Plazma (Kan) olmasaydı yaşam mümkün olur muydu? (Bilim ve Yaşam)

bilimteknoloji/plazma001 Hücreler Kan Sıvısı ve Plazma

• Kan hücreleri bütün vücudu nasıl dolaşırlar?

• Kanın pıhtılaşması, zehirlerin vücuttan uzaklaştırılması gibi hayati görevleri kim üstlenir?

• Plazma olmasaydı yaşam mümkün olur muydu?

Kan hücreleri, yani alyuvar ve akyuvarlar, üstlendikleri görevler gereği bütün vücudu dolaşmak zorundadırlar. Ama bunu tek başlarına yapmaları imkansızdır. Hücrelerin kendilerini hareket ettiren çeşitli mekanizmaları olsa bile, içinde hareket edebilecekleri bir sıvının varlığı zorunludur. İçinde dolaşıp duran farklı nitelikteki hücreleri ile birlikte, vücudumuzun her noktasını her saniye kat edip duran bu sıvı plazmadır.

 

Kanın %55’ini oluşturan sarımsı renkli plazma, basit bir sıvı değildir. İçinde birçok madde bulunan özel bir karışımdır. Bileşiminde, %90-92 oranında su, %6-8 oranında protein, ayrıca eriyik halinde tuz, glikoz, yağ ve aminoasit, karbondioksit, azotlu atık ve hormonlar vardır. Plazma, taşıdığı bu maddeler ve sahip olduğu özelliklerle vücut için önemli görevler üstlenmiştir.

Plazmanın Yaşam için Hayati Öneme Sahip Görevleri Vardır

Plazmanın en önemli görevi, besinleri ve atıkları taşımasıdır. Yediğimiz yiyeceklerden elde edilen besinlerin vücudun içine dağıtılması, hücrelerin ürettikleri artık maddelerin de bedenden uzaklaştırılması için ilgili organlara iletilmesi plazmanın görevidir. Eğer plazmanın bu taşıma-nakliye görevi olmasa, yenilen besinler hiçbir işe yaramaz, dokulara besin ulaşamaz, üretilen artık maddeler uzaklaştırılamadığı için vücut hemen zehirlenirdi.

Kan basıncının belirli bir düzeyde tutulmasını sağlar.

Vücutta ısının eşit olarak dağılmasına yardımcı olur.

Kan ile diğer dokuların asit düzeyini belirli bir seviyede tutar.

Plazmanın sahip olduğu bu görevler, Yüce Allah’ın yaratmasının benzersiz örneklerinden sadece biridir. Yüce Allah, yaratmasındaki üstünlüğü, biz insanlara yol gösterici olarak indirdiği Kuran’da şöyle haber verir:

“Görmüyorlar mı; gökleri ve yeri yaratan Allah, onların benzerini yaratmaya gücü yeter ve onlar için kendisinde şüphe olmayan bir süre (ecel) kılmıştır. Zulmedenler ise ancak inkarda ayak direttiler.” (İsra Suresi, 99)

Plazma Bileşimi Son Derece Kompleks Bir Sıvıdır

Plazma, “kan sıvısı” olduğundan, içerdiği su, kanın esas elemanıdır. Örneğin aşırı terleme olduğunda plazma miktarı %50 oranında azalabileceği gibi, sulu şeyler fazla içildiğinde normalin %60’ı oranında artabilir.

Diğer taraftan plazma sadece sıvıdan oluşmaz. İçinde katı maddeler de bulunur. Plazmanın toplam ağırlığının yaklaşık %7’sini oluşturan proteinler bu katı maddeleri meydana getirir. Her biri farklı hayati fonksiyonlara sahip söz konusu maddeler üç ana gruba ayrılır. Bunlar; albüminler, globülinler ve fibrinojendir.

Albüminler: Albumin, sayıca en fazla olan plazma proteinidir. Vücutta bir anlamda taşıyıcı görevi görür. Albuminin en önemli görevi ise kılcal damarlardan çevre dokulara aşırı sıvı geçişini önlemektir. Bu görevin önemini anlamak için besinlerin vücutta nasıl bir yol izlediklerine göz atmakta fayda vardır. Besin maddelerinin atardamarlardan gereken dokulara ulaşabilmeleri için öncelikle doku duvarını aşmaları gereklidir. Besin duvarı, çok küçük gözeneklere sahiptir. Buna rağmen hiçbir madde kendiliğinden bu duvardan geçemez. Bu geçişte etkili olan faktör kan basıncıdır. Tıpkı bir elekte olduğu gibi kanın sıvı kısmı ve en küçük moleküller basınçla duvardan geçerler. Eğer böyle bir engel olmasaydı ve bu maddeler dokulara aşırı miktarda ulaşabilseydi, vücutta ödem oluşurdu. İşte albumin, kandaki yüksek yoğunluğu nedeniyle suyu, bir süngerin yaptığı gibi emer ve bu tehlikeyi önlemiş olur. Bu sistem şöyle çalışır: Su ve erimiş haldeki maddelerin çoğu kılcal damar duvarından rahatlıkla geçebilirler. Ancak proteinler için bu geçiş mümkün değildir. Bu yüzden damar içinde kalan albumin gibi proteinler geçiş yerinde bir basınç oluşturur ve sıvının dışarı çıkmasını önlerler. Albumin; kolestrol gibi yağları, hormonları ve bir safra kesesi maddesi olan zehirli sarı bilirubini kendisine bağlayarak tutar. Ayrıca cıva, penisilin ve diğer bazı ilaçları da tutar ve geçişlerine izin vermez. Bundan başka zehirleri karaciğerde bırakır, besin maddelerini ve hormonları ise vücut içinde ihtiyaç duyulan yerlere götürür.

Globülinler: Saf suda çözünmeyen basit proteinler olan globülinler geçişme (osmoz) basıncını ayarlar ve elektroforez alanındaki hareketlerine göre alfa, beta, gamma globülinler olmak üzere üç sınıfta toplanırlar. Gammaglobülinler bağışıklık sisteminin meydana gelmesinde yardımcı olurlar ve vücudun belirli bir enfeksiyonla uyarılması sonucunda oluşan koruyucu maddeler olan antikorlar gibi hizmet verirler.

Fibrinojen: Fibrinojen pıhtılaşma mekanizmasının en önemli elemanlarındandır ve pıhtı malzemesinin kandaki durağan halidir. Tuzun suda erimesi gibi, o da plazma içinde erimiş durumdadır. Vücutta herhangi bir yara oluşana kadar, son derece sakin bir şekildedir. Vücutta bir yara meydana geldiğinde, trombin adındaki bir başka protein, fibrinojenin zincirindeki üç halkadan iki tanesini keser. Artık bu protein, fibrinojen değil “fibrin”dir ve bu aşamadan sonra aktif haldedir. Fibrinin kesilen yüzeyleri yapışkan parçalara sahiptir. Bu yapışkan parçalar da diğer fibrinlerin gelerek kendisine yapışmalarına neden olur. Fibrinlerin birbirlerine yapışarak meydana getirdikleri bu kütle, kanın akışını durdurmak için meydana getirilmiş ilk pıhtıdır. Kimya bilgileri olmayan proteinlerin, zararı tespit edecek, buna karşı tedbir geliştirecek ve bu tedbir ile hayat kurtaracak bir bilinçleri yoktur. Ancak plazmanın içindeki fibrinojen yeryüzündeki tüm insanlarda, aynı görevi yerine getirmek için hazır bulunmaktadır. Bu üstün elemanlar ne bir insan aklının ne de hayali evrim sürecinin bir eseri olabilirler. Bunlar ancak, yarattığı herşeye bir düzen, intizam ve kusursuzluk veren Yüce Allah’ın eserleridir. Allah, varlığı mevcudatın bütün ihtiyaçlarına yeten (Kafi), kuşatan (Muhit) ve istediğini istediği gibi yapmaya gücü yeten (Kadir)’dir. Ancak Kendisi’ne şükredilen, bütün varlığın diliyle yegane övülen (Hamid)’dir. O, örneksiz olarak yaratan (Bedi)’dir. Kuran’da bu gerçek şu şekilde haber verilir:

“Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca “Ol” der, o da hemen oluverir.” (Bakara Suresi, 117)

Plazma Sıvısında Bulunan Her Madde Allah’ın İlminin Tecellisidir

İnsan yaşamında son derece büyük öneme sahip olan plazmanın içeriğindeki maddelerin her biri özel bir yapıya sahiptir. Yaptıkları işler ve genel özellikleri düşünüldüğünde bu açıkça görülmektedir. Plaz-madaki maddelerin tümü birbiriyle bağlantılı ilişkiler içindedir. Bütün insanların plazmalarında bu maddeler bulunur ve hepsi aynı görevleri yerine getirirler. Maddeler-den tek bir tanesinin olması ya da normal şartlar altında olması gerekenden farklı özelliklerde ya da miktarda olması insan vücudu için ciddi sorunlara yol açmaktadır. Bütün bunlar insan için hayati öneme sahip olan kanımızın bütün özellikleriyle birlikte Yüce Allah tarafından yaratılmış olduğunu gösterir. Plazma sıvısını oluşturan bu maddelere sahip oldukları aklı veren Rabbimiz olan Allah’tır. Rabbimiz Kuran’da bu gerçeği şöyle bildirir:

“Şimdi onlara sor: Yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa Bizim yarattıklarımız mı? Doğrusu Biz onları, cıvık-yapışkan bir çamurdan yarattık. Hayır, sen (bu muhteşem yaratışa ve onların inkarına) şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar.” (Saffat Suresi, 11-12)

Plazma Proteinlerinin Arttığı Durumlarda

•Dehidratasyon (Vücuttan aşırı sıvı kaybı) Plazma Proteinlerinin Azaldığı Durumlarda

•Uzun süren açlık

•Barsaklardan emilim bozuklukları

•Karaciğer parankim hastalıkları (Karaciğer dokusunda olan hastalıklar)

•Nefrit, (böbrek iltihabı),

•Nefrotiksendrom (Böbreklerin rahatsızlığı sonucu idrarla fazla albümin kaybı olduğu için kandaki protein seviyesi aşırı derecede düşüş gösterir, Dokularda su toplanarak şişlikler ortaya çıkar)

•Hemoraji (Kanama).

Plazma Proteinlerinin Yüce Allah’ın Belirlediği Ölçü Dışında Olması Önemli Rahatsızlıklara Hatta Ölüme Yol Açar

“… O’nun Katında her şey bir miktar (ölçü) iledir.” (Rad Suresi, 8)

Plazma kanın önemli bir bölümünü oluşturur. Plazmanın içinde kandaki su miktarını ayarlamada kullanılan albümin, vitaminlerin taşınmasında kullanılan globülin, kanın pıhtılaşmasında kullanılan fibrinojen, glikoz ve diğer besinler, hücreler arası sıvının PH’ını ve sıvı miktarını ayarlamakta kullanılan iyonlar, yağlar, aminoasitler, vitaminler ve oksijen, karbondioksit ve nitrojen gibi çözünmüş gazlar bulunmaktadır. Plazmanın içinde bulunan bu maddeler, insan için hayati önemi olan işlemleri yerine getirirler. Örneğin kanın pıhtılaşması, zehirlerin vücuttan uzaklaştırılması, besin maddelerinin taşınması plazmadaki proteinlerin görevlerinden birkaçıdır.

Hemofili Hastalığı Evrimin Asla Var Olmadığını Nasıl Kanıtlar?

bilimteknoloji/hemofili” 293″ 252″ Hemofili hastalığında kandaki pıhtılaşma sisteminin “sadece bir üyesi” fonksiyonunu yerine getirememektedir. Bu durum, kanın pıhtılaşmasını tümüyle engeller. Pıhtılaşamayan kan, açılan herhangi bir yaradan hiç durmadan dışarı akacaktır. Dışarıdan bir basınçla engellense bile, yara hiçbir şekilde kapatılamayacaktır. Bu sorunun halledilmesi için genellikle kişiye taze plazma takviyesi yapılır veya yetersiz olan pıhtılaşma faktörü kanama bölgesine verilir.(The Human Body: An Intelligent Design, Alan L. Gillen, Frank J. Sherwin III, Alan C. Knowles, Creation Research Society Monograph Series: Number 8, Creation Research Society Books, sf. 117) Tek bir faktörün eksikliği, sistemi tamamen işlevsiz hale getirmektedir. Ve eğer söz konusu tıbbi müdahaleler gerçekleşmezse, kanın akışını durdurmanın başka bir yolu yoktur.

Hayali evrim sürecinin hiç var olmadığının delillerinden biri de pıhtılaşma sistemindeki mükemmellik ve kompleksliktir. Darwinistlere göre her faktör aşama aşama gelişmiştir ve bu durumda aşamaların her biri tek başına işlevsizdir. Pıhtılaşma sistemi sözde ancak milyonlarca yıl geçip, tüm elemanlar “tesadüfen” biraraya gelebilmeyi başardıklarında, görevini yapmaya başlayacaktır. Kuşkusuz ki canlıların böyle bir gelişimi bekleyebilmeleri mümkün değildir. Sadece bu gerçek bile evrimin tümüyle hayali bir süreç olduğunu göstermek için yeterlidir.

Mechanisms in Blood Coagulation, Fibrinolysis and the Complement System (Kanın Pıhtılaşmasındaki Meka-nizmalar, Fibrinoliz ve Kompleman Sistem) isimli kitabın yazarı Torben Halkier, pıhtılaşma sistemindeki indirgenemez kompleksliği şu şekilde ifade etmiştir:

“Bu tip bir sistem kendi başına bırakılamaz. Pıhtılaşma işlemindeki başarı, her işlemde oluşan pek çok ince ayarlı modülasyon ve düzenlemenin bir sonucudur. Biraz daha az veya biraz daha çok aktivite organizma için eşit seviyede zarar vericidir. Kanın pıhtılaşmasında asıl konu düzendir.” (http://www.discovery.org/viewDB/ index.php3?program=CRSC%20Responses&command=view&id=442; Torben Halkier, Mechanisms in Blood Coagulation, Fibrinolysis and the Complement System, 1992, sf. 104)

Bilim adamlarının da kabul ettiği gibi pıhtılaşma zincirindeki tek bir halkanın hatta bu halkayı oluşturan tek bir genin bile evrimcilerin iddia ettiği gibi tesadüfen oluşması mümkün değildir. Allah’ın mutlak varlığı, tüm ihtişamı ile gözler önündedir. Yüce Allah, insanın kusursuz yaratılışını bir ayetinde şu şekilde açıklamaktadır:

“O’dur ki, sizi topraktan, sonra bir damla sudan, sonra bir alaktan (embriyo) yarattı; sonra sizi bir bebek olarak çıkarmakta, sonra güçlü (erginlik) çağınıza erişmeniz, sonra da yaşlanmanız için size (belli bir ömür vermektedir). Sizden kiminin daha önce hayatına son verilmektedir; adı konulmuş bir ecele erişmeniz ve belki aklınızı kullanmanız için (Allah sizi böyle yaşatır).” (Mümin Suresi, 67)

 

Kaynak: bilimdünyası.net