Muamma Nedir Ne Demektir Anlamı Muammanın Kaideleri

Muammâ (Ar. i.)

Anlaşılması güç veya imkânsız söz. Bilmece nevilerinden biri. Yine bir bilmece nevi olan “lûgaz” dan farkı, lûgazın her şeye muammanın ise sadece insan ismine delâlet etmesidir. Eski şairler muammâyı tertibe de, çözmeye de büyük önem vermişlerdir. Muamma tertibi için dört kaide vardır.

  1. A’mâl-i tahsilî (Gizlenen ismi bir kelime içinde yazıp, nereden başladığını ve nerede bittiğini gösterir)
  2. A’mâl-i tekmilî (Gizlenen isme ait harflerin yan yana getirilmesi, lüzumsuz harflerin (düşürülmesi)
  3. A’mâl-i teshili (Muammanın çözüm yolunu göstermek usulü)
  4. A’mâl-i tezyidi (Kasdedilen ismin harflerine ait hareke, sükun, şedde vs. i gösterir)

Muammâ ekseriya tek bir isim gizleyen bir beyit şeklinde tertip edilmekle beraber, birden fazla ismi de ihtiva edebilir. Muammâyı ihtiva eden kelimelerin, şiirin son mısraında olmasına dikkat edilirse de her zaman buna uyulmaz.

İranlılar muammâya, Arablar lûgaza önem vermişlerdir. Türk Divân Edebiyatı’nda ise lûgaz ihmal edilmemekle beraber muammâ daha çok tercih edilmiştir. Saz şâirleri de muammâya önem vermişlerdir ve bununla birbirlerine meydan okumuşlardır. Ancak halk şâirleri sadece insan isimlerini ihtiva eden bilmecelere değil, her türlü bilmecelere muammâ adını vermişlerdir.

Divân şiirinde muammâ ile en fazla Edirneli Emri uğraşmıştır. Mir Hüseyin Muammâyi adlı Acem şâiri hemen bütün ömrünü muammâ ile uğraşarak geçirmiştir. Bu şâirin Esami-i Hüsna adlı eserini Lami Çelebi Mir’atü’l-esmâ yahut Câm-ı cihannumâ adıyla Türkçe’ye çevirmiştir. Ayrıca divanlarda “Muammâyât” kısımları bulunurdu.