Paul Auster – Yükseklik Korkusu (Vertigo)

Paul Auster –
Yükseklik Korkusu (Vertigo)


Su üzerinde ilk yürüdüğümde on iki yaşındaydım. (s. 7)

Küçük olabilirim ama kimsenin verdiği sözü unutmasına izin
veremem. (s. 10)

(Yehudi Usta)

…göründüğünün yarısı kadar bile uğursuz çıksa, güneşin
doğuşunu bir daha göremeyeceğim kesin sayılırdı. (s. 11)

…benim adım Walter. Walter Claireborne Rawley. (s. 13)

Aesop,

Dünyanın en iyi çocuğu (s. 17)

Bir şey öğrenebilmem için okula gitmeme gerek yok. Zamanımı
daha iyi şekilde geçirebilirim ben.

Alfabenin harflerini yazabilir misin bakalım?

Bazılarını. İşime yarayanları. (s. 20)

Cahillikte Sue bana yoldaştı. (s. 22)

Karabasanlar ülkesine zorla getirilmiştim, uyanmaya
çalıştıkça karabasan daha da korkutucu oluyordu. (s. 23)

Macar. Budapeşte’de doğmuş.

…hem babası hem de büyükbabası hahammış. (s. 24)

Sue Ana, Oglala Sioux’larından. Büyükbabası Oturan Boğa’nın
kardeşiymiş. (s. 25)

Bu orospu çocuğu kafamın içine girmişti sanki, beyin sıvımı
emiyordu, en gizli düşüncelerimi bile okuyordu. (s. 29)

Artık biliyorsun, dedi Usta. Nereye gidersen git, beni
karşında bulacaksın. (s. 34)

Bunun adı Varolma Ağrısı dedi. (s. 35)

Noel’den bir yıl sonra uçabilirsin. (s. 40)

Seni toprağa gömeceğim evlat.

…yerin altında bir süre kaldıktan sonra bir daha dünyaya
asla aynı gözle bakamazsınız. Dünya, anlatılamayacak kadar güzelleşir gözünüzün
önünde… (s. 43)

…toprağın altından çıkarıldıktan sonra

Hayatta kalabilmek için verdiğiniz savaşımı kazanmış olsanız
da bunun dışında neredeyse her şeyi yitirmişsinizdir,

Ölüm içinizde yaşamakta, saflığınızı, umutlarınızı
tüketmektedir. (s. 44)

Neden bunu bana daha önce söylemedin?

Daha önce bana inanmazdın da ondan. (s. 48)

Birleşirsek ayakta kalırız, ayrılırsak düşeriz. (s. 50)

Cüzdanlar boşalınca

İnsanın kafası öfkeyle, pislikle dolar. (s. 52)

(1926)

Usta’nın beni yeniden sevmesine gereksinim duyuyordum. (s.
55)

Aesop şeftali konservesini açarken parmağını kesti. (s. 56)

Bu olaydan sonraki birkaç hafta boyunca ev bir hastane kadar
kasvetliydi. (s. 59)

Sesim kesildi

Dinginlik sardı içimi

…ne kafamda bir düşünce, ne de yüzümde duygular vardı.

…huzur veren bir boşluk dalgasının üzerinde havada
süzülüyordum.

Bedenimin yerden ağır ağır havalandığını hissettim. (s. 60)

Bayan Witherspoon bizi kurtarmaya geldi, bir süre bizimle
kalacak. (s. 62)

Senin yaşındayken ben de bu kadarını becermiştim, bu
noktadan sonra artık yeni bir bölüme, keşfedilmemiş topraklara geçiyoruz. Sana
öğüt verebilirim, ama gerekli şeylerin hepsini sen kendi başına keşfetmelisin.
(s. 70)

Bambaşka bir dünyada yaşıyoruz,

Artık kimse kimsenin bedenine sahip olamıyor. (s. 79)

1927 yılı Mayıs ayının son günlerinde tıpkı İsa Peygamber
gibi suyun üzerinde yürümeyi başarmıştım. (s. 86)

…belki de yapmak istediğini yaparken bütün olamayacaksın,
yeteneğini tüm boyutuyla ortaya koyarken belki de kendinden bir parçayı geride
bırakmak zorundasındır. (s. 88)

Dua et de bizi bulasınlar Walt, ama ötekiler için elimizden
hiçbir şey gelmez.

…ağaçların arkasında umarsızca durduk, Ku Klux Klan’ın işini
bitirmesini bekledik.

Adamlar Aesop’la Sioux Ana’yı alevler içindeki evden dışarı
sürüklediler.

En iyi iki dostum gözlerimin önünde öldürülmüştü. (s. 90)

Büyük adamların duyguları da büyük olur. (s. 94/95)

…yaşamın bana öğrettiği bir şey varsa, evlat, o da hayatta
her şeyin olabileceğidir. İş kadınlarla erkeklere gelince, hiç bahse
girilmemeli. (s. 115)

Dünya sarhoş ediyor insanı evlat. Dünyanın bilinmezliği
sarhoş ediyor. (s. 119)

…insanın kendisinden alınan şeye yeniden kavuşması kadar
güzel bir şey olamaz. (s. 147/148)

Kaçırılmam, başıma gelen en kötü olaydı, ama sonunda
şansımın dönmesine yol açtı.

Slim’in kıskacından kurtulduğumda adım her evde biliniyordu.
(s. 156)

Bu düşüş öyle apansız ve şiddetli olmuştu ki bir anda
kendimi kaybettim.

Baş ağrılarım o gece başladı. (s. 172)

Yere bu baş ağrılarıyla inmeyi sürdürürsen

Sen adını Bay Vertigo olarak değiştirmek zorunda kalacağım.
(s. 179)

Artık gösteri filan olmayacak. (s. 182)

Seni iyileştirecek bir tek yol var.

Hadım olmandan söz ediyorum… (s. 183)

Yerçekiminin intikamı. (s. 184)

Orada kaldığın her saniye için üç dakika ağrı çekeceksin.
Bana inan. (s. 185)

Usta’nın söylediği gibi. Ayak parmaklarım yere değer değmez
sanki kafatasım ikiye ayrıldı. (s. 186)

…çevre güzelliği filan boş laflar bence. Yani bir yerin
berbat olup olmadığına kim bakar? İçinde insan yaşayan her yer ilginç olur.
İnsanları çıkart, ne kalır geriye? Boşluktan başka bir şey kalmaz. (s. 193)

…o suratı nerede görsem tanırdım. Edward J. Sparks.
Adamların adamı geri dönmüştü, Slim Dayımı görür görmez hayatımın bir daha
düzelmeyeceğini anladım. (s. 194)

…arka camdan içeriye bir kurşun girdi. Usta ulur gibi bir
ses çıkardı. (s. 195)

İçinde bütün paramız bulunan kasayı almışlardı. (s. 196)

…sana bir çözüm önereceğim.

Bu tabancayı al ve şakağıma bir kurşun sık. (s. 201)

Sen yapmazsan ben kendim yapmak zorunda kalacağım.

…tetiği çekti. (s. 202)

Slim Dayımın izini bulmam üç yılımı aldı. (s. 203)

…çoktan ölmüştü.

Yine de hiçbir şeyi şansa bırakmak istemedim.

…başına bir kurşun sıktım. (s. 210)

…son üş yılda başımdan öyle şeyler geçti ki elimde çenemden
başka bir şey kalmadı sayılır. (s. 211)

Bingo bana işi gösterdi ve her şeyi öğretti. (s. 212)

Gece kulübüne Vertigo’nun Yeri adını verdim. (s. 227)

1939 yılının Eylülünde

Dizzy Dean, Vertigo’nun Yeri’nden içeri girdi ve mahvoluşum
başladı. (s. 229)

Dean, birinci ligin gelmiş geçmiş en gösterişli, en çarpıcı,
en ağzı kalabalık oyuncusuydu. (s. 230)

İnsan yolun sonuna gelinde gerçekten arzuladığı tek şey
ölümdür. (s. 241)

Bırak da seni öldüreyim. (s. 242)

Bu piç kurusu beni öldürecekti.

Beni gece kulübü piyasasından silen sözler bunlar oldu. (s.
244)

Molly beni yeniden adam etti. (s. 249)

Molly’yle yirmi üç yıl birlikte oldum.

Kanser onu benden aldı. (s. 250)

…istediğiniz şey ne kadar büyükse karşılığında ödemeniz
gereken bedel de o kadar büyük olur. (s. 261)

Türkçeleştiren: İlknur Özdemir

Can Yayınları, 4. Baskı, Nisan 2001