Post-Yapısalcılık

Post-Yapısalcılık

Post-yapısalcılık; en geniş tanımı ile insan olma, dünya ve
anlamları oluşturma ve bunları yeniden üretme süreçleri arasındaki ilişkileri
irdeleyen bir yaklaşım olarak tanımlanabilir.

Bu yaklaşımı iki temel kolda değerlendirmek mümkündür.

1) Birincisinde post-yapısalcılık dil ve literatür bağlamında
ele alınırken,

2) ikincisinde felsefe ve sosyal bilimler bağlamında ele alınır.

Post-yapısalcılık,
insan kültürünün yapılar aracılığı ile anlaşılabileceğini savunan ve bu görüşlerini
özellikle dil üzerinde modelleyen yapısalcılıktan büyük oranda etkilenen ama
ondan farklılaşan bir düşünce akımıdır. Bu düşünce hareketi; post-modernizm,
anti-humanizm, aydınlanmanın reddi ve varoluşçu fenomenolojiden de büyük oranda
etkilenmiştir.

Basit bir ifadeyle post-yapısalcılık, ‘dil’ ve dile benzer şekilde
toplumun anlamlı yapılar veya sistemler olarak analiz edilebileceklerini
varsayan yapısalcılığın yeniden yorumlanışı olarak tanımlanabilir.

Post-yapısalcılık açık
bir gerçekliğin olduğunu kabul eder ve eğer doğru metotlar kullanılırsa bu
gerçekliğin bilgisine ulaşılabilir olduğuna inanır
.

Post-yapısalcıların yapısalcılığa olan eleştirileri ise iki
ana tema üzerinde toplanmaktadır:

1) Yapıların kendi kendilerine yetmesi ve

2) bu yapıların ikili zıtlıklardan oluşması.

Post-yapısalcılığın
temel önermeleri

1) Tarih ve kültürün yapıları koşullandırdığından “yapıların”,
yanlış yorumlara ve önyargılara maruz kaldığını ileri sürer.

2) Dolayısıyla bir nesneyi anlamak için hem nesnenin
kendisini hem de bu nesneyi üreten bilgi sistemleri bir arada incelenmelidir.
Bu bağlamda Postyapısalcılık, bilginin nasıl üretildiğini temel araştırma
sorunsalı olarak kabul eder.

3) Post-yapısalcılık, yapısalcılığın aksine tarihseldir;
kültürel kavramların zaman içinde nasıl değiştiğine odaklanarak aynı
kavramlardan şimdi ne anlaşıldığını bulmaya çalışır.

4) Post yapısalcılar “benliğin” ayrı, tekil ve tutarlı bir
varlık olduğu görüşüne katılmazlar.
Post-yapısalcılar
benliğin söylemlerle inşa edildiği görüşünü sıklıkla paylaşırlar.

5) Bir metin yazarının amacı, okuyucu için ikincildir.
Anlam, yani gösterilen, birey tarafından; yani
gösteren tarafından inşa edilir.

6) Post-yapısalcı metin analizlerinde okuyucu, yazarın
yerini alır.

7) Post-yapısalcılar, hiyerarşi içinde “baskın olanın temel
niteliği” kavramını reddederler. Daha ziyade amaçları, bu ilişkileri analiz
ederken baskın olan ile itaat eden arasındaki bağımlılığı açığa çıkarmaktır.


Çağdaş Sosyoloji Kuramları
Editör: Prof.Dr. Aylin Görgün Baran & Prof. Dr. Serap Suğur
Anadolu Üniversitesi, 2012