Mustafa Sibai Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

38

Mustafa es-Sibâî (1915-1964) Suriye İhvân Müslimîn teşkilâtının kurucusu,

Suriye’nin Humus şehrinde doğdu. Ta­nınmış âlimlerin yetiştiği bir aileye men­suptur. Dedeleri gibi babası Hüsnî es-Sibâî de Humus’taki el-Camiu’l-kebîr’in ha­tibi olup Fransızlar’a karşı verilen istiklâl mücadelesinde önemli rol oynamış, çeşitli cemiyetlerin kuruluşuna ve faaliyetlerine katılmıştır. Mustafa es-Sibâî, Kur’ân-ı Ke-rîm’i ezberledikten sonra temel İslâmî bil­gileri babasından aldı. İlköğrenimin ardından kaydolduğu sert liseden 1930’da me­zun oldu. Babasıyla birlikte katıldığı İlim meclislerinde Humus müftüsü Tâhir el-Etâsî. Zâhid el-Etâsî, Muhammed el-Yâ-sîn, Abdüsselâm Talâlîb, Enîs Talâlîb gibi şahsiyetleri tanıdı ve onlardan ders aldı, genç yaşta babasının yerine hatiplik yap­tı. Henüz on beş yaşındayken yabancı mis­yon okulları ile mücadele etmek için gizli bir cemiyet kurduğu söylenen Sibâî, 1931’de Fas’taki Fransız sö­mürge yönetimi aleyhine bildiriler yayımladığı, 1932’de bir cuma namazı hutbesin­de Fransız manda yönetimini eleştirdiği için tutuklandı.

1933’te Ezher’de tahsil görmek üzere Kahire’ye gitti. Buradaki öğreniminin ar­dından Külliyyetü’ş-şerîa’da hazırladığı es-Sünne ve mekânetühö ü’t-teşrfi’l-İslâmî başlıklı teziyle doktor unvanını aldı (1949). Mısır’daki öğrenciliği sırasında si­yasetle yakından ilgilendi. Kahire’de Hasan el-Bennâ ile tanışarak İhvân-ı Müslimîn’in faaliyetlerine iştirak etti. 1934’te İngiltere karşıtı gösterilere katıldığı için tutuklandı. 1940’ta Reşîd Ali Kîlânî’nin İngiliz karşıtı Irak isyanını desteklemek üzere Mısır’da gizli bir cemiyet kurduğu suçlamasıyla Ka­hire’de İngilizler tarafından yine tutuklan­dı ve iki ay sonra Filistin’deki Sarfad top­lama kampına gönderildi. Burada dört ay kalan Sibâî serbest bırakılınca Humus’a dönerek Şebâb-ı Muhammed teşkilâtını yeniden örgütledi. Ancak bu defa Fransız manda yönetimi tarafından tutuklandı ve önce Beyrut’taki el-Miye ve Miye toplama kampında, ardından Râşeyyâ Kalesi’nde ol­mak üzere iki buçuk yıl hapiste kaldı. Bu sırada mâruz kaldığı işkenceler yüzünden sağlığı önemli Ölçüde bozuldu. Hapisten çıktıktan sonra Humus’ta bir lisede İslâm dini ve Arapça öğretmeni olarak göreve başladı. 1945’te Şam’da el-Ma’hedü’l-Arabi’yi kurarak müdürlüğünü yaptı. Eğitim ve öğretim faaliyetleri yanında asıl önemli girişimini 194O’lı yılların ortalarında gerçekleştirdi ve mevcut bazı cemiyetleri İhvân-ı Müslimîn çatısı altında topladı; ken­disi de bu teşkilâtın Suriye liderliğine seçildi. Fransızlar’ın Nisan 1946’da Suriye’­den çekilmesinin ardından İhvân-ı Müsli­mîn siyasî hayatta aktif rol almaya başladı ve 1947’de ilk defa gerçekleştirilen parla­mento seçimlerine katıldı.