Platon – Devlet Adamı

Platon – Devlet Adamı – ΠΟΛΙΤΙΚΟΣ

SOKRATES – Bana Theaitetos ile Yabancı’yı tanıttığın için
sana çok teşekkür borçluyum,

Theodoros.

SOKRATES – Devlet adamı ile filozofu sanki birbirine eşit
değerlermiş gibi ele alıyorsun; oysa bu değerlerin arasındaki ayrım hiçbir
geometri oranıyla gösterilemeyecek kadar büyüktür.

THEODOROS – …Haklısın. (257a/b)

YABANCI – … Bir işi yarım bırakmamalı. (257c)

YABANCI – Devlet adamına götürecek yolu nasıl bulmalı?
(258c)

YABANCI – Büyük bir aileyi küçük bir devlete benzetebiliriz.
Yönetim bakımından aralarında bir ayrılık var mıdır?

GENÇ SOKRATES – Hiç yoktur. (259b)

YABANCI – O halde, kralın bilgisi, el sanatlarından,
kılgısal işlerden daha çok kuramsal bilgiye yakındır, diyelim mi? 

GENÇ SOKRATES – Hay, hay.

YABANCI – Şimdi, kuramsal bilgiyi bölümlerine ayırmak sırası
geldi.

… Bilginin aslında, doğal olan bir ikilik bulabilir miyiz?
(259d)

YABANCI – Bence hesap kesin olarak kuramsal sanatlar
bölümüne girer.

…Hesap, sayılar arasındaki ayrımları bilir. (259e)

YABANCI – Teorik bilginin bütününü, bir yargıya varan, bir
de yöneten bilgiler diye ikiye ayırmamız, sence doğru mudur?

GENÇ SOKRATES – Bence doğrudur. (260d)

YABANCI – …Kralı, kendiliğinden emir veren yöneticiler
sınıfına koyacağız. (260e)

YABANCI – …krallık bilgisi mimarlık bilgisi gibi cansız
şeylerin yönetimi değildir. O bilgi daha yüce bir iş görür; canlılara emreder;
oldum olası yönetimini hep canlılar üzerinde kurmuştur. (261d)

YABANCI – Acele ettiğimiz için işimiz çabuk yürümedi. (264d)

YABANCI – …insanların güdülmesi sanatı… krallık ve devlet
sanatı işte budur. (267d)

YABANCI – …Yaratıcı, daha başlangıçta evrene akıl ve can
vermiş olduğu için, evren kendiliğinden geri döner, ters yönde dönmeye başlar.
(269d)

YABANCI – …Evrenin tersine dönmesiyle birlikte ölenlerin
hayatı da geri dönüyor. Dağılan bedenleri yeniden bir araya geliyor. (271b)

YABANCI – …Evrenin kısımları, şimdi de bazı yerlerde olduğu
gibi, daha küçük tanrıların emrine verilmişti. (271d)

YABANCI – …Evrende iyi olan her şey yaratıcı tanrıdan
gelmiştir, ama daha önceki bir durumdan kötülükler, kusurlar kalmıştır; bunlar
ilkin evrene, ondan da hayvanlara geçti. (273b)

YABANCI – …acelemiz yüzünden,

…gerektiğinden daha fazlasını da kullanmak zorunda
kaldık.  (277a/b)

YABANCI – Mademki dinlemeye hazırsın, söyleyeceğim.
Biliyoruz ki, çocuklar, yazıya ilk

başladıkları zaman…

GENÇ SOKRATES – Evet.

YABANCI – En kısa ve en kolay hecelerde her harfi oldukça
iyi tanır ve onları doğru olarak

gösterebilirler.

GENÇ SOKRATES – Kuşkusuz.

YABANCI – Ama, başka hecelerde, onları tanımaz, yanılır ve
yanlış söylerler.

GENÇ SOKRATES – Kesinlikle.

YABANCI – O halde onlara, henüz bilmediklerini öğretmek için
en kolay, en şaşmaz yol, benim göstereceğim yol değil midir?

GENÇ SOKRATES – Hangi yol?

YABANCI – İlkin onlara her harfi doğru olarak tanıdıkları
kümeleri göstermek; bunu yaptıktan sonra henüz bilmedikleri kümeleri göstermek;
daha sonra da her iki kümeyi birbiriyle karşılaştırarak, harflerin her iki
kümede de aynı biçim ve yapılışta olduğunu göstermek; onları yanıltan kümelerin
yanında, harfleri tanıdıkları kümeleri göstere göstere, koşut olarak
gösterilenler gözlerinde birer örnek oluncaya kadar bunu sürdürmek. Böylece
onlar, bu örnekler yardımıyla hangi harf için olursa olsun, hangi hecede bulunursa
bulunsun,

başka olanı başkalarından başka olarak, aynı olanı da hep
aynı ve değişmez bir biçimde heceleyeceklerdir. (277e/278c)

YABANCI – Dokumak, aslında örmektir.

GENÇ SOKRATES – Evet.

YABANCI – Fakat burada ilk iş toplu ve bir arada sıkışmış
olanı ayırmaktır. (281a)

YABANCI – Tarama işi, mekiğin yaptığı işin yarısıdır. Amacı
karışanı ayırmak olan bütün işler, bütün bunların topu, yün işlemeye aitti.
Sonra biz daima her şeyde iki büyük sanat ayırt ettik: toplama sanatı ile
ayırma sanatı. (282b)

YABANCI – …yünü işlemeyi de iki bölüme ayıralım; ayıran
bölüm, toplayan bölüm. (282c)

YABANCI – …Monarşinin iki şekli olduğundan ona da iki ad
verilir: Tiranlık ile krallık.

GENÇ SOKRATES – Şüphesiz.

YABANCI – Bir şehir-devlette kuvvet ufak bir zümrenin elinde
bulunursa, buna aristokrasi yahut oligarşi diyoruz. (291e)

YABANCI – Krallık idaresi bir ilimdir…

YABANCI – Bu yol gösterici bilimde de cansız varlıkların
yönetimiyle canlı varlıkların yönetimini birbirinden ayırdık; (292b)

YABANCI – Öyleyse hükümetler arasında biricik doğru hükümet,
yalancı değil, gerçek bir bilime sahip başların bulunduğu hükümet olması
gerekiyor. (293c)

YABANCI – Bir tek kişinin hükümeti krallık ile tiranlığı,
birkaç kişinin hükümeti ise mutlu

aristokratlık ile oligarşidir demiştik; çokluğun hükümetine
gelince; ondan da kendisine bir

tek ad verdiğimiz demokratlığı çıkarmıştık, ama şimdi onu da
iki olarak saymalıyız. (302d)

YABANCI – …particiler, en kötü hayal tahrikçileri olduğu
gibi, kendileri de hayalden başka bir şey değildir. En büyük taklitçi ve geveze
oldukları gibi en ünlü sofistlerdir de. (303c)

YABANCI – O halde şimdi, krallık ilmi, her ikisi de insanca
olan enerji ve ölçü karakterlerini ele alarak, her iki hayatı anlaşma ve
dostlukla bir arada topladığı ve birleştirdiği, böylece kumaşların en güzelini,
kusursuzunu oluşturduğu, her kentte köle ve efendi bütün halkı bu kumaşın
içinde dürdüğü, ikisini birden mekiğinde dokuduğu ve kente, hak ettiği bütün
mutluluğu durup dinlenmeden sağlayarak, emir ve yönetimi altında bulundurduğu
zaman, devlet sanatının dokuduğu kumaşın, hiç aksamadan tamamlandığını
söyleyebiliriz. (311b/c)

Türkçeleştiren: Behice Boran & Mehmet Karasan

Sosyal Yayınlar, 2001