültürünü geliştirdiklerini yazar. Remiz Oğuz’un arke­oloji ile ilgili yapıtlarından başka, Coğrafya’da Vatana (1956), Gurbet-İnmeyen Bayrak (1968) adlı kitapları da ölümünden sonra yayımlanmıştır.

Kaynak: Çağdaş Türk Edebiyatı 4, Cumhuriyet Dönemi 2, Şükran KURDAKUL, 1994, Evrensel Basım Yayın.