Muska-Hamail Nedir, Tanımı, Tarihi

Hamail, Hamâ’il, Hamail, muska. İslâm ülkelerinde muska taşımak halk arasında âdet gibidir. Buna kuzey Afrika’da hurz, doğu Ara­bistan’da hamâya yahut hafız, uza veya ma’âza, Türkiye’de nüsha (muska)   yahut hamâ’il denilir. Bunlar çoğunlukla küçük bir kese bir madalyon veya para-kesesi içine konularak, boyuna  asılır veya kola takılır yahut sarığa bağlanır. Zenginler muskalıkları altın veya gü­müşten yaptırırlar.   Arap ülkelerinde ço­cuklara doğumlarının 40. günü muska takılır. Bunlar gayet kaba şeyler olabilir. Meselâ sâdece bir midye kabuğu veya kemik parçası bir meşin zarf içinde sol koltuk altına konulur. Genç bedevî kızlarının çok sevdikleri bir muskaları (hurz) vardır ki, 7 cm, boyunda, 4 veya 5 cm eninde, içinde dualar yazılı küçük bir kitaptır; bunu, altın veya gü­müş bir kutu içine koyarak, bir broş gibi takarlar. Muskalarda yazılı olan dualar, işaretler veya resimlerin çeşitli menşe’leri olup, bunların tet­kiki hayli güçtür. Bu konularda Allahm isim­leri (Esmâ ul-Hüsna), melek isimleri, efsânevî şahısların isimleri, Kur’an sûreleri, yıldız işa­retleri, remzî harfler, noktalı kareler, insan veya hayvan resimleri görülür. İslâm an’anesine göre, Allahın 99 ismi vardır ki, bunlar hakikatte, Kahir, Alim, Rahim v.b. gibi, Allah’ın sıfatlarıdır. Bu isimleri aynen kullanmak mümkün olduğu gibi, bunları teşkil eden harflerin adedî kıymetlerine göre, cedveller oluşturmak da   mümkün­dür. Bunların dışında, Allah’ın bahs ve tarif olunmayan bir ismi daha varsa da, bu isim insanların meçhulü olup, yalnız peygam­berler ile evliyalar bilir.

Meleklerin de bir çok isimleri vardır. En meşhurları Mikail, Cebra’il, Azra’il ve İsrafil isminde 4 büyük melektir kî, isimlerine bir çok muskalarda rastlanır. Bunlardan başka daha bir çok melekler mevcut olup, isimleri ‘tim al-malâ’ik kitaplarında sayılmıştır. Arapçada, bu kabilden olarak, Anzrün veya Andahriuş gibi hayalî müelliflere isnat edilen bir çok kitaplar vardır ki, menşe’i gnostik anlayışına varan bir inancı içerir. Gezegenleri yöneten melekler olduğu gibi, ayları ve haftanın günlerini idare eden melekler de vardır. Her gün için, 7 melek ismi mevcuttur. Bunların telâffuzu kulağa garip gelen isimleri çok defa çifttir: Talih ve llih, Kaytar ve Maytar, Küintaş ve Yâkintaş gibi. Bu isimler Kitab-i Mukaddes’te görülen Gog ve Magog ile Arap an’anesinin Yecüc ve Mecüc’u gibi, atıf terki­bi şeklindedirler. Sihirde pek mühim, bir yeri olup, kâh Jüpiter, kâh Merkür gezegenini idare eden bir melek vardır ki, bu da Araplann Mikâ’il ile karıştırmış gibi göründükleri Metaîrou’dur. Bu melek cifr kitaplarında adı geçen yüksek şahsiyetlerden biridir. Bunu Zohar’da âdetâ yaratıcı bir ilâh gibi görürüz. — Kur’an ‘da adları geçen ve husûsî bîr tarihleri olan iki melek daha vardır ki, bunların isimleri de tılsım­larda yer alır: Hârut ve Mârüt. Bunlar insanların aczi ile alay ettikleri, onların başından geçenleri kendileri de denemek istedik­leri için, yer yüzüne inmişlerdir. Meleklerden baş­ka, bâzı efsânevî varlıklardan da yardım istenir. Mağara yaranı (Ashâb Kehf) bunların en meşhurlarıdır.

Muskalarda en çok kullanılan Kur’an’ın Felak ve Nas sûreleri : — “Ben fecrin rabbine… sığı­nırım, de” ve “Ben insanların rabbine… insan­ların melikine sığınırım. de” — mealinde olan kısa sûrelerdir. Bu iki sûreye Muavvizeteyn “(iki) koruyanlar” denilir. Birincisinde “dü­ğümlere üfüren kadınların” yaptıkları büyüler­den bahsedilmektedir, Bu sûrenin, özellikle cismânî hastalıklara karşı, etkili olduğuna ina­nılır; diğeri ise, ruhî illetlere karşı çok etkilidir. Bu iki sûreden başka, Yâsin, Ayet el-kürsi (Bakara sûresi, 256. ayet) Fatiha ile Ayet el-arş (Tevbe sûresi, 130. ayet) da muskalarda en çok kulla­nılan sûrelerdir. Diğer bîr çok sûreler bâzı özel hâller için kullanılırlar.

Yıldızlara âit işaretler, gezegen ile 12 burca âit işaretler de bilinir ve pek tabi’î olarak, muskalarda bunlar da yer alır. Bu muskalarda hurûfî inancıyla ilişkisi olan garip harf şekilleri de vardır. Çok defalar bu işaretlerin İbrânî ve kûfî harflerinden bozma şekiller olduğu anlaşılmıştır. İbnül-Vahşiya’nin Kitüb şavk el-mastahâm isimli eserinde bu neviden bir çok elifbalar vardır. Bâzan İbranî harflerinin arkala­rında küçük dâire veya halkalar yahut süslemeler görülür. Bu süslemelere “küçük ay” veya “tâc” de­nilir. Sefer yeşirâ’ya göre, her harfin bir tacı bulunmak gerekir (Sepker Yetsfra, trc. Maer Lambert, s. 114).

Muhtelif tarzlarda kümeler teşkil edecek sür­ette noktalar ile yapılan noktalama şekilleri de bâzan muskalarda kullanılır. Arapçada Hm el ramal, kum üzerine çizilen şekillerden mâna çıkarmak bilgisi demektir.  Kum üzerine, çizilmîş dört çizgi boyunca, muntazam noktalar konulur; sonra bunlardan bâzıları rastgele silinir; geriye kalanlar ile, amûdî sütunları ikişer-ikişer birleştirmek sureti ile, bir takım şekiller vücûda getirilir. Şekillerin husûsî isimleri ve muhtelif mânaları vardır. Bunlar muska ve tılsımlarda kullanılır.

Muskalarda dörtgenlere da çok defa rastlanır. Bunların 9’dan 16’ya kadar haneleri vardır. Çok kez bu ha­nelerin ilk 9 ve 16 rakamlarına bir o kadar daha eklenir ve bu suretle şekil daha âlimâne bir manzara alır. Bu takdirde bir­den başlanılacağına 9’dan başlanılır ve 16 ade­di 1’den 16’ya kadar alınacağı yerde, 9’dan 24’e kadar alınır. Bâzı defalar dörtgenler, rakamlar ile doldurulacak yerde, harfler ile dol­durulur. Msl. bunlara Allah isminin 4 harfi, allh, yerleri dört defa muhtelif sıralarda de­ğiştirilmek suretiyle, konulur. Bu muska dörtgenler meselesi üzerinde Araplann çok meş­gul oldukları anlaşılıyor, zîra İhvan-u Safa risalelerinde bunların dokuz sütûnlu dörtgenlere kadar bildikleri görülmektedir.

Bu meselenin genel surette güzel bir hâl şekli al-Büni {Şarh ism Allah al-a’zam, Kahire, ts.)’de bulunur; fakat Farsça tâbirleri içerdği için, müellifin kendisine âit değildir.

Muskalarda insan ve hayvan resimleri kuzey Afrika’da az göiülür; fakat doğuda İran sanatının tesiri altında düzenlenmiş muska­larda veya efsunlu eşyada daha çoktur. Si­hirli özellikleri olduğu iddia edilen aynalarda, taslarda ve mühürlerde ekseriya bu gibi süsleme görülmektedir. Resimler ya melek yahut hay­van resimleridir. Bâzan insan başlı kartallar veya burçları gösteren resimlere rastlanır, Reinaud kuyudan bir şey çekmekte olan bir insan resmini ihtiva eden bir muska görmüş­tür. Bu tılsımın bilhassa defineler keşfettir­mek özelliği varmış. Herklots, On the Customs of the Masulmans of India (s. 339 v.dd.) ‘da buna dâir bir çok misâller vardır.

İslâm âleminde insan eli pek taammüm et­miş bîr remizdir. Bunları, gümüşten veya altın­dan kesilmiş veya madalyonlar üzerine yazılmış olarak, pek çok taşırlar. Bunun kötü gözden (göze gelmek, nazar değmek) koru­mak özelliği vardır. Buna halk arasında “Fâtima anamızın eli” denilir. Şi’iler eldeki beş par­mağa beş büyük zâtın ( Muhammed, Ali, Fâtima, Hasan ve Hüseyn) remzi mânasını verirler, Velhâsıl Kur’an sûreleri müstesna olarak, bu muhtelif motiflerin esâsı ekseriya gnostik Talmudî menşe’lere kadar gider. Arap an’aneler:
Muskaların icadını Adem’e atfeder; hattâ bu­nun ona vahyedilmiş olduğunu söyler. Abrege des Merveilles (trc. Carra de Vaui, s. 142) isimli esere göre, Adem’in çocuğu AnSk, Hav­va’nın cinlerin kuvvetinden faydalanmak için, kullandığı tılsımı, uykuda iken, çalmış; fakat bunu fena bir yolda kullanmıştır. Müslümanlar nazarında Süleymân tabiat üstü kuvvetlere hâkimdi. Bu zâtın yüzüğü Talmud hi­kâyeleri ile Arap rivayetlerinde ünlüdür. Bin bir gece hikâyelerinden balıkçı hîkâyesindeki peri Süleymân’ın mühürü ile kapa­tılmış bir kapta saklı bulunurmuş. Bugün ba isim ile (Mühr-ü Süleyman), Müslümanlar ve Mûsevîler tarafından taşınılan muska altı kö­şeli bir yıldızdır. Abrege das Merveilles’a göre, Berberiler de sihir ilminde pek mahir imişler ve tılsımlarını Nil’e atmak suretiyle, Mısır’m başına bir çok felâketler getirmişler imiş.
Arap lisanında tılsım ilmine dâir bir çok eserler vardır. Bu dalda en meşhur müellifler İspanya’ya İhvan-ü Safâ’nın risalelerini ge­tirmiş olan Mesleme Macriti (ölm. 1007) ile K. al-filöha al-nebatiya adlı bir eser yaz­mış olan kalpazan İbnül Vahşiya ve al-Büni’dir. Paris’te Millî kütüphanede bulunan bir kaç muska, yanlış olarak, büyük sûfî al-Gazzâli ‘ye isnat olunmaktadır.

İslâm kelâmı, sihiri: reddetmekle beraber, mus­ka takınmasına cevaz verir. Bu muskalar ekse­riya muhtelif tarîkatlere mensup dervişler ta­rafından yazılmakta olup, doğrudan-doğruya on­ları yazan dervişlerin elinden alındığı takdirde ancak bir faydası  olacağı söylenir.