Psikolojiye Giriş: Öğrenme

Öğrenme

Öğrenme her türlü deneyimi içeren ve tüm
yaşam boyu devam eden bir süreçtir.

Öğrenme, davranışlarda bir değişikliğin
meydana gelmesidir (bilip de yapmamak hariç).

Psikolojide öğrenme genel olarak bağsal öğrenme
ve bilişsel öğrenme başlıkları altında incelenir. Psikologlar iki olay ya da iki
uyaran arasında bağ kuran öğrenmeye koşullama adını verirler. İki tür koşullama
mevcuttur: klasik koşullama ve edimsel koşullama.

Klasik Koşullama: Herhangi bir otomatik tepkiye yol açmayan nötr bir uyarıcının,
otomatik bir tepkiye yol açan başka bir uyarıcı ile ilişkilendirildiği bir öğrenme
türüdür.

Koşullu Uyarıcı: Önceleri otomatik bir tepki uyandırmayan nötr bir uyarıcı
iken klasik koşullama sürecinde koşulsuz uyarıcıyla ilişkilendirilen bir uyarıcıdır.

Genelleme: Orijinal koşullu uyarıcıya benzer uyarıcının aynı koşullu
tepkiyi ortaya çıkarmasıyla sonuçlanan bir süreçtir.

Genellemenin temelinde koşullu uyarıcıya
benzerlik olduğu için, orijinal koşullu uyarıcıya benzerlik arttıkça koşullu
tepkinin ortaya çıkma olasılığının arttığı, benzerlik azaldıkça koşullu tepkinin
ortaya çıkma olasılığının azaldığı söylenebilir.

Yüksek Dereceden Koşullama: Nötr bir uyarıcının, başka bir koşullu uyarıcı ile eşlenerek,
koşullu tepkiyi ortaya çıkarma sürecidir.

EDİMSEL
KOŞULLAMA

B.F. Skinner bir etki üretmek için yaşadığımız
dünya üzerinde birtakım edimler gerçekleştirdiğimiz bu tür davranışlara edimsel
davranış adını vermiştir. Bu tür davranışların öğrenilme mekanizmasını ifade
etmek için de edimsel koşullama terimini kullanmıştır.

Tarihsel olarak, Skinner’ın edimsel koşullama
olarak adlandırmasından önce, bu tür öğrenmeyi ilk olarak ortaya çıkaran kişi
Edward Lee Thorndike’dır.

Edimsel koşullamayı tanımlayan temel ilke şudur:
davranış, ürettiği sonuçlar tarafından kontrol edilir.

Pekiştirme: Bir davranışın tekrar olma olasılığını arttırma işlemidir.

Pekiştireç: Bir davranışın tekrar olma olasılığını arttıran durum ya
da nesnedir.

Ceza: Davranışın olumsuz bir sonucudur ve davranışın tekrar olma
olasılığını azaltır.

Organizma eğer kendi doyumuyla sonuçlanan
bir davranış yapmışsa, yani davranışı sonucunda pekiştireç almışsa aynı davranışı
tekrar yapacaktır. Ancak eğer davranışı sonucunda organizma acı veren bir uyarıcı
almışsa, yani cezalandırılmışsa organizma aynı davranışı gelecekte ya daha az
yapacak ya da hiç yapmayacaktır. Hem pekiştirme hem ceza olumlu ve olumsuz
olmak üzere ikiye ayrılırlar. Olumlu pekiştirme edimsel davranıştan sonra
organizmaya ödül vermektir. Olumsuz pekiştirme ise organizmayı olumsuz durumdan
çıkartarak rahatlamasını sağlayan pekiştirmedir. İster olumlu olsun ister
olumsuz olsun pekiştirme davranışın tekrar olma olasılığını arttırır.

BİLİŞSEL
ÖĞRENME

Gestaltçı psikolog Wolfgang Köhler
1920’lerde şempanzeler üzerinde bir dizi öğrenme deneyi gerçekleştirdi ve o
zamandan bu yana, bu kavrama konusundaki bu deney sonuçları bilişsel öğrenmenin
kanıtı olarak gösterilmektedir.

Kavrama: Deneme-yanılmaya değil, iç-görüye dayanan bir öğrenme türüdür.

Gözlem yoluyla öğrenme konusunda Bandura’nın 1961’de gerçekleştirdiği “Bobo bebek”
deneyi, psikoloji tarihinin en ünlü deneylerinden biridir. Bu deneyde, Bandura
üç grup anaokulu çocuğuna bir video film izlettirmiştir.
Her üç grup da seyrettiği davranışları öğrenmiştir.


Psikolojiye Giriş
Editör: Prof. Dr. Sezen Ünlü
Anadolu Üniversitesi Yayını, Yayın nu: 2325
Ekim 2011, Eskişehir