Mukâtil bin Süleyman’ın Tefsiru’l-Hamsi Mie Âyeti Mine’l-Kur’ân, Adlı Eseri

Mukâtil bin Süleyman’ın Tefsiru’l-Hamsi Mie Âyeti Mine’l-Kur’ân, Adlı Eseri: İsminden de anlaşılacağı üzere, emir, nehiy, haram, helâl hususundaki beş yüz âyeti ele alarak onların tefsir ve izahını, Kur’ân’daki sıraya göre değil de, aynı konuya âit olanları bir araya getirip, ayrı ayrı bablar altında incelemiştir. Bu babların adedi sekizdir ve yazmadaki durum aşağıdaki gibidir:

1- 2b.

2-15b.

3- 21b

4- 34a

5- 42b.

6- 60a

7- 72b

8- 93b

Ayrıca bu bablar içerisinde “Tefstrut-Teyemmûm”, “Tefsîru’l-Vuduh diye başlayan, talî bölümler bulunmaktadır. Bu bölümlerden bazılarının bulundukları babın konusu ile hiç ilgisi olmadığı da müşahede edilir. Meselâ, oruç babında, hacc bölümü (25b); miras babında, ribâ (45a) ve içki (45b) yasağı; zina babında nezr (79b) ve zebiha (87a) bölümleri bulunmaktadır. Bu bakımdan eserdeki bâbları sekiz değil de, daha da çoğaltmak mümkündür. Eserde görülen böyle bir düzensizlik, Mukâtil’in bu eserinin, fıkhî tefsir eserlerinin ilk nev’i olduğu kanaatini kuvvetlendirmektedir. Daha sonraki devrelerde bu nev’i tefsirlerde fıkhî konuların, gelişmelere paralel olarak, düzenli bir şekil alacağını ve mükemmelleşeceğini göreceğiz.

Eserde, besmele ve duadan sonra, eserin Mukâtil’e kadar olan şu isnadı verilir:

Sonra, Mukâtil, cehennem köprülerini geçebilmek için insanoğlunun yedi yerde durdurulacağını ve onlara önce îmândan sonra namazdan, daha sonra da zekât, oruç, hacdan, ömründen ve zulüm yapıp yapmadığından sorulacağını, bu suallere cevap verebilirse, cennete gireceğini anlatır. Fecr Sûresi’nin 14. âyetini zikrederek, melekler insanları yedi yerde gözetler der ve amellerin îmânsız kabul edilemeyeceğini söyler. İslâm’ın esas rüknünün imân olduğunu ifade ettikten sonra, imânı açıklamaya çalışır:

Yukarıdaki ibarede, îmânın bu beş esasını göz önünde bulundurarak îmânın aslı budur şeklinde nihayetlendirince, îmânın altıncı rüknünü kabul etmiyor mu? Diye bir sual akla gelebilir. Mukâtil bu hususu, eserinin başka bir yerinde şöyle izah etmektedir:

Bu ibarelerden de anlaşılıyor ki, hayır ve şerrin, yani kaderin Levhi Mahfûz’da yazılmış olduğuna işaret ederek, onun da îmân esaslarından biri olduğunu ifâde etmektedir.

Mukâtil genel olarak bu eserini sekiz baba ayırmışsa da, her bâb içerisinde, o baba âit ahkâma taalluk eden çeşitli meseleleri ele almıştır. Bu husustaki âyetlerin delâlet ettiği hükümleri ortaya koymuş, bu hükümeri teyid edici mâhiyette, Hz. Peygember, sahabe ve tabiîlere ulaşan isnadlar vermiştir. ez-Zehebî, bu eserin Mansûr b. Abdulhamît el-Bâverdî tarafından rivayet edildiğini, içerisinde çeşitli hadislerin bulunduğunu, zayıflığına rağmen hadislerin yazılabileceğini, söyler. Bazen isnadlardan sonra, Mukâtil’in şahsî görüşleriyle meseleleri izah ettiği görülür. Bazen de kıraat hususlarına temas etmektedir. Çünkü kıraat değişiklikleri, ahkam âyetlerinin anlaşılmasında mühim rol oynar. Mesela,

İbn Mes’ud’un bu kıraati ile ayet daha açık bir şekilde anlaşılmaktadır.

Mukâtil’in bu eserinde Mücessime veya Müşebbiheyi teyid eden bir husus görülmediği gibi, ilk devir ehlisünnet âlimlerinin yolunda olduğunu da müşahede etmekteyiz. Meselâ Mut’a nikâhı hakkındaki görüşü, bunu teyid etmektedir:

Mukâtil, Mut’a nikahının İslâm’ın ilk günlerinde kullanıldığını, fakat sonradan talak ve iddet âyetleriyle neshedildiğini, bugün bu işi işleyenin Allah’ın ve Resulünün haram kıldığı bir işi işlemiş olacağını söylemektedir.

Fıkhî tefsirin ilk örneği olarak çok kısa bir şekilde sunmaya çalıştığımız, Mukâtil’in bu eseri ahkâm âyetlerini mezhep taassuplarından uzak olarak ele almakta ve İslâm’ın ilk günlerindeki fıkhî tefsir anlayışını bize aksettirmektedir. Ahkam âyetlerini açıklarken, âyeti âyetle Hz. Peygamber’in sünneti ile, sahabe ve tabiî kavilleriyle açıklamakta, âyet aralarına girerek yapmış olduğu kısa izahlardan başka, ahkam âyetlerini, ihtiva ettiği hükümle ilgili olarak ihtilaflara temas etmeden kendi şahsî görüşünü belirtmektedir. Kıraat değişikliklerinin ahkam âyetlerinin anlaşılmasında mühim rol oynadığını belirtmekte, yine ayetlerin açıklanmasında sebebi nüzul ve nesh meselelerinden faydalanmak suretiyle açıklamalar yapmaktadır.

Mukâtil’den kısa bir zaman sonra meydana getirilen tefsirlerde, artık yavaş yavaş mezhep taassubu ortaya çfkmakta ve bu tefsirler belirli bir mezhebi teyid ve müdafaa etmektedir. Her mezhepten ortaya çıkan birçok fakîh “Ahkâmu’l-Kur’ân” adlı altında eserler telif etmişlerdir.

Kaynak: Tefsir Tarihi, İsmail Cerrahoğlu, Fecr Yayınevi