Müellefe-i Kulüb Nedir, Müellefe-i Kulüb Uygulaması

27

Kur’an’da Tevbe Suresi 69. âyette zekâtın verilebilecek yerler belirtilirken adı geçen “Müellefe-i kulüb” “kalbleri İslam’a ısındırılmak” veya “şerlerinden emin olunmak” istenen kimseleri ifade etmektedir. Buna göre göre İslâm’a bir yakınlık duymakla beraber henüz Müslüman olmamış kimseler ile, etkili ve nüfuzlu biri olup da İslâm’a zarar vermesinden çekinilen kişiler bu ifadenin içine girmektedir. İslam devleti bu tür kimselere zekât gelirlerinden pay ayırmıştır. Ömer’in halifeliği döneminde müellefe-i kulüba zekat vermemiştir. Bunun bir Kur’an emri olduğu hatırlatılmasına rağmen kararını değiştirmemiş ve şu sözlerle gerekçelendirmiştir: “Artık Müslümanlık güçlenmiştir. Kimsenin ona zarar vermeye gücü yetmez. Kimsenin himmetine ihtiyacı yoktur. Dileyen İslâmı kabul eder, düşmanlık edenede haddini bildiririz”

Şu iki olay “Müellefe-i kulüb”ün amacının anlaşılması açısından zikredilebilir:

Müslüman olmayanlara zekât verilmesinin sebepleri iki grupta toplanabilir. Birincisi; kalplerinin ısındırılması ile müslümanlığı kabul etmeleri umulan kimselerdir. Örneğin, Safvan b. Ümeyye bunlardandır. Kendisi şöyle der: “Huneyn Gazvesinde Hz. Peygamber, bana ganimet mallarından bir pay verdi. Halbuki o benim en sevmediğim kimse idi. Bana vermeye devam etti; sonunda insanlar içinde en sevdiğim kimse oldu” (Tirmizî, III, 27).

İkincisi; müslümanlara eziyette bulunup kötülüklerinden korkulduğu için kendilerine zekât verildiği taktirde, müslümanlara yapılacak eziyetlerin önlenmesi umulan ve bu sayede diğer gayri müslimlere karşı müslümanların kuvvet açısından yararlanacakları kimselerdi. İbn Abbas bu grup insanlar hakkında şöyle bir hadis rivâyet eder: “Bazan bir kavim Hz. Peygamber’e gelir; eğer Hz. Muhammed onlara bir şey verirse İslâmiyeti överler ve “bu din gerçekten iyi bir dindir” derlerdi. Ve eğer vermeyip boş çevirirse İslâm dinini kötülerlerdi. Süfyân b. Harb, Uyeyne b. Hısın ve el-Ekra’ b. Hâbis bunlardandı” (Müslim, II, 735).

Hz. Muhammed’in Müellefe-i Kulüb Uygulaması ve Yapılan İtirazlar