Münacat Nedir -Edebiyat- Hakkında Bilgi

24

Münâcât. Klasik Şark edebiyatlarında konusu Allah’a yakarış olan manzumelerle bunların bestelenmiş şekillerine verilen ad.

Sözlükte “fısıldamak” anlamındaki necv kökünden türeyen münâcât “fısıldaşmak ve bir sırrı paylaşmak” demektir: genellik­le “yalvarmak, yakarmak, dua ve tazarruda bulunmak” mânasında kullanılır. Ede­biyat terimi olarak daha çok Allah’a yaka­rış maksadıyla yazılmış manzum ve men­sur eserleri ifade eder. Türk dinî mûsiki­sinde aynı konu etrafında yazılmış, rama­zan ayı boyunca sabah ezanından Önce minarede temcîdlerle birlikte okunan man­zumelere de münâcât adı verilmiştir.

İslâm kitap telif geleneğine göre bir sa­natkâr eserine Allah’a hamd (hamdele) ve Resûlullah’a salâtü selâm ile (salvele) baş­lar. Murettep divanlar, mesneviler ve diğer manzum eserlerde hamdele ve salvelenin yerini tevhid, münâcât, na’t ve mi’râciyye gibi dinî muhtevalı şiirler alır. Bu sıralanış esas itibariyle sanatkârın sahip olduğu dinî kültürü edebiyata yansıtması, Allah, pey­gamber ve insan arasındaki toplum ka­bullerinin edebî anlamdaki ifadesidir.

Münâcâtlarda umumiyetle kaside biçi­mi kullanılmış olmakla beraber gazel, mesnevi, kıta, rubâî, terkibibend ve terciibend gibi nazım şekilleriyle yazılmış örnekler de vardır. Bunlara mensur münâcâtlarla tek­ke-tasavvuf erbabının aynı muhtevadaki ilâhilerini eklemek mümkündür. Aruzun daha çok hezec ve remel bahirlerine ait vezinlerinin görüldüğü münâcâtların kısa vezin kalıpları yanında musammat gibi ga­zel ve kasidelerin yazılmasına uygun, orta­dan bölünebilen simetrik vezinler kullanıl­ması, tekke şairlerinin yazdıkları ilâhiler­de ise sekizli hece ölçüsünün tercih edil­mesi bunların bestelenmek üzere yazıldı­ğını düşündürmektedir.