Pomak Türklerinin Nişan ve Düğün Geleneği

Zeynep
Zafer –
Pomak Türklerinin Nişan ve Düğün Geleneği

Bulgaristan’da bulunan, Nvrokop (Götse
Delçev) kasabasının 15 km kuzeyindeki Pomak Türklerinin yaşadığı Komitsa
köyünde (…) Bulgaristan’a özgü hükümetin

1970’ten sonra uygulanan bu konudaki yasakları,
1990’ın sonuna kadar devam etti.

Evlilikler, genelde köyde yaşayan gençler
arasında yapılır. Gençler nişandan önce mutlaka birbirlerini görme imkânına
sahiptir; çünkü kızlar hem evde, hem de tarlada yapılan işlere katıldıklarından
sürekli evden çıkmaktadır.

Delikanlıların kızları en yakından ve en uzun
görebileceği yer, imece usulüyle iş yapılan yerlerdir. İmece işi mutlaka kışın
yapılır. Akşamlan kızlar toplanıp tütün işlerinde, çeyiz hazırlama işlerinde
birbirlerine yardım ederler.

Daha sonra yardım ettikleri kadının da onlara
gidip bu tür ortak işlere katılması gerekir.

…imecenin düzenlendiği evlerin kapıları,
delikanlılar için her zaman açıktır. Dul ve evli erkekler bu tür yerlere
gidemezler. Genelde gençler grup halinde gider.

Kızlar bu gecelerde iş yaparken mutlaka türkü
okurlar.

Genelde sesi iyi olan kızlar, erkekler tarafından
daha büyük ilgi görür.

Türkü okuma becerisine büyük bir önem
verildiği için, kızlar ve erkekler küçük yaştan itibaren bunu öğreniyor ve
insanlardan çoğu türkü okuma yeteneğini geliştiriyor. Pomak Türkleri, türküsüz
asla yaşayamazlar. Onlar, türküler aracılığıyla sevinçlerini, acılarını,
aşklarını, ayrılıklarını, yaşam mücadelesini dile getirir (s. 570).

…bir kız bir erkeğin hoşuna gitmişse, erkek
onunla evlenmek isteğini başka bir kişi aracılığıyla iletir. Kız da erkeğe
karşı bir şey hissediyorsa ona haber verir. Bu arada kız, genelde annesinden
hangi delikanlıya vermelerinin mümkün olduğunu öğrenir ve erkeğe ona göre cevap
verir.

Kızlar, büyüklerin sözünü dinlemek zorundaydı.
Ailesinin istemediği biriyle evlenen kızın ödediği bedelin farkında olan
gençler, kız kaçırma olayına sıcak yaklaşmazdı.

…erkek ailesiyle konuşup uzak akraba, komşu
veya iyi görüştükleri bir yaşlı kadını kızın ailesine gönderir.

Kızın annesi ve babası, kızlarıyla
konuşacaklarını söyleseler de aslında kızın fikrine çok fazla önem vermezler.

Nişan, kızın evinde, gece yapılır ve iki genç
nişanda bulunmazlar (s. 572).

Nişanlı olan kız, büyüklerin ellerini öper ve
ona para verilir. Nişandan bir hafta sonra erkek tarafından olan kadınlar,
özellikle büyük yapılmış bir ekmek, börek ve baklava hazırlayarak kızın evine
götürür. Bazen de erkek tarafı, hazırlamış olduğu yemeği, akşam kız evine götürür
ve orada toplanan her iki ailenin kadınları beraber yemek yer. İnanışa göre bunu
yaptıktan sonra nişan daha sağlam olup bozulması imkânsız hale gelir.

Eğer nişanın sürdüğü dönemde sorun çıkarsa
nişan bozulur (s. 573).

…nişan sırasında verilen her şey de kızda
kalır.

Düğünden önceki gece, kına gecesidir.

…düğün gününün sabahı, erkek tarafınca büyük
veya küçük baş hayvanlar kesilir ve düğün için gereken yemekler, köyün aşçısı
tarafından pişirilmeye başlanır. Burada çorba, etli yemek, etli pilâv, helva ve
hoşaf gibi geleneksel yiyecekler, büyük kazanlarda hazırlanır.

…erkekler, kızın evine gitmek için hazırlanır.
Onlar büyük bir koçun başına ve sırtına kırmızı boya sürer, boynuzların uçlarına
birer kırmızı elma yerleştirir ve başına çiçek koyar. Bu şekilde süslenen koç,
güçlü bir erkeğin sırtına koyulur…

Kızın babası, kendisine getirilen koçu kabul
eder,

(Gelin süsleme) yüzüne aklık, iki yanağına
kızıllık, kaşlarına ve kirpiklerine sürme sürer; bu işlem yapıldıktan sonra
pul, yıldız ve başka şekillerle gelinin yüzünün farklı yerlerinde figürler,
alnın ortasında da bir ben yapılır. Tüm bunlar cilde yumurta sarısıyla
yapıştırılır (s. 575-576),

Gelinin en yakın genç erkek akrabaları, gelinin
bulunduğu odanın kapısını kilitleyerek erkek tarafından istedikleri parayı almadan
kimseyi içeri almazlar.

…erkek tarafından gelen damadın ağabeyleri
veya kardeşlerinden biri geline yaklaşarak getirdiği giysileri tek tek gelinin
giymesini sağlar. Giydirme geleneği şundan ibarettir: Bu kişi ilk önce
feracenin sağ kolunu tutarak gelinin iki defa kolunu sokup çıkarmasını sağlar
ve üçüncü defa soktuğunda her iki tarafta bulunan görümceleri, gelinin
feracesini giymesine yardımcı olur. Aynı şekilde sağ ayakkabısını da tutan bu
kişi, üçüncü defa gelinin ayakkabıyı giymesi için bırakır. Sonunda da benzer
şekilde gelinin başına duvak koymasını ve yüzünü örtmesine sağlar. Gelinin sağ
kolu altında bir bezle sarılmış Kuranıkerim, sol koltuğu altına da beze
sarılmış bir ekmek yerleştirilir (s. 583-584).

…evin merdiveninden inen gelinin duvağı
üzerinde, dışarıya doğru çevrilmiş bir kalburdan arpa dökülür. Damadın evine
geldiklerinde, merdivende gene gelin üzerinde içeriye doğru çevrilmiş bir
kalburdan arpa dökülür. Gelin, evin girişine serilmiş kırmızı bir kuşak
üzerinden geçerken oraya koyulmuş olan su dolu bir testiyi sağ ayağıyla devirir…

Damadın annesi, babası ve kardeşleri avluda
bulunan insanları tek tek yukarı çıkmaları ve yemek yemeleri için davet ederler
(s. 584).

…damat ve aileden olan diğer erkekler camiye
giderler, namazlarını kılar ve dönerler.

Damat döner dönmez gelinin bulunduğu odaya girerek
ayağının üzerine basmaya çalışır. Gelin de aynı şekilde onun ayağının üzerine
basmaya çalışır. Daha sonra damat gelinin yüzünü örten teli kaldırarak gelini
alnından öper ve yüzünde yapıştırılmış pullardan üç tanesini çıkarır. Sonra
hazırlanmış olan sütü gelinin avuçlarına dökerek gelinin yüzünü yıkamasını
sağlar.

Kadınlar yemek yer yemez odadan çıkar ve imam
nikâhı kıymak için gelir. Resmi nikâh ise ya düğünden önce, ya da sonra
belediyede kıyılır.

Damat, ertesi sabahın erken saatlerinde
ailesine “düğünümüz var” sözleriyle gelinin bakire olduğunu bildirir.

Zengin olan aileler oğlunu evlendirirken
güreş veya koşu, ya da her ikisini düzenleyebilir.

Zafer, Zeynep. (2001), “Pomak Türklerinin Nişan ve Düğün Geleneği,” Erdem Dergisi, Cilt:
13, Sayı: 39, (s. 569-593)