Muhammed Kürd Ali Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi

21

Muhammed Ferîd b. Abdirrezzâk b. Muhammed (1876-1953) Suriyeli edebiyat ve tarih âlimi, gazeteci ve yazar.

Dımaşk’ta doğdu. Asıl adı Muhamn Ferîd’dir. Irak’ın Süleymaniye şehrini Dımaşk’a göç eden Kürt asıllı bir ail mensuptur. İlkokuldan sonra askerî i diyeye kaydoldu; burada Türk dili ve e biyatı okudu. Hıristiyan Azarlılar pa] okuluna iki yıl devam ederek Fransız ve edebiyatı dersleri aldı. Başta Tâhir Cezâirî olmak üzere Muhammed Mü rek el-Cezâirî, Selîm el-Buhâri gibi âlimlerden Arap dili ve edebiyatı ile tarih ilimleri tahsil etti. Ayrıca Voltaire, Rousseau, Montesquieu gibi yazarların eserlerini okuyarak zengin birikime sahip ol On iki yaşında babasını kaybeden P hammed Kürd Ali, Dîvânü’ş-şuûni’I-ec biyye’de altı yıl süren memuriyet haya da Arapça’dan Fransızca’ya ve Frannca’dan Arapça’ya çeviriler yaptı. On yaşında gazeteciliğe başladı; Şam’ın resmî haftalık gazetesi eş-Şâm’a redaktör olarak girdi. Mısır’ın el-Muktetaf dergisinde yayımladığı ilmî makaleleri Arap dünyasında şöhrete kavuştu. 19( de Kahire’de er-Râ’id el-Mışrî gazetesinde çalıştı- Aynı zamanda ez-Zâhir, Mü’eyyed ve el-Müsâmerât gazetelerinde yazı yazdığı gibi Muhammed Abduh ile tanışma fırsatı bularak onun her Üniversitesi’nde verdiği derslere katıldı. Bu sırada Paris’te neşredilen A celletü’l-‘âlemi’l-İslâmî dergisinde makaleleri yayımlandı. 1906’da Mısır el-Muktebes dergisini çıkardı. 1908 dergiyi Şam’a nakletti ve burada yayıı nı on yıl daha sürdürdü. Aynı adı taşıyan günlük siyasî bir gazete de neşrediyordu.

1909’da Fransa’ya gitti. Burada biri ay kalarak kütüphanelerdeki yazma eserleri inceledi ve Fransız filozofu Emile I utreaux ile tanıştı. Ardından Şam’a döndü. 1913’te ikinci defa Avrupa seyahatine çıktı; Fransa, İtalya, Macaristan ve İstanbul’u ziyaret etti. Bu seyahatten edindiği intibalarını ĞaiâHbü’i-Ğarb adlı kitabı ve el-Muktebes dergisinde yazdığı otuz üç makaleyle anlattı. Yolculuğu sırasinda İtalyan tarihçisi Leone Caetani tanıştı, onun kütüphanesinden yararla ve birçok eserinin malzemesini burac aldı.

Muhammed Kürd Ali, Şam’a geldikten sonra İttihatçılarda arasının açılması yü­zünden Şam’ı terkedip İstanbul’a gitti. 1918’de Şam’da kurulan ilk Arap hükü­metinin ordularıyla birlikte Şam’a dön­dü. Ardından Maarif Divanı başkanlığına getirildi. 1919’da el-Mecmau’l-ilmiyyü’l-Arabî’yi kurarak ilk başkanı oldu ve haya­tını bu akademiye adadı. Ayrıca Şam’da oluşturduğu arkeoloji kurumunun yanı sıra Zâhiriyye Kütüphanesinin gelişmesini sağladı. Bu kurumu yöneten Kürd Ali diğer Arap ülkelerinde de birer akade­minin açılmasına çalıştı ve Kahire Akademisi’nin kurucusu ve ölümüne kadar üye­si oldu.

Cemâleddîn-i Efgânî ile talebesi Mu­hammed Abduh’un başlattığı ıslah hare­ketini benimseyen Kürd Ali, Dımaşk Hu­kuk Enstitüsü’nde öğretim görevi üstlendiyse de genellikle resmî vazifelerden uzak kaldı. Ancak 1920-1922 ve 1928-1932 yıllarında Maarif bakanlığı yaptı. 1921’de üçüncü defa Avrupa seyahatine çıkarak Belçika, Hollanda, İngiltere, İs­panya, Almanya, İsviçre ve Macaristan’ı gezdi. Seyahat hâtıralarını elli bir maka­lede toplayıp Ğartfibü’l-Ğarb adlı ese­rinin ikinci baskısına ekledi. Muhammed Kürd Ali Şam’da vefat etti.

İletişimin bir ıslah vesilesi olarak öne­mini kavramış olan Muhammed Kürd Ali bu imkândan faydalanmıştır. Gazeteciyi bir eğitimci, akıl hocası, milletleri doğru yola sevkeden, hükümdarları denetleyen ve mazlumları savunan bir kişi olarak gör­müştür. eî-Muktebes dergisinde Osman­lı yönetiminin eksikliklerini ortaya koy­makla birlikte Osmanlı camiasından ay­rılmak istememiştir. Buna rağmen birçok Osmanlı valisinin hışmına uğramış, gaze­tesi kapatılmış ve kendisi yargılanmıştır. Bu sebeple Fransızların I. Dünya Savaşı’n-dan sonra Şam’ı işgalleri sırasında el-Muktebes’i kapatmış ve bilimsel araştırma­lara yönelmiştir. Taassuba karşı olan Mu­hammed Kürd Ali, Arap-İslâm medeni­yetini savunduğu gibi Batı medeniyetine hayranlığını da gizlememiştir. Batı medeniyetinden faydalanırken Araplar’ın kendi geçmişlerini unutmamaları gerektiğine dikkat çekmiştir. Araplar’ın kültürel ya­bancılığa düşmemeleri için Japonlar’ı ör­nek almalarını özellikle önermiştir. Bu çer­çevede Abdülaziz Fehmi Paşa’nın Arap­ça’yı modernleştirmek maksadıyla Latin harflerini kabul etme fikrine karşı çıkmış ve bunun Kur’an dilini bozma, İslâm kül­türünü yok etme amacı taşıdığını belirt­miştir.

II. Meşrutiyetin ardından İttihatçıların Türkçülük politikasının Osmanlı uyanışını çıkmaza soktuğunu, Osmanlı Devleti’nin sınırlan içinde Türkler’in ve Araplar’ın bir arada yaşaması gerektiğini söylemiştir. Ancak I. Dünya Savaşı’ndan ve Osmanlı Devleti’nin parçalanmasından sonra Arap birliğinin kurulmasını desteklemiştir. Mu­hammed Kürd Ali, İttihatçılar devrinde Türkler ve Araplar’dan oluşan Hürriyet ve İtilâf Fırkası adında siyasî bir parti kur­muştur. Suriye’deki Fransız mandası dev­rinde de müslüman ve hıristiyanların yer aldığı el-Hizbü’l-vatanî’yi oluşturmuşsa da uzun süre devam ettirememiştir. Ta­rihçi kişiliğiyle de bilinen Muhammed Kürd Ali, çalışmalarında İslâm medeni­yetinin başarılarını ve Ortaçağ’da Avrupa üzerindeki etkisini dile getirmiş, şarki­yatçılara reddiye yazmıştır.

TDV İslâm Ansiklopedisi