Ana Sayfa Psikoloji Nevroz ve Türleri Nedir? Tanımı, Belirtileri (Psikoloji)

Nevroz ve Türleri Nedir? Tanımı, Belirtileri (Psikoloji)

0

Nevroz, esasen ya doğrudan yaşanan ve Klinik tabloya egemen olan, ya da bilinçdışı olarak kontrol edilmiş ve çeşitli psikolojik mekanizmalarla biçim değiştirmiş sıkıntıyla karakterize bir psikolojik rahatsızlık türüne verilen addır. Ancak psikolojik meka­nizmalarla biçim değiştiren sıkıntı, kişiyi rahatsız edici ve benliğe yabancı başka belirtilere neden olur. Nevroz, kaygı (anksiyete) adı verilen sıkıntıdan, sıkıntıyı örten, ama kişiyi rahatsız eden belirtilerin oluşturduğu hastalıklara kadar birçok hastalık kümesinin toplu adı olup aynca nevroz diye bir ruhsal hastalık yoktur. Psikiyatrik hastalıkların sınıflandırılması alanında son zamanlardaki çalışmaların sonucunda bugün nevroz kavramının kullanımında azalma olmakta ve nevrozlar olarak sınıflanan has­talıkların tanımlan değişmektedir.

Nevrozlar, diğer bir önemli psikiyatrik hastalıklar kümesi olan psikozlardan, rahatsızlıklar her ne kadar bireyin gündelik faaliyetlerini etkileseler de, onun gerçeği değerlendirme yetisinin bozulmaması ile ayrılırlar. Nevrozlarda kişiliğin önemli bir kısmı korunur. Dil ve konuşma hiç bozulmadan kalır.

Nevroz kavramı psikanalizin ortaya çıkmadığı zamanlarda sinirlerde veya sinirlerin işlevlerindeki bir bozukluğu ifade etmek için kullanılırdı. Fakat S. Freud nevroz denilen ve sinir sisteminin hastalığı sanılan hastalıkların psikolojik kaynaklı olduğunu belirtmek amacıyla onlara “psiko-nevroz” adını verdi. Bugün ise nevroz kavramı, Freud´un “psiko-nevroz” kavramının yerine kullanılmaktadır.

S. Freud´un geliştirdiği psikanalitik teoriye göre, insanın psişik aygıtı derinlikli bir yapıya sahiptir. En derinde bilinçli düşünce ve davranışlarımızın kaynağını oluşturan ve bilinçdışı bir nitelik gösteren id, en üstte toplumsal değerleri ve dış gerçeği temsil eden üst-benlik (superego) ve bunların arasında da benlik bulunur. Benlik, id´ten gelen cinsel ve saldırgan içerikli dürtüleri, onlara dış gerçeklikle uzlaşabilecekleri bir biçim vererek süzgecinden geçirir. Bunu savunma mekanizmaları aracılığıyla yapar. Ancak benliğin savunma mekanizmaları id ve üst-benlik arasındaki aracı görevini yerine getiremezse, benlik dürtülerin enerjilerinden daha fazla bir enerji uygulamalıdır ki, onları içerde tutabilsin. Ama bu kez de savunma barikatını aşabilmek için dürtüler orijinal biçimlerinden farklılaşacaktır. İşte nevrozlar id ve benlik arasında sürüp giden bu çatışmadan doğarlar. Yani kökenlerinde orijinal biçiminden farklılaşmış dürtüler, ya da benliğin yoğunlaşmış savunmaları bulunur.

Tarihsel olarak psikoanalitik literatüre ait olmakla birlikte, davranışçılık ve varoluşçuluk gibi çeşitli psikoloji okulları da nevrotik gruba giren psikolojik rahatsızlıklar hakkında fikirler İleri sürmüşlerdir. Davranışçılar, nevrotik rahatsızlıkları öğrenme mekanizmaları ile açıklarken, varoluşçular Ölüm, özgürlük, yalnızlık ve anlamsızlık gibi varoluş temalarının bastırılmasıyla açıklamaya çalışmışlardır.

Nevroz kavramı giderek daha az kullanılmasına rağmen bugün de nevrotik gruba giren rahatsızlıklarla ilgili bir fikir birliği olduğu görülmektedir. Bu rahatsızlıkların belli başlıları şunlardır:

a) Histeri nevrozu: Psikolojik nedenlerle hareket veya duyu organlarının işlevlerinin ortadan kalkması, artması veya azalması, bilinçte bir yanılma ve başkalaşma görülmesi durumudur.

b) Kaygı nevrozu: Tek başına olabildiği gibi, psikolojik veya bedensel bir rahatsızlıkla da birlikte olabilen, kişinin genellikle “kötü bir şey olacakmış´ gibi hissettiği tedirginlik halidir.

c) Korku nevrozu (Fobi): Bir durumdan (örneğin kapalı yerden), bir nesneden (örneğin köpekten) veya bir bedensel işlevden (Örneğin yüz kızarmasından), gerçek korkudan farklı olarak olması gerekenden çok daha fazla, uygunsuz ve korkulan nesneden abartılı biçimde kaçınma ile birlikte olan korkuya denir.

d) Takınaklı zorlanma nevrozu (obsesif-kompulsif nevroz): Bilince zorla sokuluyor şeklinde algılanan düşünce ve fikirlerin rahatsız edici, istenmeyen ve sıkıntılı bir biçimde sürekli yinelenmeleri ve bu düşünce yinelenmelerinin sanki bir törenin ritüelleriymişeesine davranışsal tekrarlanmalar (örneğin sürekli el yıkama) şeklini almasıdır.