Muhammed Ali Cinnah Kimdir, Hayatı

39

Muhammed Ali Cinnah. Devlet adamı,  Pakistan bağımsızlık mücadelesinin önderi ve ilk devlet başkanı (25 Aralık 1876’da Karaçi’de doğdu, 11 Eylül 1948’de aynı yerde öldü).

Cinnah’ın dedesi Hindu inancından Şii İslam’ın kollarından İsmailiye geçerek müslüman olmuştu, Cinnah ise daha sonra yine Şii’liğin Oniki İmam inancını tercih etti. Babası tüccar idi. İlk ve ortaöğrenimini Karaçi ve Bombay’da tamamladı. Babası oğlunun da kendisi gibi tüccar olmasını istiyordu. Bu amaçla, işletmecilik okuması için onu 1892’de İngiltere’ye gönderdi. Ama Cinnah, Londra’da işletmecilik yerine hukuk okumaya karar verdi ve Lincoln’s Inn’e kaydoldu. Baroya girmek için gerekli sınavları çok kısa bir süre sayılan iki yıl içinde başardı. Baroya girdikten sonra iki yıl daha İngiltere’ de kaldı. Parlak bir hukukçu olarak dikkat çekti.

Siyasi konularla ilk ilişkisi Londra’da yaşadığı dönemde oldu. Burada liberal bir Hintli olan ve Hindistan bağımsızlık mücadelesinin temellerini atanlardan Dadabhoy Naoroji ile tanıştı. Naoroji’nin İngiltere Parlamentosu’na girebilmesi için başlatılan seçim kampanyasına katıldı.

1896’da, Karaçi’ve döndü. 1897’de Bombay’a geçerek avukatlık yapmaya başladı. Başarılı bir avukat olarak Bombay’da ün yaptığı sırada, 1900’de yargıçlığa atandı.

Cinnah, etkin siyasi yaşama 1906’da girdi. O yıl Hindistan’da İngiltere’ye karşı bağımsızlık mücadelesini yürütecek olan Kongre Partisi’nin Kalküta’daki genel kurul toplantısına katıldı. Genel kurula Dadabhoy Naoroji başkanlık ediyordu. Naoroji ile Londra yıllarından gelen tanışıklık ve işbirliği sayesinde onun özel sekreterliğini üstlendi. İngiliz yönetimi, 1909’da Hindistan’daki Yasama Konseyi üyelerinin sayısını artırdı. Buı un üzerine Cinnah, Bombay’daki Müslümanlar’ı temsilen konseye seçildi. Konseyin amacı, Hindular ile Müslümanlar arasında uzlaşma sağlayarak, Hindistan’ın kendi kendini yönetmesine hazır hale gelmesine katkıda bulunmaktı. Cinnah, parlamenter olarak ilk deneyimini Yasama Konseyi üyeliği döneminde elde etti. Cinnah, Yasama Konseyi’nde çalıştığı dönemde Hindu-Müslüman birliği için çaba gösterdi. Müslü-manlar’ın Hindular’dan ayrı bir ulus, ayrı ulusal çıkarları bulunan bir topluluk olarak değerlendirilmesi gerektiği yolunda o sıralarda ileri sürülen düşüncelere yakınlık göstermedi. Bununla birlikte, 1912’de Müslüman Birliği’nin (Moslem League) yıllık toplantısına katıldı. Müslüman Birliği’nin üyesi değildi.

Ancak direnmeler karşısında, Hindistan’ın tümünün birlik içinde, İngiltere’den bağımsızlığını elde etmesi mücadelesine gölge düşürmemesi koşuluyla Müslüman Birliği üyeliğini kabul etti. Böylece Cinnah, Hindistan’ın en büyük iki siyasi kuruluşunun, hem Kongre Partisi’nin, hem de Müslüman Birliği’nin aynı zamanda üyesi durumundaki tek kişi oldu.

Hem Kongre Partisi, hem de Müslüman Birliği üyesi olması Hindu-Müslüman birliği yolundaki çalışmalarında kendisine büyük avantaj sağlıyordu. Hindular’la Müslümanlar’ı birbirlerine yaklaştırmaya çalışırken, Müslümanlar’ın anayasal güvencelere sahip olmaları gerektiği düşüncesindeydi. Gösterdiği çabaların sonucu, 1915’te Kongre Partisi ile Müslüman Birliği yıllık genel kurul toplantılarını aynı kentte, Bombay’da yaptılar Müslüman Birliği’nin toplantısında izleyiciler arasında Hindistan bağımsızlık mücadelesinin önderi olarak tarihe geçecek olan Mohandas Gandi de vardı.

Cinnah, bir yıl sonra, Müslüman Birliği’ne başkan seçildi. 1916’da Kongre Partisi ile Müslüman Birliği yıllık genel kurul toplantılarını Lucknow kentinde düzenlediler. Cinnah, her iki örgütün Hindistan için anayasal reformlar üzerinde anlaştıklarını belgeleyen Lucknow Paktı’nın hazırlanmasında ve imzalanmasında büyük rol oynadı.

1920 yılı Cinnah’ın siyasi yaşamında önemli bir dönüm noktası sayılır. O yıl, Kongre Partisi Gandi’nin etkisiyle İngiltere hükümetiyle uzlaşma yollarını terketmeyi ve yabancı mallara boykot uygulamayı kararlaştırdı. Cinnah, bunu anayasa ve hukuk dışı mücadele biçimlerine kaymak biçiminde görerek, Gandi ile yöntem ayrılığına düştü. Gandi 1918’den beri Hindular’ın, Cinnah ise Müslümanlar’ın önderi olarak simgeleşmişlerdi. Gandi-Cinnah ayrılığı zaten hiçbir zaman tam anlamıyla bir ulusal birlik temeli üzerinde pekişmemiş olan Hindular’la Müslümanlar arasındaki ayrılığın derinleşmesine yol açtı ve Cinnah, 1921’de Kongre Partisi’nden ayrıldı.

Aslında her iki önder de Hindular ile Müslümanların birbirlerine karşı eyleme girişmesini önlemeye, aşırı militan unsurları dizginlemeye çalışıyorlardı. Cinnah, 1920’lerde Kongre Partisi’nden istifa etmiş Siyasi yaşamt olmakla birlikte Hindu-Müslüman işbirliği için uğraşmayı sürdürdü.

Hindistan Müslümanları’nın, Hindular’la birlikte yaşayamayacak ayrı bir uiusal topluluk biçiminde Müslümanlar oluşmaları süreci 1930’larda başladı. 1930’dan başlayarak büyük şair Muhammed İkbal ve Çavduri Rahmet Ali gibi önderler ayrı bir Müslüman vatanı görüşünü ortaya atmışlardı. İngiltere hükümetinin 1935’te yayınladığı Hindistan Yönetim Yasası, Cinnah’ı Hindistan’da Hindular’la Müslüarada, aynı devlet çatısı altında yaşamalarına olanak kalmadığına kesin olarak inandırdı.

Hindistan Yönetim Yasası, yerel Hindistan yönetimine özerklik tanımaktaydı. Hindular, yasa ile kendilerine verilmiş olan haklardan fazlasını istediler ve yasa Müslüman hakları aleyhine değiştirildi. Bu yasanın ardından Hindistan Müslümanları İkbal’in düşünsel yönlendirmesi ve Cinnah’ın siyasi önderliği altında tüm ülke çapında örgütlendiler. 1940’ta, Pakistan sözcüğü ilk kez kullanıldı. 22 Mart 1940 tarihinde Lahor’da toplanan Tüm Hindistan Müslüman Birliği genel kurulunda, Lahor Tasarısı ya da Pakistan Kararı adıyla bilinen kararda Asya alt-kıtasında İngiliz egemenliğinin kalkmasından sonra Müslüman çoğunluğa dayalı bir Pakistan devletinin kurulması öngörülmüştü. Cinnah, 1940’tan sonra Hindistan Müslümanları arasında Kaid-i Azam (büyük önder) sıfatıyla anılmaya başladı.

Karara, Ingiltere ve Kongre Partisi ayrı ayrı karşı çıktılar. 1944 Eylülü’nde Cinnah ile Gandi son kez bir araya gelerek ortak davranma yollarını araştırdılar. Gandi, Müslümanlar’dan ayrı bir ulus doğabileceğine inanmıyordu. Hindistan önce İngiltere’den kurtulmalı, ayrıntılar daha sonra Hindular ve Müslümanlar arasında görüşülmeliydi. Müslümanlar’a verilecek haklar bu çerçevede ele alınmalıydı. 1944 görüşmeleri anlaşmazlıkla sonuçlandı, Pakistan ile Hindistan’ın iki ayrı devlet olarak kurulmalarınm yolu açıldı.

14 Ağustos 1947’de İngiltere’nin Hindistan’a bağımsızlık tanımak zorunda kalması üzerine, aynı gün hem Pakistan hem de Hindistan devleti kuruldu. Cinnah, Pakistan’ın ilk genel valisi ve kurucu meclis başkanı oldu.

Yaşamı, Gandi ve Nehru’nun Hindistan’ın bağımsızlığa kavuşması mücadelelerine koşut mücadele içinde geçen Cinnah, önceleri Hindu-Müslüman birliğine inandıysa da sonra bu tutumdan vazgeçerek Müslümanlar’a önderlik etti. Bunda, Kongre Partisi’ nin Nehru’nun etkisindeki koyu Hindu görüşlerinin izinde olmasının da rolü oldu. Gandi ile de önemli görüş ayrılıklarına düştü. Gandi’nin mücadele yöntemini benimsemedi. Cinnah, pasif direnişin geçerli olamayacağını, koşullar gerektirdiğinde şiddetin zorunlu olabileceğini savunuyordu. Bu nedenle, Hindu çevrelerince İngiltere’ye karşı yürütülen mücadeleyi bölmekle suçlandı.

Cinnah, uzun ve kararlı bir mücadele sonunda Hindistan yarımadasında çeşitli coğrafi bölgelere dağılmış ve birçok farklı dil konuşan Müslümanlar’ı tek bir ulus ve devlet altında toplamayı başarmıştır.

Eserleri (başlıca)

  • Speeches and Writings of Mr. Jinnah, (ö.s.) J.Ahmad (yay.), 2 cilt, 1960-1964
  • Quaid-i Azanı Jinnah’s Correspondence, (ö.s.),J.Ahmad-S.S.Pirzada (yay.), 1966