PERSONEL YÖNETİMİ

0
193

 

PERSONEL YÖNETİMİ

 

Personel, en geniş
anlamıyla organizas­yondaki bütün beşeri kaynaklan, yani gö­revleri ne olursa
olsun organizasyon faali­yetlerinde yeralan bütün insanları ifade eder. Başka
bir ifadeyle, işletmede çalışan insanlar, yaptıkları işin niteliğine bakıl­maksızın
personel kavramlarıyla adlandırı­lır. Ancak organizasyonda yerine getirdik­leri
görevler açısından ele alındığında per­sonel dört gruba ayrılabilir:

a)  Yönetici personel: Organizasyonda yer alan
üst, orta ve alt kademe yöneticileri­ni kapsar.

b) Büro
personeli (beyaz yakalılar): Yö­neticiler dışında kalan ve büro hizmetlerin­de
çalışan bütün elemanlardır.

c) Teknik
personel (mavi yakalılar): Yö­neticiler dışında kalan ve teknik işlerde ça­lışan
mühendis, teknisyen ve ustabaşılar-dan oluşur. Genel ofarak görevleri üretim
faaliyetlerine nezaret etmektir.

d) İşçiler:
Bedeni gücünü üretimde kul­lanan insanlardır. Doğrudan doğruya üre­timde
çalışan (direkt) ve bunlara yardım eden, dolaylı olarak üretime katılan
(indi-rckı) işçiler olmak üzere iki gruba ayrılabi­lir. Dolaylı olarak üretime
katılan işçiler te­mizlik, bakım-onarım ve bekçilik gibi görevleri yerine
getirirler. Bir başka açıdan iş­çiler vasıflı (nitelikli) ve vasıfsız (nitelik­siz)
olarak da gruplandınlabilir.

Organizasyonlarda
personel fonksiyo­nundan bahsedildiğinde o organizasyon içinde çalışan bütün
beşeri kaynaklarla ilgi­li sorunlar akla gelir. Bunlar, genel olarak işlerin
analiz edilmesi, çalışacak elemanla­rın nitelik ve niceliğinin belirlenmesi,
işe alınması ve yerleştirilmesi, değerlendiril­mesi, ücretlendirilmesİ, eğilim
ve geliştir­me çabalan, endüstriyel ilişkiler ve toplu pazarlık, adalet ve
hakkaniyetin sağlanması gibi sorunlardır.

Personel yönetimi ise,
örgüt içindeki be­şeri kaynaklarla ilgili fonksiyonların plan­lanması, organize
edilmesi, yürütülmesi, koordinasyonu ve kontrolü demektir. Daha geniş bir
tanımla personel yönetimi, organi­zasyonun ihtiyaç duyduğu beşeri kaynakla­rın
planlanması, işe alınması başarılarının değerlendirilmesi, ücretlendirilmesİ,
eğiti­mi ve geliştirilmesi ve endüstriyel ilişkilere ait bütün faaliyetlerin
planlanması, organi­ze edilmesi, yürütülmesi, koordine ve kont­rol edilmesidir.
Burada belirlenen personel yönetiminin, görev alanı itibariyle üç boyu­tu
bulunmaktadır: Teknik, idari ve davranış boyutu. Teknik boyut daha çok personel
fonksiyon lannm yerine getirilmesinde kul­lanılabilecek teknik ve yöntemleri
ifade eder. Personel seçme ve eğitme teknikleri gibi. İdari boyut beşeri
kaynaklarla ilgili kayıtların tutulması özlük işleri, büro yöne­timi, dosyalama
ve istatistiklerin düzenlen­mesiyle ilgili her türlü faaliyetin planlan­ması,
uygulanması ve kontrolünü kapsar. Davranış boyutu ise, çalışanları özendirme,
intibak ettirme, güdüleme ve geliştirme gibi hususlardan oluşur.

İşletme içinde
personel yönetiminin amacı iki yönlüdür: Personel yönetimi her şeyden Önce bir
olt sistem olarak örgülün amaçlarının gerçekleştirilmesine hizmet eder. Yanı
işletmenin kârlılığını arttırmaya, büyüme ve sürekliliğini sağlamaya çalışır.
Bu sebeple personel yönetiminin temel amacının Örgütte çalışan herkesten azami
faydayı sağlamak olduğu söylenebilir. Bu amaç İnsanların işletmede çalışmaya
özen­dirilmesi, seçilip işe alınması ve işletmede korunmalanyla ilgili
görevleri kapsar. Bu ise, çalışanların maddi ve manevi olarak tatmin
edilmelerine, çalışmaya motive edil­melerine bağlıdır. Bunlar da personel yöne­timinin
ikinci alanındaki amaçlarını oluştu­rur. Başka bir ifadeyle personel yönetimi­nin
işletmede çalışanlara ve işletmeye yö­nelik olmak üzere iki yönlü amacı bulun­maktadır.
Çalışanlara yönelik amaçlar; özendirme, koruma, güdüleme ve geliştir­me olarak
dört lemel kavramla tanımlanabi­lir, işletmeye yönelik amaç ise onun kârlı­lık,
etkililik ve verimliliğine katkıda bulun­maktadır.

Personel yönetimi,
bugünkü anlam ve kapsam itibariyle yeni bir disiplin olarak görülebilir. Ancak
kişilerarası çalışma iliş­kilerini incelemesi yönüyle oldukça eski bir konudur
ve insanlığın tarihiyle birlikte ele alınabilir. Modern anlamda personel yöne­timinin
doğuşunu sanayi devrimine götür­mek mümkündür. Ancak gerçek anlamına kavuşması
19401ı yıllara rastlamaktadır:

Sanayi devrimi öncesi
çalışma hayatın­da işçi ile işveren ayrı ayn kişiler olarak iliş­ki
kuruyorlardı ve bu ilişkinin temelini üc­ret ve işin konusu oluşturuyordu.
Zanaat­karlığa dayanan işlerde ise çoğunlukla par­ça başı esas alınarak
yapılıyor ve bu işler evlerde (ya da küçük atelyelerde) gerçekleşti­riliyordu.
Üretim, sermayedar tarafından usta ve çıkarlara yaptırılıyor ve sınırlı bir
pazara sunuluyordu. Kalfa ve çıraklar zana­at öğrenebilme karşılığı olarak, ya
ücretsiz veya parça başı az bir ücretle çalışıyordu. İster işçi ile işveren
olarak ayn ayrı kişilerin ilişkileri, isterse zanaatkarlığa dayanan us-ta-çırak
ilişkileri olsun, herkesin kendi te­mel ihtiyacını karşılıyor olması sebebiyle
toplumun ekonomik yapısı üzerinde fazla­ca hissedilmiyordu. Çalışan ve
çalıştıranlar açısından çalışmanın amacı, hayatı devam ettirmek ve temel
ihtiyaçları karşılamak­tır.

Sanayi devriminden
sonra insan gücü­nün yerini makinalann alması ve çalışma amacının kâra
yönelmesi, çalışanlarla çalış­tıranlar arasındaki ilişkilerin niteliğini bü­tünüyle
değiştirmiştir. Fabrika sistemine geçilmesi çalışmayı evlerden belirli üretim
merkezlerine taşıdı ve dolayısıyla sayısı gi­derek artan makinalara yardımcı
bir işgücü­ne ihtiyaç duyulmaya başlandı. İşletmelerin büyümesi, sermayenin
belirli ellerde top­lanmasını, çok sayıda işçi kitlesinin oluş­masını ve
bunların giderek bazı organizas­yonlarda (sendikalar) toplanmasını sağladı. Bu
dönemde ücret seviyeleri, çalışma süre­si, çalışma şartlan ve çalışma yeri gibi
pek çok konuda sorunların yoğunlaştığı görül­mektedir.

Birinci Dünya
Savaşi’nda özellikle savaş teknolojisinin gelişmesi vasıflı eleman ihti­yacını
doğurmuştur. Savaşın yoğun olduğu dönemlerde çalışabilir nüfusun çoğunun askere
alınması, endüstri alanında bir taraf­tan üretim artışını gerekli kılarken
diğer ta­raftan işgücüne duyulan talebi arttırmıştır. Bu durum, vasıflı ve
vasıfsız işgücünün durumunu toplumun ilgili kuruluşları karşı­sında
iyileştirmiştir. Bu dönemde ücret artı­şı, çalışma saatlerinin kısaltılması,
işçi sen­dikalarının gelişmesi ve işçi temsilcilerinin komite toplantılarına
katılması gibi işçi le­hine değişiklikler yapıldığı görülmektedir. Yine bu
dönemde başta ordu olmak üzere her alanda beşeri özelliklerin belirlenmesi
yönünde çalışmalar yapılmaya başlandı. Personel fonksiyonu olarak eleman seçme
ve eğitim ön plana çıktı. Diğer taraftan işgü­cü talebindeki artış pek çok
olumlu gelişme yanında işgücü devrini ve işgücünün seyya-liyetini arttırdı.

Bu arada bilimsel
yönelim harekeline bağlı olarak personelden azami verimi elde etmek ve üretimi
arttırmak yönünde olduk­ça büyük gelişmeler kaydedildi. Zaman ve hareket
etütleriyle birlikte üretim artışı bü­yük oranlara ulaştı. Howthorne
araştırmala­rının ve beşeri ilişkiler yaklaşımının bilim dünyasında ağırlık
kazanmaya başlamasıy­la çalışanların beşeri yönü önem kazandı. Çalışanlar
arasındaki ilişkiler üzerinde du­rulmaya, liderlik ve yöneticilik süreçleri
üzerinde çalışılmaya başlandı. Bu yakla­şımlar sadece işçi değil, tüm personeli
kap­sayarak demokratik eğilimleri arttırdı. 1929-30 yılında görülen ekonomik
kriz, iş­sizliği arttırarak bazı olumsuz gelişmelere sebep olmuşsa da bu durum
çalışanlarla il­gili konuların kanunlaştı almasına yardım­cı olmuştur.

İkinci Dünya
Savaşından sonra ise, özel­likle yönetici personelin önem kazanmaya başladığı
görülmüştür. Yöneticilerin yetiş­tirilmesi ve geliştirilmesiyle ilgili
teknikler ortaya çıkmaya başlamıştır. Ancak savaşın insan üzerindeki olumsuz
etkilerini gider­mek amacıyla başlatılan psikolojik çalış-

malar, örgütlere de
uyarlanmıştır. Tüm çalı­şanların psikolojik yapısı, görevlerini etki­leyen
faktörler, motivasyon ve moral gibi pek çok konu Ön plana çıktı.

1980’li yıllarda ise
personel yönetimi kendi alanında kavramlarıyla, teknik ve yöntemleriyle, analiz
ve yaklaşımlarıyla ve nihayet ilke ve teorileriyle ayrı bir disiplin haline
gelmiştir. Gerek kamu, gerekse Özel işletmelerde personel yöneticiliği uzman­lık
isteyen bir meslek dalı haline dönüşmüş­tür.

Ömer DÎNÇER Bk.
Organizasyon

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here