Platon – Kratylos

Platon – Kratylos – ΚΡΑΤΥΛΟΣ


HERMOGENES: Sokrates, Kratylos varlıklardan her birinin,
kendi doğasından gelen doğru bir adı bulunduğunu iddia ediyor. (383a)

…herkese göre aynı olan bir doğru ad varmış. (383b)

…O bana “herhalde seninki hariç; senin adın Hermogenes
değil, isterse bütün dünya sana böyle desin” diyor. (383b)

…adların doğruluğu hakkında senin ne düşündüğünü öğrenmek
beni memnun edecektir. (384a)

…bence, bir objeye ne ad verilmişse, o doğrudur. (…) …çünkü,
doğa, hiçbir objeye, sırf ona özgü olan bir ad vermez. (384d)

SOKRATES: Var olan şeyleri oldukları gibi söyleyen söylem
doğru, olmadıkları gibi söyleyen ise yanlıştır. (385b)

…şeyler, bizim hayal gücümüzün keyfince oraya buraya
sürüklenmezler; onlar kendi başlarına ve kendi öz varlıklarına ve doğalarına
göre mevcutturlar. (386e)

…konuşmak şeylerle ilgili bir aksiyondur, öyleyse
adlandırmak da bir aksiyondur? (387c)

…öyleyse, (…) …şeyleri, onların doğasında bulunan adlandırma
ve adlandırılma tarz ve yollarına göre adlandırmamız gerekir, yoksa hoşumuza
gittiği gibi değil. (387d)

…mekik nasıl kumaş yapmaya yarayan bir alet ise, ad da bilgi
iletmeye ve realitede ayrımlar yapmaya yarayan bir alettir. (388c)

…iyi bilgilendiricinin adı kullanırken yararlandığı şey,
yasa-yapıcı’nın ürünüdür. (389e)

…ad koymak öyle her önüne gelenin değil, ad koymasını
bilenin işidir. (389a)

…bir adın, adı olduğu şeyin tabiatını göstermesi gerektiğini
söylüyoruz. (396a)

…fikrice Yunanistan’ın ilk sakinleri (…) tanrılara
inanmaktaydılar. (…) Bunları, ezeli bir hareket ve koşu halinde gördükleri
için, bu koşma (thein) özelliğini göz önünde tutarak, onlara koşucular (theoi /
theos: tanrı) adını verdiler. (397d)

…(daimonlar) onlar, akıllı ve bilgili (daemones) oldukları
içindir ki, Hesiodos onlara daimonlar adını veriyor. (398d)

…kahraman ne olabilir?

…bu ad aşk ürünü doğum’u ifade ediyor. (eros / heros)(398c)

Bütün kahramanlar, ya bir tanrı ile bir ölümlü kadının, ya
da bir ölümlü erkekle bir tanrıçanın aşkından doğmuşlardır. (…) …onların
bilgin, belagatli hatip ve iyi diyalektikçi -soru sormakta (erotan) ve
konuşmakta (eirein) (çünkü, eirein ile legein, yani söz söylemek eşanlamlıdır)
usta- olduklarını söylemek istiyor. (…) …insanlar (anthropoi) adı. Acaba onlara
niçin anthropoi denmiş?(398d)

…anthropos adı; gördükleri şeyi gözlemlemekten, onun
üzerinde düşünmekten, onu incelemekten aciz olan hayvanların aksine olarak,
insanın bir şeyi görür görmez –epope’nin anlamı da budur zaten- hemen onu
incelemeye ve onun üzerinde düşünmeye başladığı anlamına gelir. (…) o gördüğü
şeyi inceler (anathron ha epope). (399c)

Ayakları köstekleyen (posidesmon) / Poseidon (402e)

(Plouton)servet (ploutos) toprağın derinliklerinden çıkar
gün yüzüne. Hades ise sanırım birçoklarınca görünmeyen (aeides) anlamına gelen
bir addır. (403a)

(Hades)görünmeyen (aeides) anlamına gelmekten çok daha
fazla, bütün güzel şeylerin bilgisi (eidenai) anlamına geliyor. Yasa-yapıcı,
Hades adını buradan çıkarmıştır. (404b)

Demeter’e bu adın verilmesinin nedeni, onun tıpkı bir ana
gibi (didousa …meter) bize yiyecekler sunmasıdır. Hera, sevimlidir (erate)…
(404b/c)

(Apollon) samimi (haploun), attığını her zaman vuran (aei
ballon), arındıran (apolouon), eşzamanlı hareketi meydana getiren (homopolon)
olduğunu belirten bir addır. (406a)

Artemis adı, el değmemişlik (to artemes) ve iffet anlamına
gelse gerektir. (406b)

Dionysos, şarap sunan (ho didous ton oinon) demek olmalı.
Sonradan şakacı bir tarzda didoinusos denmiş. Şarap (oinos), birçok içkiciye,
kendilerinde eksik olan akla sahipmişler sanısını verdiğinden olacak, ona haklı
olarak oinous (akıllı olduğunu sandıran) adı verilmiş. (406c)

Pallein (yerinden oynatmak) ve pallesthai (yerinden
oynamak), yani dans ettirmek ve dans etmek diyoruz. (…)

Pallas’ın açıklaması bu. (407a)

(Athena) Tanrıçanın zekası’nı (theou noesis) göstermek
amacıyla adeta onun tanrısal akıl (ha theonoa) olduğunu ilan ediyor. (…)
Tanrısal şeyler’i (ta theia noousa) başkalarından daha iyi tanıdığını düşünerek
ona theonoe adını vermiştir. (…) doğal zeka’yı (he en to ethei noesis) tanrıça
ile aynılaştırarak, ona ethonoe adını vermiş olması da pekala mümkündür.
(407b/c)

HERMOGENES: Ya Hephaistos?

SOKRATES: Işık biliminin (phaeos histor) büyük ustası’ndan
mı söz ediyorsun? (407c)

Ares’in adını erkekliğine (arrhen), istersen sert ve
bükülmez –ki buna da arrhatos (kırılmaz, sağlam) denir- karakterine borçlu
olduğunu kabul edebilirsin. (407d)

Hermes adı, söylemle ilgiliymiş gibi görünüyor. Aracı
(hermeneus), haberci, usta hırsız, hilekâr dilli, becerikli tüccar bütün bu
vasıflar, sözün gücüne bağlıdır. (408a)

Sözü tasarlayan (to eirein emesato) tanrıya verebileceğiniz
en doğru ad Eiremes’tir. (408b)

Pan, eğer gerçekten Hermes’in oğlu ise, ya dilin kendisi ya
da dilin kardeşi olmalıdır. (408d)

Düşünce (phronesis). Gerçekten de, düşünce, hareket’in ve
akış’ın zihin tarafından kavranması (phoras onesis)’dır. Onu, hareketin
yardımcısı (phoras onesis) olarak da anlayabiliriz. Her halükârda o (Düşünce
)hareketle ilgilidir. (411d)

…eşyanın sürekli hareket halinde olduğu hipotezinde, sophia,
bu hareketle temas (epaphe) halinde olmayı ifade ediyor. Şimdi de iyi’ye
(agathon) bakalım. Bu kelime, bütün doğada hayranlık uyandıran (agaston) şeyi
belirtmeyi amaçlıyor. (412b/c)

Ania (keder), hareketi engelleyen (an-ienai) şeydir. (419b)

Euphrosune’yi (neş’e) açıklamaya gerek yok: onun adını ruhun
-eşyanın (şeylerin) hareketine sıkıca uydurulmuş (eu sompheresthai)-
hareket’inden almış olduğunu herkes kolayca görür. (419d)

Eros’a (aşk) gelince, bu, ruha dışarıdan aktığı ve bu akım
aslında onu duyana ait olmayıp, gözler vasıtasıyla dışarıdan gelip girdiği
için, eskiden ona esros/asrhein’den (içine akmak)- denirdi, çünkü o zamanlar
biz ô yerine Οϑ kullanırdık.
(420b)

…şeylere verilen ilk adlar, insanüstü bir kudret tarafından
verilmiştir; dolayısıyla bu adlar zorunlu olarak doğrudurlar. (438c)

Türkçeleştiren: Cenap
Karakaya

Sosyal Yayınlar, 2000