Örf Nedir Ne Demektir, İslamda Örf ve Türleri

0
85

Örf (ar. i.)

Örf, lûgatta, tanınan, bilinen, iyi anlamlarına gelir. Gönülden verilen şeylere, cömertliğe, peş peşe gelmeye de örf denmektedir. Terim olarak örf, “akla dayan olarak ruhlarda yerleşen ve selim tabiatlara uygun düşen söz ve davranışlardır” diye tarif edilmiştir. Bazen örf ve âdet lâfızları biribirlerinin yerine kullanılmaktadır.

“Müslümanların güzel gördükleri, Allah katında da güzeldir; müslümanların çirkin gördükleri, Allah katında da çirkindir” anlamında nakledilen hadîs, örf konusunda “başlıca delil olarak zikredilmekle birlikte, İslâm bilginleri, gerek Hz. Peygamber’e isnadı gerekse örfe delâleti bakımından bu hadîse ciddi itirazlarda bulunmuşlardır, Buna göre, Kurân ve Sünnet’in doğrudan doğruya ve açık bir şekilde örfü müstakil bir kaynak olarak kabul ettiğini söylemek mümkün değildir.

Şu var ki, Kur’ân ve Sünnet’in, insan ruhu üzerinde güçlü tesirlere sahib birer sosyal realite olan örf kaidelerine kayıtsız kaldığı ve onlara hiç bir değer atfetmediği söylenemez. Aksine, bizzat Hz.Peygamber İslâm esaslarıyla çatışmayan birçok örf kaidesinin varlığını korumasına müsaade etmiştir. Kur’ân, örflere körü-körüne uyulmasını tenkid ederken, bu sosyal realitelerin toplum üzerindeki etkilerini ve önemini ifade etmekte, hiçbir kayda tâbi tutulmadan akıl ve din esasları süzgecinden geçirmeden bunları benimsemenin tehlikelerini hatırlatmaktadır.

Kur’ân ve Sünnet’in bu genel prensiblerini çok iyi kavramış bulunan Sahabe ve Tâbiun, İslâm esaslarıyla çatışmayan örfe, uygulamalarında çok üstün bir mevki tanımışlardır. Meseli: Hz.Ömer zamanında, aralarındaki bir ihtilâf üzerine kadı Şurayh’a başvuran gazzâller (İplik bükücüler), “bizim sünnetimiz (örfümüz) şöyle şöyledir” deyince, Şurayh onlara “kendi aranızda sizin sünnetiniz (örfünüz) dikkate alınır” cevabını vermiştir. Kısacası, müstakil kaynak olarak tanınmamakla birlikte, istihsan ve ıstıslah gibi yollarla İslâm hukukçularınca değerlendirilen örf, İslâm hukukunun fiilen ilk sıradaki kaynakları arasında yer almıştır.

İslâm hukukçuları tarafından örf, değişik açılardan taksimlere tâbi tutulmuştur. Geçerlilik açısından yapılan taksime göre, nasslara aykırı olmayan, maslahata uygun ve kötülük celbetmeyen örfe “sahih örf”, böyle olmayan örfe “fâsid örf” denmektedir. Yayıldığı muhit açısından örf iki kısma ayrılır: Bütün islâm beldelerinde yaygın olan ve umum için bağlayıcı sayılan örfe “örf-i ânım”, belli bir belde veya zenaat çevresine mahsus olan ve bağlayıcılığı sınırlı bulunan örfe “örf-i hâss”, denir. Bir de örfün yapısı açısından taksim vardır ki, sözlerle ilgili olanına “örf-i lâfzi”, davranışlarla ilgili olanına “örf-i amelî” denmektedir.

Fıkıh usulü eserlerinde ayrı bir kaynak olarak geniş geniş işlenmemekle birlikte, örf, fıkıh eserlerinde hâkim bir mevki tutmakta, nassların ve irade beyanlarının yorumunda ve hatta kıyasta yardımcı bir role sahib bulunmukla, re’y içtihadında ve hakimin delilleri takdirinde önemli vazifeler görmektedir.