Radikal Feminizmin Hukuk Yaklaşımı

117
PAYLAŞ

Radikal Feminizmin Hukuk Yaklaşımı
Radikal feminist yaklaşımı benimseyen hukuk teorisyenleri, hukukun erkek ege-men dünyasının, giderek artan kadın katılımıyla veya kadınlara atfedilen nitelikle¬re daha fazla yer verilmesiyle değiştirilebileceğini kabul etmezler. Bu teorisyenle- re göre hukuk, erkek egemenliğinin sürdürücüsü, erkek egemen ideolojinin yeni¬den üretilmesinin ve aktarılmasının güçlü bir mekanizmasıdır. Kısacası hukuk, bir erkeklik paradigmasıdır. Kadının statüsünü değiştirmek için dava yoluna başvur-mak veya yasama sürecini etkilemek, uygun bir kanal değildir. Hukuk, bir toplum¬sal değişme kaynağı değildir ve böyle bir kaynak da olamaz. Çünkü hukuk, patri¬arkal güç ilişkilerini zayıflatmak yerine güçlendirme eğilimindedir. Parlamentolar tarafından yürürlüğe konulan yasalar ve mahkemelerden çıkan yargısal kararlar, kadınların kamusal alana girişlerini ve yüksek ücretli mesleki uğraşılara katılmala¬rını sınırlandırır. Örneğin, 20. yüzyılın ilk yarısında mahkemeler, “kişiler” (persons) sözcüğünü sık sık erkekler anlamında yorumlamışlardır.
Radikal feministler, farklı seslerin veya fikirlerin hukuk dünyasına dâhil edilme¬sini savunan liberal feministleri eleştirirler. Onlara göre, kadınlar ve erkekler ara¬sındaki farklılıklar üzerinde odaklaşma, cinsiyetler arasındaki güç eşitsizliklerini nötralize ve rasyonalize eden bir ideoloji olarak işlev görür. Cinsiyet, bir iktidar so¬runu, yani erkek üstünlüğü ve kadın bağımlılığı sorunudur. Kadın değerleri olarak empatiyi, bakım ve yetiştirmeyi, ılımlılığı, toplumsal ilişkilere dönük ilgiyi ve baş-kalarına karşı yönelimi öne çıkarmak, kaçınılmaz olarak cinsiyetler arasındaki eşit¬sizliği yeniden üreterek erkek egemenliğini güçlendirir. Aynı şekilde erkek pers-pektifinin temel değerleri olarak rasyonellik, objektiflik, evrensellik gibi değerlerin hukuk tarafından benimsenmesi de cinsiyet eşitsizliklerini yeniden üretir.
Erkek egemen değerlerle yüklü olan hukuk, erkeklerin kadınlar üzerinde ege-menlik kurdukları bir toplumsal yapıyı sadece yansıtmakla kalmaz; aynı zamanda devlet, böyle bir hukukun sayesinde erkeklerin iktidarını daha da kurumsallaştırır. Bu ise hukuksal reformlar yoluyla kadınların statüsünü değiştirmenin niçin müm¬kün olamayacağını açıklar.