NÜKLEER ENERJİ

182

 

NÜKLEER ENERJİ

 

Atom yapısında meydana
gelen değişik­lik sonucunda anaya çıkan enerjiye nükleer enerji adı verilir.

Klasik enerji
kaynaklarında son yıllarda görülen tükenme eğilimleri, özellikle yük-

sek teknolojiye sahip
ülkeleri alternatif enerji arayışlarına yöneltmiştir. Arap ülke­lerinin
uyguladığı 1973 petrol ambargosu­nun Batı ülkeleri üzerindeki olumsuz etkisi bu
süreci hızlandırmıştır.

Alternatif enerji
kaynaklarından nükleer enerjiden elde edilen elektrik, bazı gelişmiş ülkelerde
%30-40 oranına varabilmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde de nükleer sant­raller
giderek çoğalmaktadır. Hafif sulu, ağır sulu reaktörler, gelişmiş gaz reaktörle­ri,
hızlı üretken ve yüksek sicaklıklı gaz re­aktörleri olmak üzere çeşitli
tiplerde nükle­er santraller bulunmaktadır. Nükleer enerji­ye dayalı
teknolojilerde yakıt çevrimi, sarı posta imali, dönüştürme ve zenginleştirme
işlemleri, yakıt elemanı imalatı, yeniden artmış ve artıkların depolanması gibi
basa­makları bulunmaktadır.

Nükleer enerjinin II. Dünya
Savaşı sıra­sında savaşçı amaçlarla kullanılması, iki atom bombasının binlerce
insanın ölümüne yol açması ve savaşı izleyen dönemde de si­lah yapımına yönelik
araştırmaların hızlan­ması, özellikle gelişme yolundaki ülkelerin tepkisine
neden olmuştur. Bu enerji kayna­ğının yalnızca barışçı amaçlarla kullanıl­ması
için çeşitli çalışmalar yapılmıştır. I Temmuz 1958 yılında imzaya açılan Nük­leer
Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması (NSYÖA) bu yönde Önemli bir adım
olmakla beraber, özellikle gelişme yolundaki ülkelerce gelişmiş ülkelerin nük­leer
enerjiyi hegemonyalarına almaları ola­rak görülmektedir. Türkiye’nin de taraf
ol­duğu sözleşmeye taraf ülke sayısı 126’dır (1988). 1956 yılında BM sistemi
içinde ku­rulan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın başlıca hedefi, nükleer
enerjinin yalnızca sivil amaçlarla kulanılması, barış, sağlık ve refaha katkıda
bulunmasıdır. 113 üyesi bu­lunan UAEA’nın genel kurul, yönetim ku­rulu ve
sekreterya gibi organları bulunmak­tadır. UAEA, oluşturduğu denetim sistemi­ni kabul
eden ülkelerde belirli sürelerde nükleer tesisleri ve çalışmaları denetlemek­tedir.
UAEA’nı en fazla meşgul eden konu­ların başında israil ve Güney Afrika
Cum-huriyetİ’nin ajans denetimi dışında sürdür­düğü nükleer çalışmalar
gelmektedir. Ajan­sın her yıl yapılan genel konferanslarında, gelişme yolundaki
ülkelerle Batılı ülkeler arasında şiddetli tartışmalar olmaktadır.

Nükleer enerjinin
barışçı amaçlarla kul­lanılmasını hedefleyen ve bu yönde çalış­malar yapan bir
diğer örgüt ise OECD-Nük-lecr Enerji Ajansı’dır (1957). NEA çalışma­larını
yönetim komitesi ve bu komitenin oluşturduğu gruplar ve sekreterya kanalıyla
yürütmektedir. NEA’nın bünyesinde, nük­leer tesislerin güvenliği, reaktör
fiziği, nük­leer data komitesi gibi çeşitli komiteler bu­lunmaktadır.

Nükleer enerji
teknolojilerini geliştir­mek ve kendi programlarını oluşturmak is­teyen gelişme
yolundaki ülkelerin yaptıkla­rı çalışmalar sonucunda BM’de nükleer enerjinin
barışçı nedenlerle kullanılması konferansı düzenlenmiştir. Kuzey-Güney
çatışması niteliğinde olan bu konferansta, nükleer işbirliğinde sınırlar ortaya
çıkmış­tır.

Nükleer enerji
konusunda üçüncü kişile­re karşı sorumluluğa dair Viyana ve Paris sözleşmeleri,
Nükleer Maddeler Fiziki Ko­runması Sözleşmesi, Nükleer Kaza Halinde

Erken Bildirim ve
Yardımlaşma Sözleşme­leri halen yürürlüktedir. 1979’da ABD’de meydana gelen TMI
ve 1986’da SSCB’de meydana gelen Çernobil nükleer santral ka­zaları, nükleer
güvenlik konusunda yapılan çalışmalara hız kazandırmıştır.

Son yıllarda tıp,
tarım, sanayi, uzay ça­lışmaları, gıda gibi çok çeşitli alanlarda yaygın bir
şekilde kullanılmaya başlayan nükleer enerji giderek artan bir hızla gele­neksel
kaynakların yerine ikame edilmeye başlanmıştır.

Türkiye’de de Türkiye
Atom Enerjisi Kurumu nükleer konuda çalışmalar ve araş­tırmalar yapmakta, bu
sahada gelişmiş olan ülkelerle yakın İşbirliği imkanları aramak­tadır. Yine son
yıllarda ekonomik yapı içe­risinde geliştirilen “Yap-îşlet-Devret” mo­deli
içerisinde Akkuyu’da bir nükleer sant­ral kurma çalışmaları yapılmaktadır.
Bunun yanısıra nükleer enerji konusunda iki araş­tırma reaktörü de
faaliyetlerini sürdürmek­tedir.

Nükleer enerji aynı
zamanda çevreci ha­reketin de ana hedeflerindenen birini oluş­turmaktadır.
Nükleer enerjinin ne ucuz, ne temiz, ne de güvenli bir enerji kaynağı ol­madığı
kanaati yaygınlaştıkça güneş enerji­si, metan gazı vb. alternatif ve
‘yenilenebi­lir’ enerji kaynaklarına ilgi yoğunlaşmakta ve insanlığın
geleceğini tehdit etmeyen bir enerji arayışına yönelinmektedir.

Ü. Tana YARDIM

Bk. Çevre, Çevrecilik.