Montaigne Kimdir, Hayatı, Eserleri, Edebi Kişiliği, Hakkında Bilgi

82

MONTAIGNE, Michel de (1533-1592)

Fransız, düşünür. Us ilkelerine dayalı, kuşkucu bir anlayışla yazdığı Denemeler’ i Batı düşüncesinin gelişmesinde etkili olmuştur.

28 Şubat 1533’te Perigord’da doğdu, 13 Eylül 1592’de aynı kentte öldü. Katolik inançlara bağlı, varlıklı ve soylu bir ailenin çocuğudur. Babasının etkisiyle, çok küçük yaşta öğrenim görmeye başladı. 1546’da College de Guienne’i bitirdi, Toulouse Üniversitesi’nde hukuk okudu. Bir süre Bordeaux parlamentosunda danışman, sonra belediye başkanı, Etat Generaux’da milletvekili gibi değişik görevlerde bulundu. Almanya ve İtalya’da gezilere çıktı, bu sırada, La Boetie ile arkadaş oldu. Daha sonra bütün görevlerini bırakarak şatosuna çekildi, kendini felsefe ve edebiyatla ilgili çalışmalara verdi. Özellikle Yeni Stoacı filozoflardan Cicero, Seneca’yı inceledi, Kuşkuculuk’un öncüsü Pyrrhon’u, Sekstos Empeirikos’u, ayrıca Plutarkhos’u ve Özdekçilik’in temel kaynağı sayılan Lucretius’u, Anadolu-Yunan filozoflarını, Latin ozanlarını okudu. Bu çalışmaları sonucu felsefede us ilkelerine dayalı, kuşkucu bir yöntemi benimsedi.

Montaigne’in görüşleri, toplu olarak, Essais (Denemeler) adlı yapıtında sergilenmiştir. Değişik konuları içeren, bu deneme türündeki kısa yazıların odağını insan, onun yaşamı ve doğası oluşturur. Ona göre insan gerçeği kavrayabilmek için, kuşkuyu ilke edinmesi gereken bir us varlığıdır. Ancak us ve deney bütün gerçekleri kavramaya elverişli değildir. Bu nedenle, her türlü kesin yargıdan kaçınmalı, usu aydınlatacak başka bir kaynak da aramalıdır. Bu kaynak inan olabilir. Ancak, Montaigne’in inan konusundaki kanısı, kimi felsefe tarihçilerince tartışmalı görülmüş, bağlı bulunduğu Katolik çevrenin tepkisinden kaçındığı için böyle bir yolu seçer görünmeyi yeğlemiştir, denmektedir.

Montaigne’in düşüncesine göre insan, us varlığı olmasına karşın, kendini beğenmiş, büyüklenmeyi seven, bu nedenle de bütün yaratıklar içinde en olumsuz olandır. Onun kendisini bütün yaratıklardan üstün görmesi doğasından kaynaklanan bir eksikliktir. Oysa hayvanların yetenekleri, duyguları incelendiğinde, insanla hayvan arasında önemli bir ayrılığın bulunmadığı görülür. Kimi hayvanlarda, kendi varlık ortamlarına göre, insandan daha ileri durumda bir beceri yeteneği vardır.