Mustafa Satı Bey Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

54

SÂTI BEY (1880-1968) Arap, eğitimci ve düşünür. Osmanlı Devleti’nde eğitim sisteminin çağdaşlaştırılması, daha sonra da laik bir Arap milliyetçiliği doğrultusunda çalışmalar yapmıştır.

Mustafa Sâtı el-Husri Yemen’in başkenti Sana’da doğdu, 23 Aralık 1968’de Bağdat’ta öldü. Yargıç olan babasının değişik yerlerde görev yapmasından dolayı özel öğrenim gördü. Küçük yaşta Fransızca öğrendi. 1893’te İstanbul’daki Mülkiye Mektebi’nin idadi (lise) bölümüne girdi. 1900’de yüksek bölümü bitirdi. Doğa bilimlerine karşı büyük bir ilgi duyduğundan okulu bitirince kendi isteği üzerine Yanya’ya öğretmen olarak atandı. Eğitim sistemini yenileştirmeye yönelik çabaları dikkat çektiğinden 1905’te Kosova kaymakamlığına alındı. Ertesi yıl Manastır’a bağlı Florina kazasına atandı. Bu sırada üye olmamakla biriikte İttihat ve Terakki Cemiyeti ile yakın ilişkiler kurdu.

II.Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a gitti. Kısa bir süre Envar-ı Ulûm (Bilimlerin Işığı) adlı bir dergi yayımladıktan sonra 1909’da Darülmuallimin müdürlüğüne atandı. Öğretmen kadrosunu büyük ölçüde gençleştirip Batılı ölçülere uygun bir eğitim sistemi kurdu ve etnografya, sosyoloji ve psikoloji gibi bilim dallarının ders programına alınmasını sağiadı. Yenilikleri izlemek amacıyla Avrupa’ya çeşitli geziler yaptı. Aynı dönemde Tedrisat-ı iptidaiye Mecmuası’m yayımlayarak ilk ve ortaöğrenim üzerinde durdu. 1912’de maarif nazın ile anlaşmazlığa düştüğü için görevinden ayrıldı. Bir süre Darüşşafaka müdürlüğünde bulundu. Terbiye adıyla yeni bir dergi çıkararak pedagoji biliminin gelişmesine öncülük etti ve bu konuda çeşitli makaleler yazdı. Bu dönemde Batı’nm ileri bilim ve teknolojisinin yanı sıra uygarlık değerlerini de benimsemek gerektiğini savunarak kapsayıcı bir Osmanlı yurtseverliğini savundu. Arap milliyetçiliğinin önderlerinden Abdüikerim ei-Halil ile dostluğuna karşın Arap bağımsızlık hareketinden uzak durdu.

Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra Osmanlı Devleti’nin artık yaşayamayacağına inandığından dostlarının çağrısı üzerine Şam’a gitti. Burada Emir Faysal ile yakın ilişki kurarak etkin siyasete atıldı. Kurulan geçici Suriye hükümetinde eğitimle ilgili görevler üstlendi. 1920 Mart’ında Suriye Kongresi’nin Faysal’a taç giydirerek bağımsızlık ilan etmesi üzerine Fransız kuvvetleri saldırıya geçti. Maysalun Savaşı sonunda yeni hükümet yıkılınca kaçmak zorunda kaldı.

Emir Faysal ile bir süre dolaştıktan sonra Port Said üzerinden İtalya’ya geçti. Buradan İstanbul’a giderek Kuva-yı Milliye hareketi ile ilişki kurmaya çalıştı. Bu girişimin boşa çıkması üzerine yeniden İtalya’ya uğrayıp Emir Faysal ile görüştükten sonra Kahire’ye döndü. Irak’ta artan direnişe son vermek amacıyla Faysal’ı Irak kralı yapmayı düşünen İngiltere’ye karşı ılımlı bir tutum benimsedi. Bu planın gerçekleşmesi üzerine 1921 Temmuzunda Irak’a gitti. 1923’te eğitim genel müdürlüğü görevine getirildi.