Muhammed Bahaeddin Erzincani Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi

69

Muhammed Bahâeddin Erzincânî (ö. 879/1474) Anadolu’da faaliyet gösteren ilk Halveti şeyhlerinden.

Erzincan’ın Kerliç [Keserliç /Keleriç] ka­sabasında [bugün Üzümlü ilçesinin Karakaya köyü] doğdu. Kaynaklarda Pîr Mu­hammed Erzincânî olarak geçen ve bazan kısaca Şeyh Pîrîveya Pîrî Halîfe ola­rak anılan adına XX. yüzyılın başlarında yazılan eserlerde Bahâeddin kelimesinin eklendiği görülmektedir. Ha­yatı hakkındaki son derece sınırlı bilgiler, büyük ölçüde Cemâleddin Hulvî’nin 1030 (1621) yılında tamamladığı Lemezöt adlı eserine dayanmaktadır. Abdurrahman-ı Câmî’nin Nefehâtü’l-üns’ünü tercüme ederken esere Anadolu’da yetişen velî­leri de ilâve eden Lâmiî’nİn, Muhammed Erzincânfnin mürşidi ve Halvetiyye tari­katının ikinci pîri Seyyid Yahyâ-yi Şirvânî ile Pîr Şükrullah, Dede Ömer Habib Karamânî gibi halifelerine yer ver­diği halde ondan sadece ismen Molla Pîrî diye bahsetmesinin sebebi anlaşılama­maktadır.

Hulvî. Erzincan’da bir medresede mü­derris olan Muhammed Erzincânî’nin gördüğü bir rüya üzerine Şirvan’a gidip Yahyâ-yı Şirvânî’ye intisap ettiğini, seyrü sülûkünü tamamladığında halife tayin edilerek irşad göreviyle Erzincan’a gön­derildiğini, doğduğu kasabada bir zaviye ve mescid yaptırıp Halvetiyye tarikatını yaymaya başladığını söyler. Onun Şirvan’a ne zaman gittiği, orada ne kadar kaldığı ve Erzincan’a hangi tarihte döndüğü bi­linmemektedir. Ancak Şirvan’a gitmeden önce müderrislik yaptığına göre bu sıra­da otuz kırk yaşlarında olduğu ve mürşi­di 868’de (1464) veya ertesi yıl vefat etti­ğine göre Erzincan’a bu tarihten önceki yıllarda döndüğü söylenebilir. O dönem­de Erzincan ve çevresine hâkim olan Ak-koyunlu Sultanı Uzun Hasan’ı Fâtih Sul­tan Mehmed ile savaşmaması konusun­da uyardığına dair menkıbe. Muhammed Erzincânî’nin bölgedeki manevî nüfuzu­nu göstermesi bakımından önemlidir. Menkıbeye göre Muhammed Erzincânî’­nin uyarısını dinlemeyip Fâtih ile savaşa girişen ve Otlukbeli’nde uğradığı yenilgi­den sonra şeyhin zaviyesine gelip akıbe­tinin ne olacağını soran Uzun Hasan şeyh­ten Fâtih’in kerem sahibi bir sultan oldu­ğu ve kendisini asla üzmeyeceği cevabını alınca rahatlamış, şeyhin halifelerinden Pîr Ahmed’i Fâtih’e elçi olarak gönder­miştir. Hulvî, Osmaniılar’la Akkoyunlular arasındaki barış antlaşmasının bu olayın ardından gerçekleştiğini söyler.